Başvurucu, hakaret suçunu işlediğinden bahisle hakkında açılan kamu davası neticesinde adli para cezasına hükmedilmesi sebebiyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ilgili hükmün Anayasaya aykırılığının tespit edilmesini talep etmiştir.
Başvurucu, hakaret suçunu işlediğinden bahisle hakkında açılan kamu davası neticesinde adli para cezasına hükmedilmesi sebebiyle anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ilgili hükmün Anayasaya aykırılığının tespit edilmesini talep etmiştir. Başvuru, 30/6/2014 tarihinde İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 31/10/2014 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Kendisi de avukat olan başvurucu hakkında, diğer bir avukata telefonda hakaret ettiği iddiasıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı genel usullere göre soruşturmayı yapmış ve 6/11/2013 tarih ve E.2013/42931 sayılı iddianamesi ile kamu davası açmıştır. Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi yargılama esnasında, müştekiyi, bir tanığı ve başvurucuyu dinlemiştir. Tanık hakaret içeren sözleri duyduğu yönünde beyanda bulunmuştur. Mahkeme tutanaklarına göre başvurucu, suçlamayı kabul etmemiş ve 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümlerin uygulanmasını istemediğini belirtmiştir. Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi 30/5/2014 tarih ve E.2013/1324, K.2014/693 sayılı kararıyla, dosya kapsamı itibarıyla başvurucunun diğer avukata hakaret ettiği sonucuna varmış ve başvurucu hakkında 500 TL adli para cezasına hükmetmiştir. Temyiz sınırının altında kaldığından, mahkûmiyet kararı kesindir. Başvurucu, 30/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 19/03/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Soruşturmaya yetkili Cumhuriyet savcısı” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:“Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. ...” 1136 sayılı Kanun’un “Kovuşturma izni, son soruşturmanın açılması kararı ve duruşmanın yapılacağı mahkeme” kenar başlıklı maddesinin (1), (2) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:“58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenliyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir.…Haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. (Ek cümle: 02/05/2001 - 4667/ md.) Durum avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir.” 26/09/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Haksız fiil nedeniyle veya karşılıklı hakaret” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“(1) Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” 23/3/2005 tarih ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un Geçici maddesi şöyledir:“(Ek madde: 31/03/2011-6217 S.K 26 mad.)(1) Bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adlî para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz.”