(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/6877 E. , 2009/8714 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı ...Ş. vekili ile davalılar ...ve ... vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait araca, davalılardan ...ve ...’in malik/sürücüsü, Axa ...
**(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2009/6877 E. , 2009/8714 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı ...Ş. vekili ile davalılar ...ve ... vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait araca, davalılardan ...ve ...’in malik/sürücüsü, Axa ... Sigorta A.Ş.’nin trafik sigortacısı oldukları aracın 6/8 oranında kusurlu olarak çarpması sonucu hasar meydana geldiğini, davalı ....’nin ise davacıya ait aracın kasko sigortacısı olduğunu, 15.082.00 YTL hasar bedeli ile 10.000.00 YTL değer kaybı olmak üzere toplam 25.082.00 YTL zarar meydana geldiğini belirterek, 6/8 kusur oranına göre 7.500.00 YTL değer kaybının davalılar ...ve ...’ten kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen, 11.312.00 YTL hasar bedilinin kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan (sigorta şirketleri poliçe limiti ile sınırlı olarak) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ...ve ... vekili cevap dilekçesinde, kusur oranına ve tazminat miktarına itiraz ederek, davanın reddini savunmuştur. Davalı .... vekili cevap dilekçesinde, davacıya ait araç müvekkili şirkete kasko sigortalı olup, kaza, münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğinden hasarın teminat dışında kaldığını, tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranında ve 2.750.00 YTL trafik poliçe limiti ile sorumlu olduklarını, davadan önce temerrüde düşürülmediklerini savunmuştur. Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve kusur durumuna göre, davanın kısmen kabulü ile, 10.000.00 YTL hasar bedelinin (Axa ... Sigorta A.Ş.’nin 2.750.00 YTL’ndan sorumlu olması koşuluyla) davalılardan müteselsilen tahsiline, sigorta şirketleri yönünden dava tarihinden, diğer davalılar yönünden ise 22.08.2004 olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına; 1.000.00 YTL değer kaybının 22.08.2004 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...ve ...’ten müteselsilen tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ....., vekili ile davalılar ...ve ... vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan zararın, kasko sigortacısı, karşı araç malik, sürücü ve trafik sigortacısından tazmini istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK'nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin, "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, "alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır. Ayrıca, Motorlu Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5. maddesinde; Taşıtın, uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların sigorta teminatı dışında olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları) Somut olayda; yargılama sırasında makine mühendisi bilirkişiden alınan 17.07.2007 tarihli raporda, davacı sürücüsü...’ın %30 oranında, davalı sürücü ...’ın ise %70 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, bilirkişi heyetinde nöroloji uzmanı bulunmadığından, rapor yukarıda açıklanan ilkeler karşısında hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu durumda mahkemece, kaza tespit tutanağı, oluş şekli ve dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirilmek üzere, içinde nörolog doktorun da bulunduğu uzman bilirkişi kurulundan, yukarıda sözü edilen ilkeler ışığında, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğinin, alkol dışındaki başka etkenlerin de rol oynayıp oynamadığının tereddüde yer vermeyecek şekilde saptanması yönünden rapor alınarak, varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 2- Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı sürücüsü %30 oranında kusurlu bulunduğu halde, belirlenen toplam 10.000.00 YTL tazminat miktarından, kusur indirimi yapılmadan, davalılar ...ve ... aleyhine fazla tazminata hükmedilmesi de isabetli değildir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ...., vekil ile davalılar ...ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün adı geçen davalılar yararına; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar ...ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar TEB Sigorta A.Ş ile ... ve ...'a geri verilmesine 21.12.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.