Başvuru, çocuğun cinsel istismarı suçunun işlendiği iddiasıyla yapılan şikâyet üzerine başlatılan soruşturma sonucu kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, çocuğun cinsel istismarı suçunun işlendiği iddiasıyla yapılan şikâyet üzerine başlatılan soruşturma sonucu kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucunun yasal temsilcisi olan anne, ilk evliliğinden olma 9/8/2003 doğumlu kızı T.K.nın 2014ile 2016 yılları arasında üvey dedesi S.nin cinsel istismarına uğradığını ileri sürerek 31/1/2018 tarihinde Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık) şikâyette bulunmuştur. Yasal temsilci olan anne; Başsavcılık tarafından başlatılan soruşturma kapsamında alınan ifadesinde önceki evliliğinden olma kızı T.K. ile birlikte şikâyet tarihinden yaklaşık 1,5 yıl öncesine kadar ikinci evliliğini yaptığı eşinin babası olan S.nin evinde yaşadıklarını ve daha sonra taşındıklarını, T.K.nın şikâyet tarihinden on beş gün kadar önce kendisine anlattığına göre kayın babası S.nin aynı evde yaşadıkları süre boyunca değişik tarihlerde T.K.ya cinsel temas içeren eylemlerde bulunduğunu, "Kızının ne yapıyorsun?" diye tepki vermesi üzerine ise onu "Bak kimseye söyleme rezil olursun, annen, baban boşanmak zorunda kalır." şeklinde korkuttuğunu belirtmiştir. Başsavcılık aynı gün T.K.yı mağdur sıfatıyla beyanının alınması için Antalya Çocuk İzlem Merkezine (İzleme Merkezi) sevk etmiştir. Cumhuriyet savcısı, adli görüşmeci ve vekili eşliğinde alınan ifadesinde T.K., üvey dedesi olan şüphelinin aynı evde ikamet ettikleri zaman zarfında birden çok kere vücudunu ellediğini, bir seferinde de parmağını cinsel organına soktuğunu, bilgisayarından ya da telefonundan açtığı cinsel içerikli videolar izlettiğini, yaşanılan olayları kimseye anlatmaması konusunda kendisini tehdit ettiğini; yaşadıklarını öz babasıyla ayrılık yaşayan annesini üzmemek ve üvey dedesinin olanları birine söylerse annesinin boşanacağını ve sokakta kalacaklarını söylemesi üzerine korktuğu için kimseyle paylaşmadığını, olayları şimdi anlatmasının nedeninin ise benzer şeyler yaşamış olan bir arkadaşının olanları ailesine anlatmasından aldığı cesaret olduğunu söylemiştir. T.K., üvey dedesinin bu eylemleri anne ve babası evde yokken yaptığını, dedesinin eşi evdeyse eşini komşuya gönderdiğini de ifade etmiştir. Hemşire olan adli görüşmeci aynı tarihli adli görüşme değerlendirme raporunda; başvurucunun anlama, kavrama ve ifade etme ile ilgili bir sorunu olmadığını, zihinsel gelişiminin içinde bulunduğu dönemle, anlatımlarının da beden diliyle uyumlu olduğunun gözlemlendiğini belirtmiştir. Başsavcılığın talebi üzerine yine aynı gün Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen sağlık raporunda T.K.nin vücut muayenesinde herhangi bir cinsel ilişki iz ve emaresi bulunmadığı ancak T.K.nin çocuk psikiyatrisi birimine sevkinin uygun olacağı tespitleri yapılmıştır. Başsavcılık talebi üzerine alınan ve bir çocuk psikiyatrisi uzmanı tarafından hazırlanan 7/2/2018 tarihli raporda; yapılan testlerde sinirlilik, olayla ilgili düşlemler, depresif belirtiler gibi travma sonrası stres bozukluğu ile uyumlu bulgular gözlenen ve psikiyatrik tedavi önerilen küçüğün cinsel istismar fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı, ifadeleriyle psikolojik belirtilerin birbiriyle örtüştüğü ve ifadelerine itibar edilebileceği tıbbi kanaatine varıldığı belirtilmiştir. S.nin evinde yapılan aramada ele geçirilen dizüstü bilgisayar, cep telefonu, üç