Başvuru, iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasının reddedilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, örgütlenme özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasının reddedilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, örgütlenme özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 31/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Erzurum Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfında (Erzurum SYDV/ İşveren) hizmet akdine dayalı olarak 1/11/1994 tarihinde işe başlamıştır. Erzurum SYDV başvurucunun iş akdini 17/8/2016 tarihinde tek taraflı olarak feshetmiştir. İşveren tarafından başvurucuya gönderilen 29/9/2016 tarihli yazıda başvurucunun iş akdinin "Millî Güvenlik Kurulunca devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı kuvvetle muhtemel olması nedeniyle 2015 yılında kapatılan Erzurum İli Memurlar Derneği (ERİMDER) yönetim kurulu yedek üyesi olması gerekçesiyle" feshedildiği belirtilmiştir. Başvurucu, iş sözleşmesinin feshine karşı 12/10/2016 tarihinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde ERİMDER'in 2016 yılında kendi iradesiyle kapanma kararı alarak faaliyetlerine son verdiğini ve iş akdinin geçerli ve haklı bir nedene dayanmaksızın feshedildiğini belirten başvurucu, işe iadesini ve haksız ve geçersiz fesihten kaynaklı tazminatların ve çalışmadığı dönem için aylık maaşlarının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Erzurum İş Mahkemesi (İş Mahkemesi) 8/2/2017 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) ile bağlantısı bulunan ERİMDER'in yönetim kurulu yedek üyesi olması nedeniyle iş sözleşmesinin devamını sağlayacak güven ilişkisinin sarsıldığı ve işverenden iş ilişkisini sürdürmesinin makul ölçüler içerisinde beklenemeyeceği vurgulanarak iş sözleşmesinin feshinin en azından geçerli sebebe dayandığının kabulünün gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf dilekçesinde ERİMDER'in bahse konu yapılarla bağlantılı olduğuna ilişkin tahkikat yapılmayarak eksik incelemeyle hüküm kurulduğu belirtilmiştir. Ayrıca başvurucu, ERİMDER'in İşveren tarafından öne sürüldüğü gibi kapatılmadığını, 25/6/2016 tarihinde kendini feshettiğini ifade etmiş, İş Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 21/12/2017 tarihli kararıyla İş Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, davanın incelenebilmesi için 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasına göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyeri koşulunun somut olayda sağlanması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun (İBK) 9/6/2017 tarihli kararında sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının her birinin ayrı işyeri olduğu, her vakıf için işyeri düzeyinde toplu iş sözleşmesi yetkisi verileceği ve iş güvencesi bakımından otuz işçi sayısının her vakıf için aranması gerektiğinin belirtildiği ifade edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, Erzurum SYDV'de otuzdan az işçi çalıştığının tespit edildiği belirtilerek otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyeri koşulunun somut olayda sağlanmadığı sonucuna varılmıştır. Başvurucu tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz başvurusunda bulunulmuş, temyiz dilekçesinde iş güvencesinin olmamasına yapılan atıfla davasının reddedilmesinin ulusal ve uluslararası tüm düzenlemelere ve kişi haklarına aykırı olduğu ifade edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 11/7/2018 tarihli kararıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığını belirterek temyiz itirazlarının reddine ve usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermiştir. Nihai karar, başvurucuya 2/8/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. İlgili hukuk için bkz. Nuran Erdoğan, B. No: 2018/36613, 17/11/2021 §§ 15-