11. Ceza Dairesi 2024/6126 E. , 2025/6512 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/596 Değişik İş SUÇ : Defter kayıt ve belgeleri gizleme KARAR : İddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 27.03.2024 tarihli ve 2024/56919 Soruşturma, 2024/26389 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin, İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.04.2024
**11. Ceza Dairesi 2024/6126 E. , 2025/6512 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/596 Değişik İş SUÇ : Defter kayıt ve belgeleri gizleme KARAR : İddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 27.03.2024 tarihli ve 2024/56919 Soruşturma, 2024/26389 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin, İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.04.2024 tarihli ve 2024/285 İddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair mercii İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2024 tarihli ve 2024/596 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 13.05.2024’te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 21.10.2024 tarihli ve 2024/18297 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/108955 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/108955 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/04/2024 tarihli kararı ile ''şüphelinin e tebligattan haberinin olmadığını kendisinin böyle bir adresi olmadığı ve istem konusu defter ve belgelerin mevcut olduğunu beyan etmesine karşın, Vergi Dairesinden şüpheli şahsın e tebligat adresinin olup olmadığı, şüpheli şahsın e tebligat başvurusunun olup olmadığı, hangi telefon numarası üzerinden e tebligat başvurusunun yapıldığı, e tebliğ talep bildirim formunun olup olmadığı, varsa talep edenin şüpheli olup olmadığı, mükellefin e tebliğ kullanma zorunluluğu olup olmadığı, kapalı zarf içerisinde e tebliğ şifresinin şüpheliye verilip verilmediği araştırılmamış olup suçta ve cezada şahsilik prensibi gereği bahsi geçen soruların suçun varlığına doğrudan etki edecek mahiyete olup, sözde şüpheli ifadelerinin alındığı, tahkikat işlemi yapılmadığı gibi "eksiksiz soruşturma ve tek celsede kovuşturma "prensibine aykırı.." dava açıldığından bahisle iddianamenin iadesine karar verildiği anlaşılmakla; Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/1372 esas, 2022/20556 karar sayılı ilâmında, "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden..." şeklinde, Yine anılan Dairenin 20/09/2021 tarihli ve 2021/12170 esas, 2021/6782 karar sayılı ilâmı ile de ; "...Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2018/3659 esas, 2019/1297 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporu alınmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bu hususun iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı, gerek görüldüğünde mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/427 esas, 2018/517 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, vergi suçlarında fatura asıllarına ulaşarak duruşmada incelenmesi zorunluluğundan vazgeçilmiş olduğu, somut olayda iddianameye konu eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu değil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde düzenlenen vergi suçunu teşkil ettiği, faturaların sahte olduğuna ilişkin dosyada mevcut vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporu bulunduğu, mahkemenin bu hususta tekrar rapor alabileceği gibi iade gerekçelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade sebepleri kapsamında da bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle ... kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA," şeklinde belirtildiği üzere; Dosya kapsamına göre şüpheli hakkında, defter ve belgeleri ibraz etmemek suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kamu davası açıldığı, soruşturma dosyası kapsamında İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen 04/11/2023 tarihli vergi inceleme raporunun, yine aynı tarihli vergi suçu raporu ile mütalaa formunun bulunması karşısında, şüpheli hakkında kamu davası açılmasına yeterli delilin bulunduğu, Mahkemesince her ne kadar suçun sübutuna etki edecek bir çok delil toplanmadan eksik araştırma yapıldığından bahisle iddianame iade edilmiş ise de, iade sebeplerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade nedenleri arasında da bulunmadığı ve anılan eksikliklerin yargılama aşamasında giderilebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174/1. maddesi; “(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, ...“ İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir." Şeklinde düzenlenmiştir. 3. İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.04.2024 tarihli ve 2024/285 İddianame değerlendirme sayılı kararı ile "..her ne kadar şüpheli hakkında 213 sayılı VUK'un 359/a2 maddesi uyarınca defter ve belge ibraz etmeme suçundan cezalandırılması istemi ile hakkında iddianame tanzim edilmiş ise de; şüphelinin e tebligattan haberinin olmadığını kendisinin böyle bir adresi olmadığı ve istem konusu defter ve belgelerin mevcut olduğunu beyan etmesine karşın, vergi Dairesinden şüpheli şahsın e tebligat adresinin olup olmadığı, şüpheli şahsın e-tebligat başvurusunun olup olmadığı, hangi telefon numarası üzerinden e tebligat başvurusunun yapıldığı, e-tebliğ talep bildirim formunun olup olmadığı, varsa talep edenin şüpheli olup olmadığı, mükellefin e tebliğ kullanma zorunluluğu olup olmadığı, kapalı zarf içerisinde e-tebliğ şifresinin şüpheliye verilip verilmediği araştırılmamış olup suçta ve cezada şahsilik prensibi gereği bahsi geçen soruların suçun varlığına doğrudan etki edecek mahiyete olup, sözde şüpheli ifadelerinin alındığı, tahkikat işlemi yapılmadığı gibi "eksiksiz soruşturma ve tek celsede kovuşturma" prensibine aykırı tanzim edildiğinden.." bahisle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.03.2024 tarihli ve 2024/56919 Soruşturma, 2024/26389 Esas sayılı iddianamesinin, 5271 sayılı Kanun'un 174/1-b. maddesi uyarınca iadesine karar verilmiştir. 4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; Ümraniye Vergi Dairesi Müdürlüğünün*** *** **** vergi kimlik numaralı mükellefi olan şüpheli hakkında, "defter, kayıt ve belgeleri gizleme" suçunu işlediğinden bahisle Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığının, 04.11.2023 tarihli ve 2023-(2010-4-27)/69 sayılı vergi suçu raporunun düzenlendiği, dosya içerisinde 213 sayılı Kanun'un 367. maddesi uyarınca dava şartı olan mütalaanın bulunduğu, defter ve belge isteme yazısı ile e-tebligat iletim durumu alındı belgesinin dosyaya eklendiği, ilgili raporda defter tasdik ve belge basım bilgilerine yer verildiği, şüphelinin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde, iş yerinin halen aktif olarak çalıştığını, fakat sabit bir adresi bulunmadığını, 2015-2021 yıllarına ait defter ve belgelerin kendisinde olmadığını, muhasebecisinde olduğunu, 2021 sonrası muhasebeci ile çalışmayı sonlandırdıklarını, defter ve belgelerin muhasebeci tarafından ibraz edilip edilmediği hususunda bilgisinin bulunmadığını beyan etmesi karşısında; defter ve belgeleri gizleme suçunun, varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit ve saklama mecburiyeti bulunan defter ve belgelerin vergi incelemesine yetkili kimselere ibraz edilmemesi ile oluştuğu, 213 sayılı Kanun'un 253. maddesi uyarınca defter ve belgelerin ait olduğu yılı takip eden takvim yılından başlamak üzere 5 yıl saklama ve tekrar istenildiğinde ibraz etme sorumluluğunun mükellefe ait olduğu, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 23.11.1999 tarihli ve 1999/11- 273/288 sayılı içtihadında da açıklandığı üzere, defter ve belgelerin çalındığı-kaybolduğu-bulunamadığı ileri sürülerek ibrazından kaçınılması halinde usûlüne uygun tebligat aranmayacağı anlaşılmakla; bu aşamada İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.04.2024 tarihli ve 2024/285 İddianame değerlendirme sayılı kararında belirtilen nedenlerin, 5271 sayılı Kanun‘un 174/1-b. maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı, toplanan deliller ışığında şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunduğu ve iade gerekçesi olarak gösterilen hususlara yönelik diğer delillerin yargılama sırasında Mahkemece de toplanabileceği anlaşılmakla, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2024 tarihli ve 2024/596 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.05.2025 tarihinde karar verildi.