flash bellek ve bir hard disk üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 23/2/2019 tarihli CD İzleme ve Çözümleme Tutanağı'na göre birçok doküman, yetişkinlere ait pornografik içerikli birçok fotoğraf ve küçük bir kız çocuğunun banyoda çıplak hâlde çekilmiş dört fotoğrafı tespit edilmiştir. Başvurucu vekili, Başsavcılığa verdiği 16/7/2019 tarihli dilekçede bu dört fotoğrafın anne T.nin ikinci evliliğinden dünyaya gelen ve dede S.nin öz torunu olan T.ye (cinsel istismar suçunun mağduru olduğu iddia edilen T.K.nın anne bir olan üvey kardeşi) ait olduğunu beyan etmiştir. Şüpheli S. Cumhuriyet savcısı huzurunda ve müdafii eşliğinde alınan ifadesinde, oğlu ile başvurucunun yasal temsilcisinin evlendikten sonra yanlarına taşındığını ve bir süre aynı evde birlikte yaşadıklarını, oğlunun ve başvurucunun yasal temsilcisi olan gelininin önceki borçlarından dolayı sürekli kendisinden para talep ettiklerini, sahibi olduğu bir tarlanın satılarak elde edilen paranın kendilerine vermesini istediklerini ancak bunu kabul etmediği için ev içinde sürekli huzursuzluk çıkardıklarını, bu nedenle eşiyle (S.nin eşi) T.K.nın kavga ettiğini, tarla satılmayınca oğlu ile ailesinin evden ayrıldıklarını ancak para istemeye devam ettiklerini, T.K.nın iftira atmasının sebebinin bu olabileceğini, nakliye işiyle uğraşıp şoförlük yaptığı için ayın yirmi beş günü evde olmadığını, evindeki dijital materyallerde bulunan pornografik fotoğrafların kendisiyle ilgisi olmayıp fotoğrafları bilgisayarı ortak kullanan oğullarının yüklemiş olabileceğini, küçük çocuğun banyo yaparken çekilmiş fotoğraflarının ise -hatırladığı kadarıyla- anı olması için bizzat T.K. tarafından çekildiğini beyan etmiştir. Başsavcılıkça tanık olarak dinlenen üvey baba F. istismar olayına dair görgüye dayalı bilgisi olmadığını ifade etmiştir. Tanık olarak dinlenen S.nin eşi Y. ise ifadesinde; T.K. ile aynı evde kaldıkları dönemde T.K.nın bir defasında kendisine "Bu borcu, yani annesinin borcunu ödeyin, ödemezseniz ben ya oğlunuza yani F...'ye ya da size iftira atacağım." dediğini, arsaların satılarak parasını almak için böyle bir yola başvurduklarını, evdeki bilgisayarın çocuklarından kaldığını, bilgisayardaki fotoğrafların eşine ait olmadığını, küçük çocuğun banyo fotoğraflarını ise kendisi torununu yıkarken hatıra olsun diye kardeşi T.K.nın çektiğini söylemiştir. Başsavcılık, toplanan bilgi ve belgelerden müştekinin soyut iddiası dışında şüphelinin yüklenen suçu işlediğini gösterir, dava açmaya yeterli olan kanıt ve emare bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle 9/12/2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itiraz Antalya Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 26/4/2020 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu 28/7/2020 tarihinde nihai kararı öğrenmesinin ardından 26/8/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Diğer taraftan başvurucu, başvurusu Anayasa Mahkemesi önünde derdest iken 5/2/2021 tarihli dilekçe ile söz konusu karara karşı kanun yararına bozma talebinde bulunmuş; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 10/12/2021 tarihli yazısı ile kanun yararına bozma yoluna gidildiği görüşünü bildirmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10/1/2022 tarihli kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 7/6/2022 tarihli kararı ile kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermiştir. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.