4. Hukuk Dairesi 2010/10896 E. , 2010/12658 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 22/04/2010 gün ve 2009/4983-2010/4748 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki ka…
**4. Hukuk Dairesi 2010/10896 E. , 2010/12658 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 22/04/2010 gün ve 2009/4983-2010/4748 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine ve aynı kanunun 442/3. ve 4421 sayılı Kanunun 2. ve 4/b-1. maddeleri gereğince takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine 09/12/2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Temyiz aşamasında yazdığım karşı oy yazısındaki gerekçelerle kararın düzeltilmesi gerektiğini düşündüğümden ret kararına katılmıyorum.09/12/2010 KARŞI OY YAZISI Dava; yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş; hüküm, Dairemiz sayın çoğunluğu tarafından gerekçede gösterilen olgular gözetilerek saldırının varlığının benimsenmesi gerektiği vurgulanarak bozulmuştur. Bu kez ise, davalıların karar düzeltme istemi değerli çoğunlukça reddedilmiştir. Aşağıda belirteceğim sebep ve gerekçelerle Dairemizin bu kararlarına ve gerekçesine katılmam mümkün değildir. Davacı ... hakkında, silahlı terör örgütüne üye olmak, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek ve örgüte bilerek, isteyerek yardım etmek suçlarından soruşturma yapıldığı, davacının 20.06.2007-23.06.2007 ve 22.01.2008-25.01.2008 tarihlerinde gözaltına alındığı, 25.01.2008 tarihinde tutuklandığı hususlarında bir uyuşmazlık yoktur. İhtilaf ise, iddianamenin 10.07.2008 tarihinde düzenlenmesine karşın, Sabah Gazetesindeki yayının, bundan yaklaşık bir ay önceki 06.06.2008 gününe tesadüf ettiği ve gizli yürütülen soruşturma sırasında yayınlandığı noktasında toplanmaktadır. Soruşturmanın gizliliğinin ihlali ile ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi “Weber-İsviçre” (22.5.1990, seri A, No.177) davasında; devam etmekte olan bir tazminat davasının soruşturmasının gizliliğini bir basın toplantısı esnasında ihlal eden gazetecinin mahkum edilmesinin ifade özgürlüğünün ihlali olduğuna, kamunun ilgisi olan bir olayda bilgilendirme hakkının bulunduğu gerekçesiyle, müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığına karar vermiştir. Diğer yandan mevzuatımızda, “yayın yasağına aykırı davranmak suretiyle yayın yapmak” şeklinde bir suç bulunmamaktadır. Haberler, basının haber verme ve kamuoyunu bilgilendirme hakkı çerçevesinde ele alınmalıdır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Bürosu’nun benzer suç soruşturmalarıyla ilgili olarak yukarıdaki gerekçeyle verdiği çok sayıda kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı vardır. Keza, basın suçlarına bakan İstanbul 2.Asliye Ceza Mahkemesi 17.07.2008 gün, 2008/498 esas ve 2008/716 karar sayılı hükmünde de “Ergenekon” adı verilen soruşturmaların uzun süredir Türkiye’nin gündemini meşgul ettiği, bu soruşturmayla ilgili yazılı ve görsel medyada çok sayıda haberin yayınlandığı, röportajlar yapıldığı, açık oturumlar düzenlendiği, hadisenin aleniyet kazandığı, böylece soruşturmanın gizliliğinin ihlal edilmediği, kamuoyunu aydınlatma ve bilgilendirmeye yönelik olarak basın özgürlüğü çerçevesinde yayınlandığı gerekçeleri ile gizliliğin ihlali suçundan yargılanan sanıklar hakkında beraat kararı vermiştir. Emsal çok sayıda beraat kararları bulunmaktadır. Hal böyle olunca, yayının hukuka uygun, ilk derece mahkemesi kararının ve gerekçesinin son derece isabetli olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda arz ettiğim gerekçeleri paylaştığımdan, , karar düzeltme isteminin kabulüyle, yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun kararına katılamıyorum. 09/12/2010