Başvuru, tutuklu kalınan süre için verilen tazminatın düşük olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesi ve mahkeme kararlarının gerekçeli olmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutuklu kalınan süre için verilen tazminatın düşük olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesi ve mahkeme kararlarının gerekçeli olmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 3/10/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu; nitelikli cinsel istismar, yol kesmek suretiyle yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yargılandığı davada 14/4/2007 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucunun bu davada 22/4/2010 tarihinde beraatine ve tahliyesine karar verilmiştir. Beraat kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 5/10/2011 tarihli ilamıyla onanmıştır. Beraat kararının kesinleşmesinden sonra başvurucu; tutuklu kaldığı süre için 068,60 TL maddi, 000 TL manevi tazminata hükmedilmesi talebiyle Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinde Maliye Hazinesi aleyhine dava açmıştır. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 17/4/2012 tarihli duruşmada başvurucunun maddi zararı hususunda bilirkişiden rapor alınmasına karar vermiştir. 4/12/2012 tarihli duruşmada bilirkişiye rapor ve dosyayı ibraz etmesi hususunda ihtarat yapılmasına ve bir sonraki duruşmanın 25/12/2012 tarihine bırakılmasına karar verilmiştir. Başvurucu müdafii 12/12/2012 tarihinde, Mahkemeye 25/12/2012 tarihinde başka bir davada duruşması olduğunu belirterek mazeret dilekçesi sunmuştur. 25/12/2012 tarihli duruşmada Mahkeme, başvurucu müdafiinin mazeret dilekçesini delillendirmediği gerekçesiyle mazeretin reddine karar vermiştir. Bu duruşmada dosya bilirkişiden dönmüş, bilirkişi raporu okunmuş ve duruşma savcısından görüşü sorulmuştur. Mahkeme; aynı duruşmada yargılamayı sonlandırarak başvurucuya 981,44 TL maddi, 000 TL manevi tazminat ve 400 TL vekâlet ücreti ödenmesine, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:"Mahkememizce yapılan yargılama, Bakırköy AĞCM'nin dava dosyası, tazminat talebine ilişkin bilirkişi raporu ve dosya kapsamındaki diğer tüm deliller, davalı savunması, davalı vekilinin beyanı hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacının hakkında yapılan soruşturma kapsamında Bakırköy 3 Sulh Ceza Mahkemesinin 04/04/2007 tarihli ve 2007/116 Sorgu sayılı kararıyla tutuklandığı ve 22/04/2010 tarihinde tahliye olduğu ,hakkında kasten tasarlayarak adam öldürme, nitelikli yağma, cinsel saldırı, konut dokunulmazlığını ihlal etme, hürriyetten yoksun kılma suçundan Bakırköy 8 Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda mahkemenin 2007/220 Esas - 2010/131Karar sayılı ilamıyla beraatine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, davacının beraat kararı verilmesi nedeniyle haksız olarak tutuklu kaldığı anlaşılmakla; bilirkişi raporu da gözönüne alındığında tazminat talebinin 981,44 TL 'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin talebinin reddine, manevi tazminat talebinin de 20,000,00 TL lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin kısmının reddine ve tutuklama tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur." Başvurucu bu kararı temyiz etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 23/6/2014 tarihli ilamıyla ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, davalı ve davacı vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;1-Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının toplamı üzerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmında yer verilen oranlar üzerinden, '597,95' TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, karar tarihindeki maktu vekalet ücretine hükmedilmesi,2-Dava dilekçesinde, tutuklama tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmasına rağmen, davacı lehine hükmolunan maddi ve manevi tazminatlar için, 2007 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi,3-Gerekçeli karar başlığında, 'dava' yerine 'suç', dava tarihi yerine, 'suç tarihi ve saati' ile' suç yeri' ibarelerine yer verilmiş olması,İsabetsiz olup, davalı ve davacı vekillerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/ maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyen bu hususların aynı Kanunun maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, gerekçeli karar başlığında yer verilen 'suç yeri' ibaresi çıkartılarak, 'suç' ibaresi yerine 'dava', 'suç tarihi ve saati' yerine 'dava tarihi' yazılması ve hükmün vekalet ücretine ilişkin beşinci bendi hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine hükmolunan maddi ve manevi tazminat miktarlarının toplamı üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre '597,95' TL olarak hesaplanan nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ibaresinin yazılması ve hüküm fıkrasının birinci ve üçüncü bendlerinde davacı lehine hükmolunan maddi ve manevi tazminatların yasal faize ilişkin kısımlarında yer alan '2007' ibaresinin çıkartılıp yerine '2007' ibaresinin yazılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmün düzeltilerek onanmasına [karar verildi]. Bu karar başvurucuya 8/9/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 3/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;...e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." B. Uluslararası Hukuk Sözleşme Metinleri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özgürlük ve güvenlik hakkı" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir: " Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:...c) Kişinin bir suç işlediğinden şüphelenmek için inandırıcı sebeplerin bulunduğu veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olma zorunluluğu kanaatini doğuran makul gerekçelerin varlığı halinde, yetkili adli merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulması;... Bu madde hükümlerine aykırı bir yakalama veya tutma işleminin mağduru olan herkes tazminat hakkına sahiptir." Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir..." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin maddesinin (5) numaralı fıkrasında öngörülen tazminat hakkı, ulusal bir makam veya Sözleşme kurumları tarafından bu maddenin diğer fıkralarından birinin ihlal edildiğinin sabit bulunduğu varsayımına dayanır (N./İtalya [BD], B. No: 24952/94, 18/12/2002, § 49). Sözleşme'nin maddesinin (1), (2), (3) ve (4) numaralı fıkraları kapsamında bir özgürlükten yoksun bırakılma için tazminat almak üzere başvuru imkânının bulunması hâlinde anılan maddenin (5) numaralı fıkrasına uygunluk sağlanmış olacaktır (Wassink/Hollanda, B. No: 12535/86, 27/9/1990, § 38). AİHM'e göre bir müdahalenin telafi edilmesine yönelik hukuk yollarının başarısızlığı Mahkemenin sonradan zaman bakımından yargı yetkisine dâhil edilmez (Blecic/ Hırvatistan [BD], B. No: 59532/00, 8/3/2006, §§ 77-79). AİHM, Korizno/Litvanya (k.k.) (B. No: 68163/01, 28/9/2006) kararında zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten önce başvurucunun gözaltına alınmasının sona erdiğini belirterek Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlal edildiği şikâyetinin yanı sıra (5) numaralı fıkrasının ihlal edildiği iddiasını da incelememiştir.