4. Hukuk Dairesi 2024/1119 E. , 2024/4292 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/163 E., 2023/315 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine kararı verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacının istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine …
**4. Hukuk Dairesi 2024/1119 E. , 2024/4292 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/163 E., 2023/315 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine kararı verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacının istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili; davacının Trabzon İli, ......; İlçesi, ......, Mahallesi, 210 ada, 6 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, 29.09.2018 tarihinde meydana gelen heyelan nedeniyle davacıya ait taşınmaz ve üzerindeki evinde hasar meydana geldiğini, heyelana davalıya ait su hattındaki sızıntı ve kaçakların sebebiyet verdiğini, oluşan zararların davalı tarafından giderilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; davacı 03.10.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 82.151,48 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tazminat talebine dayanak yaptığı heyelanın davalıya ait su hattından kaynaklanmayıp doğal nedenler uyarınca gerçekleştiğini, davacının taşınmazının heyelan bölgesi sayılan alanda yer aldığını, davaya konu talep ile ilgili davalının sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 17.11.2020 tarih, 2019/50 esas, 2020/217 karar sayılı kararı ile keşif sonrasında jeoloji mühendisi tarafından düzenlenen 27.02.2020 tarihli raporda; söz konusu toprak kaymasının temel sebeplerinin eğimin ve yağış ile zeminde bulunan su miktarının fazla olması olduğu, kayacın çatlaklı olmasının hem dayanım hem de çatlak boyunca kaymaların meydana gelmesine neden olduğu, davalıya ait su vanasındaki patlağın bulunduğu yerin heyelan alanına 50 mt uzaklıkta olduğu, bu ara mesafede bir kayma olmadığı, patlağın etrafında suyun yaptığı oyma, tahribat veya ize rastlanılmadığı, arazi yolu üzerinde bulunan söz konusu patlağın yolun sevine de zarar vermediği, içme suyundaki sızıntının tamir edilmesi üzerine davaya konu kaymaların meydana geldiği belirtilerek parselde gelişen heyelanın topoğrafyanın eğimli olmasının ve iklim şartlarına bağlı olarak geliştiği, sadece içme suyu hattındaki patlaktan sızan suların etkisiyle meydana geldiğine dair herhangi bir veriye rastlanılmadığı, heyelanın içme suyu şebekesindeki tesislerin yapımındaki bozukluk ya da bakımındaki bir eksiklikten değil, taşınmazın bulunduğu alanın ikliminin yağışlı ve nemli olması, topoğrafik yapısının eğimli olması, jeolojik ve jeomorfolojik durum kapsamında doğal afet sonucunda meydana geldiği, mücbir sebep niteliğindeki dava konusu olay ile zarar arasındaki illiyet bağının kesildiğinin sabit olduğu, davalının zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 26.01.2021 tarihli ve 2021/30 Esas, 2021/126 Karar sayılı kararıyla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 19.04.2022 tarih, 2021/14564 esas, 2022/7425 karar sayılı ilamı ile "...Dosyanın incelenmesinde, tespit dosyası kapsamında jeoloji yüksek mühendisi ile inşaat mühendisi bilirkişi heyetinden alınan 16/10/2018 tarihli raporda, davaya konu arazinin jeolojik olarak heyelana müsait bir bölge olduğu ve bölgenin halihazırda heyelan bölgesi olarak AFAD tarafından ayrıntılı raporlandığı, söz konusu heyelan bölgesindeki çöken alanın hemen üzerinde kalan fındıklıkta da çökmelerin olduğu ve yeni bir heyelan riski taşıdığı, davacı tarafından iddia edilen davalı TİSKİ’ye ait su borusundan sızan suyun heyelanı tetikleyici nedenlerden biri olabileceği ancak bölgenin halihazırda heyelan bölgesi olması sebebiyle heyelan sebebinin sadece sızan suya bağlanamayacağı, davacıya ait yapının heyelan nedeniyle hasar gördüğü ve hasar miktarının yaklaşık olarak 120.320,00 TL olacağı belirtilmiş, mahkemece keşif sonrası tek jeoloji mühendisinden alınan 27/02/2020 tarihli kök rapor ile 09/07/2020 tarihli ek raporda da, davaya konu arazide gelişen heyelanın topoğrafyanın eğimli olmasının ve iklim şartlarına bağlı olarak geliştiği, sadece içme suyu hattındaki patlaktan