Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4870 E. , 2024/455 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4870 Karar No : 2024/455 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adlarına asaleten, ... adına velayeten ... ve ... VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN_KONUSU: Davacılar …
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4870 E. , 2024/455 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4870 Karar No : 2024/455 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adlarına asaleten, ... adına velayeten ... ve ... VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN_KONUSU: Davacılar vekili tarafından, müvekkili ...'ın, ... Hastanesinin davalı idare tarafından denetlenmemesi nedeniyle, doğumuna doktorun katılmaması neticesinde sol kolunda brakial pleksus zedelenmesi ile birlikte sağ göz üst kapağında horner sendromunun meydana gelmesine sebebiyet verildiğinden bahisle toplam 1.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyadaki denetim raporları ve ceza kovuşturması kapsamında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunca hazırlanan raporun birlikte değerlendirilmesi neticesinde, olayda davalı idarenin denetim ve gözetim görevini yerine getirdiği, uygun illiyet bağı ve hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince davacıların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI: Davacılar tarafından, olayda sağlık personelince özen gösterme yükümlüğünün yerine getirilmediği, davalı idare tarafından gerekli denetimin yapılmadığı, bu durumun personelin yetersiz olmasından anlaşıldığı, meydana gelen zarar ile idarenin eylemi arasında nedensellik bağının mevcut olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 05/03/2013 tarihinde ... Hastanesine başvurulduğu, beyanlara göre ertesi gün ebe tarafından temizlik görevlisinin yardımıyla doğumun gerçekleştirildiği, doğumdan sonraki muayenede doktor tarafından sağ kolda brakial pleksus zedelenmesinin tespit edildiği, 27/05/2013 tarihinde ... Üniversitesinde yapılan muayenede de davacı küçüğün gözündeki sinirde hasar olduğunun tespit edildiği, -ceza davası kapsamında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunca hazırlanan ... tarih ve ... karar numaralı raporda belirtildiği üzere- ... Üniversitesi tarafından düzenlenen 04/08/2014 tarihli sağlık kurulu raporunda %60 engel oranının belirlendiği,... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla doktor, ebe ve temizlik görevlisi hakkında beraat kararı verildiği; davacılar tarafından olayda hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek tazminat ödenmesi istemiyle 12/10/2016 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde -ön karar başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle- "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir. Maddede yer alan, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için, zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya çıkması zorunludur. Bu itibarla; ancak, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi halinde zararın öğrenilmiş sayılacağının kabulü gerekmektedir. İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Dolayısıyla zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliği ve yol açtığı zararın bazen eylemin yapılmasıyla veya olayın gerçekleşmesiyle birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve kesin sağlık raporları sonucu da ortaya çıkabilmektedir. Bütün bu olasılıklar göz önünde bulundurulduğunda, dava açma süresini saptarken, bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması; 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinin, yargıya başvuru hakkını ortadan kaldırmayacak, ancak maddeyi de işlevsiz bırakmayacak bir şekilde yorumlanması ve uygulanması gerekmektedir. Bu durumda, dava konusu uyuşmazlıkta 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde öngörülen bir yıllık sürenin başlangıcı bakımından %60 engel oranının belirlendiği 04/08/2014 tarihli sağlık kurulu raporunun esas alınması gerektiği, söz konusu bir yıllık sürenin geçirilmesinden sonra 12/10/2016 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davada süre aşımı bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin temyize konu kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 04/03/2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığından, kararın gerekçe değiştirilmeden aynen onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.