Başvurucu, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami sınırı aşması nedeniyle hukuka aykırı hâle geldiğini ve böylece özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami sınırı aşması nedeniyle hukuka aykırı hâle geldiğini ve böylece özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 23/1/2013 tarihinde Silivri Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 6/6/2013 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 2/4/2007 tarihinde göz altına alınmış ve 6/4/2007 tarihinde tutuklanmıştır. Hakkında yürütülen soruşturma neticesinde 2007/355 numaralı iddianame ile dava açılmış ve bu dava İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nin E.2007/367 sayılı dosyası üzerinden görülmüştür. Mahkeme, 24/2/2012 tarih ve E.2007/367, K.2012/19 sayılı kararla başvurucunun cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Başvurucu, 2/4/2012 tarihinde 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen azami sürenin dolmuş olması nedeniyle tahliye talebinde bulunmuş, ancak bu konuda verilen karar başvurucuya tebliğ edilmemiştir. Başvurucu, 12/7/2012 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine hitaben bir dilekçe ile 5 yıllık tutukluluk süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle adli kontrol talepli yeni bir tahliye talebinde daha bulunmuştur. Mahkeme, 30/7/2012 tarihinde vermiş olduğu kararla, "dosyanın Yargıtay aşamasında olması" nedeniyle başvuruyu reddetmiştir. Bu karar başvurucuya tebliğ edilmemiştir. Başvurucu, 2012/796 Değişik İş sayılı bu karara, bir örneğini Mahkeme kaleminden almak suretiyle 31/8/2012 tarihinde itiraz etmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi itiraz dilekçesini merciine göndermeden talebin reddine karar vermiştir. Bu karar 5/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bundan önce başvurucu, 23/10/2012 tarihinde, 2012/979 Değişik İş numaralı bu karara karşı dilekçeyle ve kararın imzasız bir suretiyle birlikte itiraz etmiştir. Dilekçede talebin İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesi istenmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi bu dilekçeyi merciine göndermiş, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi ise 2012/909 Değişik İş sayılı kararla, "temyizde geçen sürenin tutukluluktaki makul süreden sayılmadığı" gerekçesi ile talebi reddetmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin iş bu kararı 24/12/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklulukta geçecek süre” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir;“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez..” Aynı Kanun’un “Şüpheli veya sanığın salıverilme sistemleri” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir. (2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir.” Aynı Kanun’un “Kanun yollarına başvurma hakkı” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“ (1) Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.(2) Asliye ceza mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemenin yargı çevresindeki sulh ceza mahkemelerinin; ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ve sulh ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.(3) Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir.”