sızan suların etkisiyle meydana geldiğine dair herhangi bir veriye rastlanılmadığı kanaati belirtilmiş olup, anılan raporlar sonucu davanın mücbir sebep nedeniyle reddine karar verilerek, davacı vekilinin istinaf talebinin Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiş olsa da varılan sonuç hüküm kurmaya elverişli olmayıp, eksik inceleme söz konusudur. Mahkemece, davalıya ait su vanasından kaynaklı davacının iddia ettiği su sızıntısıyla ilgili olarak davaya konu heyelan olayının meydana geldiği tarihten önce onarım ve bakım konusunda davalı tarafından ne gibi işlemlerin yapıldığı sorularak, yine Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne sorularak davaya konu heyelan olayının meydana gelmesinden önce davacının taşınmazını içine alan bölgede hava durumunun ve yağış miktarının ne durumda olduğu tespit edildikten sonra, gelen cevabi yazılarla birlikte davacı tarafından yaptırılan delil tespiti dosyası da temin edildikten sonra jeoloji mühendisi ile jeomorfoloji mühendislerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden tarafların tüm itirazlarının ve iddialarının irdelendiği, denetime açık, ayrıntılı ve davalı TİSKİ’ye ait su vanasında sızıntı olup olmadığının ve sızıntı varsa bu durumun davacının taşınmazını içine alan bölgede meydana gelen heyelan etkisinin net bir şekilde belirtildiği yeni bir rapor aldırılarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak alınan 05.01.2023 tarihli teknik bilirkişi heyeti raporunda davaya konu parselin bulunduğu mahallede meydana gelen heyelan öncesinde ve sonrasında başka heyelan oluşmadığı, meteorolojik durumu bildirir yazı cevaplarına göre bu aylarda yağan yağışların heyelanı tek başına tetikleyecek boyutta olmadığı, TİSKİ'nin davada heyelanı tetiklediği iddia olunan su kaçağını değişik zamanlarda programa aldığı ve tamiratın yapılmaya çalışıldığı, su kaçağı olmuş ise bu kaçağın heyelanın meydana gelmesini tetiklemiş olabileceği, heyelan olayını hızlandıracağı, heyelan üzerinden uzun zaman geçmiş olması, mevsimsel yağışların zemini etkilemesi ve heyelan kütlesinin zeminde bulunması nedeniyle akustik dinleme yapılamadığı, İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından 02.03.2017 tarihinde TİSKİ'ye gönderilen yazıda heyelan bölgesinin yukarısında yer alan su isale hattında patlak olduğu, bu hattın onarılması, drenaj yapılması, yıkılma tehlikesi bulunan duvarın yerine yeni istinat duvarının yapılması şeklinde öneriler yapıldığı, daha sonra 24.05.2018 tarihli jeolojik etüt raporuna istinaden alınan 26.08.2020 tarih ve 2889 sayılı karar ile bu bölgenin afete maruz bölge ilan edildiği, mahkemece 05.01.2023 tarihli raporda kesin kanaat belirtilmemesi ve itirazlar olması nedeniyle ek rapor alındığı, 10.04.2023 tarihli ek raporda, genel tespitlerin kök raporda belirtilen şekilde olduğu ancak davacının taşınmazının olduğu bölgede önceye dayalı afete maruz bölge kararının olmadığı, su sızıntısına bağlı heyelan riski oluştuktan sonra afete maruz bölge olduğu yönünde bir karar verildiği, sonuç olarak davacıya ait evin yaklaşık 65 metre güney batısındaki yamaçta yağışlar topoğrafik eğim, jeolojik yapı ve karların erimesine bağlı olarak ve su vanasındaki su kaçağının net bir şekilde tetiklemesi ile heyelan olayının meydana geldiğine dair kanaat oluştuğu bilgilerinin yer aldığı, mahkemece ek raporun hükme esas alındığı, hasar bedeli olarak delil tespiti dosyasında yapılan zarar hesabının esas alındığı, bu miktar üzerinden yamaç eğimi, jeolojik yapı ve kar erimesi gibi yan etkisi olabilecek hususlar gözetilerek takdiren %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği, ıslah dilekçesindeki talebin dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, %20 hakkaniyet indirimi uygulanmak suretiyle hesaplanan 96.256,00 TL tazminattan davacının talebiyle bağlı kalınarak 82.151,48 TL'sinin olay tarihi olan 29.