12. Ceza Dairesi 2011/22169 E. , 2012/14928 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3-6, 62, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet Taksirle öldürme suçundan, sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığa 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesi ile tayin olunan 2 yıl hapis cezasından aynı Kanunun 22/3 maddesi gereğince artırım yapılmasına karar verilmiş o
**12. Ceza Dairesi 2011/22169 E. , 2012/14928 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3-6, 62, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet Taksirle öldürme suçundan, sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığa 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesi ile tayin olunan 2 yıl hapis cezasından aynı Kanunun 22/3 maddesi gereğince artırım yapılmasına karar verilmiş olup neticede, 2 yıl 8 ay hapis cezası yerine 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedilerek eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır, ancak; 1- Sanık hakkında TCK'nın 22/3. maddesi gereğince artırım uygulanmasına rağmen CMK'nın 226. maddesi gereğince ek savunma hakkı verilmemesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, 2- 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” düzenlemesi için öngörülen koşulların, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlarla birlikte, denetime olanak verecek şekilde, somut gerekçeler gösterilmek suretiyle değerlendirildikten sonra, sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenlemenin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkemece kanunun amacına aykırı şekilde, sanığın cezasının ertelenmesi sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği, oysa sanık lehine düzenlemelerden, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının, seçenek yaptırımlardan ve erteleme hükümlerinden önce tartışılması gerektiği, sanığa verilen cezanın ertelenmiş olması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığı şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle ve ölenin yakınlarının da sanık hakkında şikayetçi olmadıkları gözetilmeksizin lehine olan bu düzenlemeden faydalandırılmaması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 13.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ: Mahkemenin olayı bilinçli taksirle işlendiğine dair uygulamasını onayan sayın daire çoğunluğunun görüşüne katılmıyoruz. Şöyle ki: Olay sonrası ifadesi alınan ölenin kız kardeşi Sultan Karapınar Cumhuriyet savcılığında “Ablam ile ben yürüyorduk, arkada eniştem sanık ... Yürüyordu. Ablam ile yürürken omuzlarımız birbirine değer vaziyetteydi. Bu esnada ... sanık enişteme hitaben tüfek dolu horozu da çekik dediğini hatırlıyorum. Yine bu esnada ölen ablam sigara yaktı. Eniştem sanıkta bende isterim dediği anda patlama sesi duydum, geri dönüp arkama baktığımda ablam yerde yatıyordu.” şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkeme “sanığın rastgele kuşlara ateş ettikten sonra eşiyle kolkola gezerken tüfeğin ateş alabileceğini düşünmeden, kılıfını takmadan ateş almasına sebebiyet vermek şeklindeki eylemi bilinçli taksirle işlediğini” kabul etmiştir. Sanığın savunması, ölenin kız kardeşi Sultan Karapınar ve diğer tanıklar ... ve ...’ün beyanlarından anlaşılacağı gibi olayın basit taksirle işlendiği halde eylemin bilinçli taksirle işlendiğinin kabulü kanuna aykırıdır. Çünkü olayda failin neticeyi öngörüp hareketlerine devamla neticenin oluşumuna sebebiyet verdiği söylenemez. Alışa gelmiş uygulama ile tüfeği dikkatsiz ve özensiz şekilde taşırken tüfeğin tetiğine dokunmakla öngörülebilir netice meydana gelmiştir. Kaldı ki mahkemenin bilinçli taksir için gösterdiği gerekçe aslında basit taksire ait olgulardır. Bu nedenle olayda bilinçli taksirin bulunmadığını düşündüğümüzden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.