Başvuru, iş mahkemesinde görülen tazminat davasında tanıkların dinlenmesi talebinin kabul edilmemesi, delillerin dikkate alınmaması, yargılama makamlarınca hatalı değerlendirmeler yapılması ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, iş mahkemesinde görülen tazminat davasında tanıkların dinlenmesi talebinin kabul edilmemesi, delillerin dikkate alınmaması, yargılama makamlarınca hatalı değerlendirmeler yapılması ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 13/11/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu tarafından 26/2/2008 tarihinde İstanbul İş Mahkemesinde açılan işçi ve işveren ilişkisinden kaynaklanan tazminat davasında başvurucu, davalı tarafların yanında l990 yılından itibaren Yıldız Sarayı'nın tezyinat (altın varak) ustası ve yöneticisi olarak çalıştığını, en son tezyinat ve bütün bina sorumlusu olarak çalışır iken 2007 yılında işten çıkarıldığını belirtmiş bu kapsamda tazminat ve bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. İstanbul İş Mahkemesi 24/6/2010 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne hükmetmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:"... Dosyaya sunulan tüm belgeler, dinlenen tanık beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının hizmet akdinin iş bitimi taahhüt edilen primleri talep etmesi nedeniyle sona erdirildiği, dolayısı ile tazminat ve bir kısım işçilik alacaklarına hak kazandığı, bu tazminatlar bakımından davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisinin bulunduğu ve iş yasasına göre davacının talep konusu alacaklarından her iki davalının birlikte sorumlu oldukları yönünde mahkememizde kanaat oluştuğundan dosya üzerinde hesap yönünden bilirkişi araştırılmasına gidilmiş, alınan 2010 tarihli bilirkişi raporunun gerekçeli, denetime elverişli ve açık olduğu görülmekle davacının davasının rapor doğrultusunda ve l2009 tarihli ıslah harcı gözönüne alınarak ve fazla mesailerden 1/2 oranında indirim yapılarak kabulüne karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki hüküm kurulmuştur...." İlk Derece Mahkemesi kararı temyiz talebi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesince incelenerek 27/2/2013 tarihinde bozulmuştur. Bozma ilamının ilgili kısımları şöyledir: "... 2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır....Olağan dışı fazla çalışma iddiasını işçi ispat etmekle yükümlüdür. İddiaları destekleyen tanıkların aynı işveren aleyhine ve aynı çalışma sürelerine dayalı alacak talebi ile dava açtıkları görülmekte olup, tanıklıklarının kendi lehlerine sonuç doğurması kaçınılmazdır. Dairemiz birbirlerine tanıklık yapan kişilerin çıkarlarının bulunduğunun belirlenmesi halinde bu beyanlara itibar edilmeyeceğini ve iddialarının başka delillerle kanıtlanması gerektiğini kabul etmektedir. Dosyadaki sair delillerin bu iddiaları hesaplanabilir verilerle ortaya koyduğu söylenemez. Mahkemece bu husus göz ardı edilerek kanıtlanamayan fazla çalışma ücret alacaklarının kabulüne karar verilmesi hatalıdır. 3-Aynı şekilde olağan dışı hafta ve genel tatil günleri çalışma iddialarının da aynı yöntemle kanıtlanması gerektiği kuşkusuz olup, incelemesi aynı gün yapılan 2010/42423 esas sayılı dava dosyasında davacıların çalışmalarına yönelik fotoğrafların ibraz edildiği, bu durumda bugünler için davacının olağan dışı çalışma iddiasının kanıtlandığı, diğer hafta tatili ve genel tatillerde çalışma iddiasının ise aynı konuda davası bulunan tanıkların beyanına göre kabul edilemeyeceği düşünülmeden sonuca gidilmesi de hatalıdır. Mahkemece bu resimler incelenip değerlendirilerek, bu tarihlere rastlayan hafta ve genel tatil günleri için hesaplanacak ücretin hüküm altına alınması gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. ..." Bozma ilamı üzerine dava dosyasını yeniden incelemeye alan İstanbul İş Mahkemesi 12/7/2013 tarihinde gerçekleştirdiği duruşmada bozma ilamına uyulmasına karar verip, tarafların bozma ilamına karşı beyanlarını almıştır. Başvurucu anılan tarihli duruşmada eski beyanlarını tekrar ettiğini, bozma ilamı ile fazla mesai ve hafta tatili dışında kalan hususların kesinleştiğini, kesinleşen hususlar için artık değerlendirme yapılamayacağını, daha önce sekiz tanık dinletmek istediğini ancak Mahkemenin iki tanığı dinlediğini bu çerçevede diğer tanıkların da dinlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf başvurucu beyanlarına karşı bozma ilamına göre kesinleşmiş bir hususun olmadığını, ayrıca yine bozma ilamına göre tanık beyanına itibar edilemeyeceğinin ayrıntıları ile açıklanmış olduğunu, ilama uyulduğuna göre yeniden tanık dinletme talebinin yersiz olduğunu ifade etmiştir. İstanbul İş Mahkemesi duruşma sonunda başvurucunun yeniden tanık dinletme talebini, Yargıtay bozma ilamındaki kapsamı ve davanın bulunduğu aşamayı dikkate alarak reddettiğini bildirmiş, bozma ilamında belirtilen hususlar doğrultusunda ek bilirkişi raporu alınmasına karar vermiştir. Ek bilirkişi raporunun hazırlanıp sunulmasının ardından yapılan değerlendirme neticesinde İlk Derece Mahkemesi 26/11/2013 tarihli kararı ile son alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğunu, Yargıtay bozma ilamında belirtilen hususların ve tüm delillerin dikkate alındığını belirterek davanın kısmen kabulüne hükmetmiş, karar Yargıtay Hukuk Dairesince 1/7/2014 tarihinde onanmış ve yargılama sona ermiştir. Başvurucu Yargıtay onama ilamını Mahkeme kaleminde 16/10/2014 tarihinde tebliğ aldığını belirterek 13/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.