(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2009/10259 E. , 2009/13186 K. "" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 12.06.2008 gün ve 2008/2255-2621 sayılı bozma kararın…
**(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2009/10259 E. , 2009/13186 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 12.06.2008 gün ve 2008/2255-2621 sayılı bozma kararında özetle: "Dava dosyasına yansıyan bilgi ve belgeler ile iddianın öne sürülüş biçimi dikkate alındığında 120 ada 175 parsel sayılı taşınmazın davacı taraf adına tesbit edildiği bu nedenle dava dışı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece dava konusu 120 ada 200 parsel sayılı taşınmazın davalı hazinenin temyizine konu davacı taraf adına tescile karar verilen 4890,58 m2 yüzölçümündeki kesimi üzerinde, tespit gününde adına tescile karar verilen zilyet davacı taraf yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu 200 parsel sayılı taşınmazın tesbitine bir kayıt ve belge esas alınmadığı, tarafların yargılamada bir kayıt ve belgeye dayanmadıkları dosya içeriğiyle belirlenmiştir. Somut olayda davacı taraf kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmış, davalı hazine ise davalı taraf yararına taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürmüştür. Bu olgular eşliğinde kanıtlama yükümlülüğünün davacı tarafa ait olduğu kuşkusuzdur. Az yukarıda saptanan hukuksal olgular ile dava konusu 120 ada 200 parsel sayılı taşınmazın doğu sınırında eylemli biçimde “... TEPE” devlet ormanı bulunmaktadır. Nevarki, mahkemece orman yönünden yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmadığı gibi uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen haritada ölçek gösterildiği halde dosyaya getirtilen kadastro paftasında ölçek bulunmadığından uygulamanın ne biçimde yapıldığı da anlaşılamamıştır. Böylesine yetersiz araştırma ve uygulama ile hüküm verilemez. Kaldıki davanın niteliği dikkate alındığından keşifte kadastro teknisyeni ve kontrol memurunun açık bir deyişle iki uzman bilirkişinin dava ekonomisine aykırı biçimde hazır bulundurulması tam aksine uzman ormancı bilirkişinin hazır bulundurulmamış olmasının nedenleri de anlaşılamamıştır. Dava ekonomisine uyma davaya bakan mahkeme hakiminin etkili bir denetim ve kontrolü altında bulunması gerekir. Kural olarak orman kadastrosuna tabi tutulan bölgelerde bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı kadastro tespit gününden önce kesinleşmiş olmak koşulu ile orman sınırlandırma harita ve tutanağının yöntemine uygun şekilde yerine uygulanması yoluyla belli edilir. Aksi halde aynı doğrultudaki araştırmanın 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmü uyarınca yapılacağı kuşkusuzdur.