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin saklı tutulmasına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarında çelişkiler olduğunu, heyelan oluşumundan önce afete maruz bölge ilan edilmesi gerektiğinin sabit olduğunu, idari yazışmaların uzaması nedeniyle bu bölgenin afete maruz bölge ilanının geciktiğini, bozma ilamı sonrasında alınan kök ve ek raporun denetime elverişli olmadığını, heyelana neden olan olayın kesin şekilde su sızıntısı olduğunun ispat edilemediğini, yapılan hakkaniyet indiriminin az olduğunu, en az %50 olması gerektiğini, afete maruz bölgeyi boşaltması gereken idarenin sorumlu olduğunu, bu anlamda belediyenin taraf sıfatının tartışılması gerektiğini, mahkemenin zarar hesabını kendisinin yapması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Dava, 29.09.2018 tarihinde meydana gelen heyelan nedeniyle davacıya ait taşınmaz ve üzerindeki evinde meydana gelen hasara davalıya ait su hattındaki sızıntı ve kaçakların sebebiyet verdiği iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde, dava konusu Trabzon İli, Maçka İlçesi, Duralı Mahallesi, 210 ada, 26 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu yerde, aynı tarihte meydana gelen heyelan olayı nedeniyle dava dışı ...tarafından davalı Trabzon İçme Suyu ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (TİSKİ) aleyhine Maçka Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/51 esas sayısı ile dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesi tarafından jeoloji mühendisinden alınan bilirkişi raporuna göre, heyelanın olduğu bölgedeki söz konusu kaymanın temel sebebinin morfolojik durum olduğu, bölgenin yağış ve jeolojik durumunun da heyelanı etkilediği, davacının içme suyu şebekesindeki arızaya ilişkin iddiasının irdelendiği, patlağın bulunduğu yerin heyelan alanına 50 mt uzaklıkta olduğu, bu ara mesafede bir kayma olmadığı,patlağın etrafında suyun yaptığı oyma, tahribat veya ize rastlanılmadığı, arazi yolu üzerinde bulunan söz konusu patlağın yolun şevine de zarar vermediğinin belirtildiği, eldeki dosyada da yer aldığı şekilde, Trabzon Valiliğince düzenlenen 17.05.2018 etüt tarihli 24.05.2018 tarihli rapora göre, heyelan meydana gelen arazinin 1952 yılından itibaren heyelan riskine ilişkin tarihsel değişimleri belirtilmiş 7 numaralı ''afet durumu'' başlıklı kısmında ise Durali mevkiinde; jeolojik yapı, topoğrafik eğim ve iklimsel şartlara bağlı olarak heyelan meydana geldiğinin belirlendiği, dolayısıyla heyelanın, içme suyu şebekesindeki tesislerin yapımındaki bozukluk ya da bakımındaki bir eksiklikten değil, taşınmazın bulunduğu alanın ikliminin yağışlı ve nemli olması, topoğrafik yapısının eğimli olması, jeolojik ve jeomorfolojik durumu kapsamında doğal afet sonucunda meydana geldiğinin anlaşılmasına göre Maçka Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/51 esas, 2020/179 karar sayılı kararla davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/7 esas, 2021/125 karar sayılı ilamı ile, mahkemece yapılan araştırma ve alınan bilirkişi raporlarının taraf ve yargı denetimine açık, hüküm kurmaya elverişli bulunmasına, dava konusu zarar ile davalının eylemi arasında herhangi bir illiyet bağının tespit edilememesine, hasara sebebiyet veren heyelanın doğal olaylara binaen gerçekleşmiş olmasına göre, davacının istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından kararın temyiz edilmesi üzerine Dairenin 24.05.2022 tarih, 2021/17145 esas, 2022/7789 karar sayılı ilamı ile verilen karar onanmış olup, bahsedilen emsal karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Eldeki dosyada davacının talebi gözetildiğinde, yukarıda bahsedilen emsal karar ile aynı bölge ve aynı tarihli heyelan olayı olduğu, her iki dosya davalısının aynı olduğu anlaşılmakla, bozma ilamı üzerine eldeki davada alınan 05.01.2023 tarihli kök rapor ve 10.04.2023 tarihli ek raporda yer alan tespit ve kanaatler ile emsal dosyada jeoloji mühendisi tarafından alınan raporda yer alan tespit ve kanaatler arasında esaslı şekilde çelişkiler olduğu anlaşılmaktadır. Şu halde, mahkemece iş bu dosyada bozma ilamından sonra alınan kök ve ek raporu hazırlayan bilirkişi heyeti dışında, yukarıda bahsedilen emsal dosyada yer alan tespitler de dikkate alınmak suretiyle yeniden uzman bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2. Bozma nedenine ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VII. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 07.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.