9. Ceza Dairesi 2013/3132 E. , 2013/7823 K. Mahkemesi :Çocuk Mahkemesi Suç : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması Hüküm : TCK'nın 268/1. maddesi delaletiyle 267/1, 31/3, 62, 50/3, 50/1-a, 52/2-4, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yer…
**9. Ceza Dairesi 2013/3132 E. , 2013/7823 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Çocuk Mahkemesi Suç : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması Hüküm : TCK'nın 268/1. maddesi delaletiyle 267/1, 31/3, 62, 50/3, 50/1-a, 52/2-4, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 20.05.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY: Sayın çoğunluk ile aramızdaki hukuki uyuşmazlık sanık hakkında TCK'nın 269. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağına ilişkindir. Somut olayda sanık ... 18.05.2010 tarihinde saat 16:00'da Mersin de meydana gelen nitelikli hırsızlık suçundan dolayı yakalandığında kendisini ... olarak tanıtmış, adresini İzmir Alsancak Gençlik Merkezi Esirgeme Derneği olarak beyan etmiş, İzmir Konak Anafartalar Polis Merkezi ile yapılan telefon görüşmesinde ... isminde bir çocuğun adı geçen dernekte kalmadığı bildirilmiş, buna ilişkin 18.05.2010 tarih saat 20:00'de telefon görüşme tutanağı düzenlenmiş, 19.05.2010 saat 02:35 de düzenlenen telefon görüşme tutanağında; Ankara Keçiören Çocuk Islah ve Tutukevinden ...'nün firar ettiğinin görevli infaz koruma memurunun beyanıyla doğrulandığı belirtilmiş, 19.05.2010 tarihinde saat 03:07 de faxla gelen ifade tutanağına göre de ...'nün babası ...; oğlu ...'nün İzmir'de yanında karakolda olduğunu, kimliğini ibraz ettiği ...'ın kimlik bilgilerini kullanarak Mersin de suça karıştığını öğrendiği, kim olduğunu bilmediği çocuktan şikayetçi olmadığını beyan etmiş; bunun üzerine 19.05.2010 saat 03:00 tarihli tutanakla, yağma ve kapkaç olayının şüphelisi olarak yakalanan ve ...'nün kimlik bilgilerini kullanan şahsın Ankara Keçiören Islah ve Tutukevinden firar eden ... olduğunun anlaşıldığı belirtilmiştir. Çocuk sanık ise 19.05.2010 tarihinde gündüz saatlerinde Cumhuriyet savcısına verdiği ifadede: "Mersin Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliğinde adres ve kimlik bilgileri bana sorulduğunda gerçek ismim ... olmasına rağmen ve üzerimde kendime ait gerçek kimliğim bulunmaması nedeniyle görevlilere kimliğim hakkında yalan beyanda bulunarak amcamın oğlu ...'ye ait kimlik bilgilerini kendime ait kimlik bilgileriymiş gibi görevlilere söyledim. Atılı suçlamayı bu şekilde kabul ederim" demiştir. Öncelikle TCK'nın 269. maddesinde yer alan iftira suçunda etkin pişmanlığı düzenleyen cezada indirim hükümlerinin, sanığa isnat edilen 268. maddede düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda uygulanıp uygulanamayacağı sorusu akla gelebilirse de; 268. maddenin son cümlesinde failin "iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılacağı" belirtildiğine göre, şahsi cezasızlık, suçun nitelikli halleri, cezada indirim, etkin pişmanlık gibi hükümlerin başkasına ait kimlik ve kimlik bilgilerini kullanma suçunda koşulları oluştuğu taktirde sanık hakkında uygulanabileceği sonucuna ulaşmak mümkündür. Etkin pişmanlığın uygulama koşullarına gelince; Kanunumuz 269. maddede şahsa bağlı cezayı hafifletici neden olarak gerçeği açıklayan faile cezada indirim öngörmüştür. Madde failin iftirasından dönmesini -failin gerçek kimliğini açıklamasını- esas almış failin iradesine önem vermiştir. İftiradan dönme -failin gerçek kimliğini açıklaması- ceza siyaseti ile ilgilidir ve bu açıklamanın failin serbest iradesi ile kendiliğinden yapılması yeterlidir. Kanun iftiradan dönmenin -failin gerçek kimliğini açıklamasının- saikine önem vermemiştir. Madde metninden gerçeğin başka delillerle açığa çıkması halinde failin cezada indirimden faydalanamayacağı gibi bir sonuç da çıkmamaktadır. Failin isnadından rücu ederek gerçeği açıklaması, bir anlamda suçunu itiraf etmesi ödüllendirilmektedir. O nedenle failin istikrarlı olarak gerçeğe dönmesi, gerçek kimliğini açıklaması halinde etkin pişmanlık nedeniyle cezada indirim yapılmalıdır. Somut olayda güvenlik kuvvetleri yaptıkları araştırmalarda sanığın gerçek kimliğinin ... değil ... olduğunun yapılan çok detaylı araştırmada tespit edildiğine dair tutanak tutmuşlardır. Sayın çoğunluk ise sanığın gerçek kimliğinin tespit edildiği düşüncesiyle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağı sonucuna varmıştır. Oysa 269. madde iftirasından dönen -gerçek kimliğini açıklayan- fail hakkında başka bir sınırlama olmaksızın cezada indirim öngörmektedir. Maddenin açık lafzına karşın ayrıca bir teşhis veya fotoğraflı bir belge vs. gibi delile dayanmadığı için sanığın ikrarından önce kesin delille ispatlandığı kabul edilemeyecek bir hususta, yapılan telefon görüşme tutanaklarına dayanılarak, failin etkin pişmanlıktan yararlandırılmaması, müessesenin konulmuş amacına aykırıdır. O nedenle çocuk olduğu için karakolda ifadesi alınamayan ve aynı gün Cumhuriyet savcısına verdiği ifadeyle suçunu itiraf edip gerçek kimliğini açıklayan, bu ifadesini de yargılama aşamasında değiştirmeyen sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerekmektedir. Ayrıca sanık müdafisi 28.12.2010 tarihli duruşmada esas hakkındaki savunmasında, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir. Bu konuda mahkeme tarafından kısa ve gerekçeli kararda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Bu husus da bozma nedeni yapılmalıdır. Sonuç itibariyle; başkasına ait kimlik bilgilerini kullanan sanık hakkında Cumhuriyet savcısına verdiği ifadede gerçek kimliğini açıklaması nedeniyle TCK'nın 269/2. maddesi uyarınca cezada indirim yapılmaması nedeniyle hükmün bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun hükmün onanmasına ilişkin görüşlerine karşıyım. 20.05.2013