Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 24/10/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Polis memuru olarak görev yapmakta olan başvurucu hakkında da FETÖ/PDY'ye üye olma suçuna yönelik olarak Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) bir soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 31/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başsavcılık 5/9/2016 tarihinde başvurucuyu tutuklanması istemiyle Gaziantep Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Gaziantep Sulh Ceza Hâkimliği 5/9/2016 tarihinde, tutuklama talebinin reddi ile başvurucu hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:"[Başvurucunun da aralarında olduğu] Şüphelilere yüklenen suçun niteliği, suçun şüphelilerin ifadelerini etkin pişmanlık hükümleri kapsamında değerlendirilebileceği şüphelilerin samimi ikrarları, şüpheliler tarafından işlendiği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması ve mevcut delil durumuna nazaran tutuklamanın bir koruma tedbiri olması hususu ile tutuklamadan beklenen hedefe haklarında adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle ulaşılabileceği..." Tutuklama talebinin reddi üzerine Başsavcılık bu karara 6/9/2016 tarihinde itirazda bulunmuş, itirazı değerlendiren Gaziantep Sulh Ceza Hâkimliğince itirazın kabulü ile başvurucu hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarılmasına karar verilmiştir. Aynı karara karşı başvurucu da adli kontrol tedbirine hükmedilmesi yönünden 9/9/2016 tarihinde itirazda bulunmuş, itirazı değerlendiren Gaziantep Sulh Ceza Hâkimliğince 21/9/2016 tarihinde itirazın reddine karar verilmiştir. Başsavcılık, çıkarılan yakalama kararı üzerine yakalanan başvurucuyu 19/9/2016 tarihinde yeniden tutuklanması istemiyle Gaziantep Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Gaziantep Sulh Ceza Hâkimliğince 19/9/2016 tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Şüpheli üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun vasıf ve mahiyeti, kanunda ön görülen cezai yaptırım miktarı, başlayan soruşturma kapsamında toplanan delillerin niteliği, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin mevcudiyeti, 15/07/2016 tarihinde meydana gelen darbeye kalkışma olayı esnasında olayın işleniş tarzı, darbeye kalkışanların TBMM dahil bir çok kamu kurum ve kuruluşuna ait binaya saldırmaları, bu eylemler neticesinde bir çok kolluk kuvvetinin ve sivil vatandaşların hayatlarını kaybetmesi, yaşanan darbe girişimine ilişkin basına da yansıdığı üzere darbe girişiminde bulunanların girift yapısı, bu girift yapı ve kalkışılan soruşturmaya konu darbeye teşebbüs suçunun ani bir şekilde gerçekleşmesi, soruşturmaya konu terör örgütünün eylemlerinin ülke sathına yayılması bu sebeple birden fazla mecrada soruşturmaya konu suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphenin varlığı, şüphelinin by lock kullanıcısı olması, şüphelinin üzerine atılı suçun laik demokratik hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine yönelik bir suç niteliğinde bulunması, insan hakları özgürlükleri ile insan hakları özgürlüklerinin teminatı olan laik demokratik hukuk devletinin ortadan kaldırılmasının veya buna teşebbüs edilmesinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 80 milyon vatandaşın hak ve hürriyetlerini kullanmasına engel olabileceği gibi ortadan kalkmasına sebep olabilecek suçlardan olması, suçlara ilişkin ivedi şekilde suçun aydınlatılması için soruşturmanın selameti bakımında tedbir alınmasındaki zorunluluğun göz önünde bulundurulması gerekliliği, atılı suçun CMK [Ceza Muhakemesi Kanunu] 100/3-a-11 maddesi hükmünde sayılansuçlardan olması sebebiylevar sayılan kaçma, saklanma, ihtimali dikkate alınarak ve bu aşamada adli kontrol tedbirlerine başvurulmasının yetersiz nitelik taşıyıp, şüphelinin alması muhtemel cezaya nazaran tutuklama tedbirinin ölçülü olacağı..." Başvurucu 26/9//2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Gaziantep Sulh Ceza Hâkimliği 1/10/2016 tarihinde "Şüphelinin üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun niteliği, mevcut delil durumu, delillerin toplanmamış olması, tutuklama nedenlerinin varlığı ve adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalıp suça konu olayla ilgili tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, tutuklama şartlarının halen devam ettiği..." gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucu, anılan kararı 14/10/2016 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu 24/10/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 16/12/2016 tarihli iddianamesi ile silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. İddianame, Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından 26/12/2016 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2016/33 sayılı dosyası üzerinden yargılamaya başlanmıştır. Mahkeme 24/3/2017 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Mahkeme 4/10/2017 tarihli duruşmada başvurucunun dosyasının tefrikine (ayrılmasına) ve Mahkemenin yeni bir esasına kaydedilmesine karar vermiştir. Bu karar üzerine başvurucu hakkındaki yargılama, Mahkemenin E.2017/638 sayılı dosyası üzerinden devam ettirilmiştir. Devam eden yargılama sonunda Mahkeme, 27/4/2018 tarihli kararıyla başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası tayin ederek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) ve başvurucunun beş yıl süreyle denetim altında tutulmasına karar vermiştir. Hüküm itiraz edilmeden 8/5/2018 tarihinde kesinleşmiştir. İlgili hukuk için bkz. Abdurrahim Özkan, B. No: 2017/25586, 18/4/2018, §§ 19-