Başvuru, kasten öldürme suçlarından gözaltına alındığı ve tutuklu kalındığı süreçte kötü muamele görüldüğü, haksız olarak üç buçuk yıl tutuklu kalındığı, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı ileri sürülerek işkence ve kötü muamele yasağı, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kasten öldürme suçlarından gözaltına alındığı ve tutuklu kalındığı süreçte kötü muamele görüldüğü, haksız olarak üç buçuk yıl tutuklu kalındığı, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı ileri sürülerek işkence ve kötü muamele yasağı, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 8/9/2014 tarihinde Didim Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 22/4/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık başvuru hakkında herhangi bir görüş bildirmemiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği ilgili olaylar özetle şöyledir: 1971 doğumlu olan başvurucu hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 1999/7363 Hazırlık sayılı dosyasında 18/3/1999 tarihinde taammüden iki kişiyi öldürmeye iştirakten soruşturma başlatılmıştır. Kolluk güçleri tarafından 18/3/1999 tarihinde saat 35'da hazırlanan görgü tespit tutanağına göre maktuller S.Y. ile başvurucunun yengesi G.A.nın bulundukları eve gidilmiş, her iki maktul yatak odasında boğazları kesilmiş hâlde bulunmuş, yerlerde, yatak üzerinde bulunan yastıkta ve duvarlarda bol miktarda kan izinin olduğu görülmüş ve olay yeri krokisi çizilmiştir. Kolluk tarafından 18/3/1999 tarihinde saat 00'da düzenlenen tutanaktaki bilgilere göre Yozgat İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdür Vekili ile aynı gün saat 00’da yapılan telefon görüşmesinde Antalya Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinden gelen telefonda Sorgun nüfusuna kayıtlı S.Y. ile G.A.nın boğazları kesilerek öldürülmelerinin namus cinayeti olabileceği, maktule G.A.nın resmî nikâhlı eşi A.A.nın olaya karışabilecek yakınlarının araştırılması istenmiş; başvurucu evinde ve babasına ait iş yerinde aranmış ancak bulunamamış, saat 30 sıralarında evi ile yapılan telefon görüşmesi sonucunda polis merkezine getirilmesi sağlanarak gözaltına alınmıştır. Başvurucu ve diğer şüphelilerden Z.Y. ve A.A.nın gözaltı süreleri Sorgun Sulh Ceza Mahkemesinin 19/3/1999 tarihli ve 1999/15 Müteferrik, 22/3/1999 tarihli ve 1999/16 Müteferrik sayılı kararları ile üçer gün uzatılmıştır. 24/3/1999 tarihli zapt etme tutanağına göre şüpheli A.Y. ile E.K. Ankara’da yakalanmışlar, E.K.nin ayağında bulunan sarı renkli yarım bot şeklindeki ayakkabısında kan lekelerinin bulunduğu tespit edilerek bot zapt edilmiştir. 24/3/1999 tarihinde saat 00'de düzenlenen zapt etme tutanağına göre şüpheliler A.Y. ile E.K. yakalandıklarında suç aletlerinin yeri sorulmuş, A.Y. kullandıkları suç aletleri ve giydikleri kıyafetlerini üzeri ... yazılı bir poşete doldurup Burdur-Antalya kara yolu üzerinde bir su kanalının içine attığını söylemesi üzerine şüphelinin yer göstermesi sonucunda şehir çıkışında sağ tarafta bulunan K. Benzin İstasyonu'nun tahminen 5 km ilerisinde yolun 5 m kadar içinde ormanlık alanda betonarme su kanalı içinde bu poşet bulunmuş; poşet içinde bir adet çizgili kanlı gömlek, koli bandı, maket bıçağı ve çeşitli giyecek eşyaları ele geçirilerek zapt edilmiş; süreç video kaydına alınmıştır. 25/3/1999 tarihinde saat 00'da tanzim edilen olay tutanağına göre olayla ilgili olarak Yozgat ili Sorgun ilçesine gidilerek A.A. ve başvurucu yakalanmış; başvurucu beyanında ağabeyi H.A.nın telefonla talimat vermesi üzerine Antalya’ya gittiğini, maktullerin adreslerini tespit edip ağabeyi H.A.ya bildirdiğini, yine H.A.nın talimatıyla Antalya’da A.Y. ve E.K.ye 100 Alman markı verdiğini söylemiş; ayrıca A.Y. ve E.K.nin Ankara’da yakalandıkları ve olayı kendilerinin yaptıklarını beyan ettikleri belirtilmiştir. Başvurucu 25/3/1999 tarihinde kollukta müdafi huzurunda verdiği beyanında özetle yengesi G.A. ile S.Y.nin Ramazan Bayramı’ndan bir hafta kadar önce birlikte kaçtıklarını öğrendiğini, ağabeyleri A.A. ve H.A.nın da köyde bulunduklarını, yengesinin kaçmasına çok üzüldüklerini, ağabeyi A.A.nın durumdan çok etkilendiğini, bir hafta kendisine gelemediğini, yengesinin kaçarken üç çocuğunu da alıp götürdüğünü, olaydan bir hafta kadar sonra çocukları kimliğini bilmedikleri bir kişi vasıtasıyla kendi babasının evine bıraktığını, yengesinin kaçtığı yeri çocuklarından öğrenmeye çalıştıklarını, ancak çocuklarını da kandırıp Ankara’da olduklarını söylediklerini anladıklarını, yengesi kaçarken 000 Alman markı ve 10 tane bilezik götürdüğü için Cumhuriyet savcılığına başvurduklarını, daha sonra ağabeyinin yengesinden umudunu keserek boşanma davası açıp resmî olarak ayrıldıklarını, ayrıldıktan sonra ağabeyi A.A.nın amcasının kızı ile nişanlandığını, Almanya’da bulunan ağabeyi H.A.nın isteği üzerine yengesi G.A. ile S.Y.nin yerini öğrenmek amacıyla 3/3/1999 tarihinde Antalya’ya geldiğini, orada B... Pansiyonu'nda kaldığını, daha önceden tanıdıkları hemşehrileri R.Y.nin evinin kaldığı pansiyona yakın olduğunu, ağabeyi H.A.nın kendisinden R.Y.nin evine giderek adresi öğrenmeye çalışmasını istediğini, Pansiyonda kaldığı süreçte başvurucunun yengesinin birlikte kaçtığı S.Y.nin aracını bir sokakta gördüğünü, Almanya’da bulunan ağabeyinin bir gün kendisine telefon açarak "Akdeniz Sanayi Sitesi girişinde seni birisi bekleyecek ona 100 mark para ver." dediğini, orada sanıklar A.Y. ve E.K. ile karşılaştığını, 100 markı E.K.ye verdiğini, yengesinin ağabeyi A.A.nın 000 markını ve 10 bileziğini de alarak kaçtıklarını söylediğini, onların öldürülmeleri konusunda bir bilgiye sahip olmadığını, ağabeyinin parasını kurtarmak amacıyla aradığını düşündüğünü, yengesinin öldürüldüğünü polisler tarafından gözaltına alınınca öğrendiğini, öldürülmeleri konusunda aile meclisi tarafından bir karar alınmadığını, alınsaydı bundan haberinin olacağını, kimseyi öldürmek için bir plan yapmadığını, ağabeyi H.A.nın bir plan kurup kurmadığını bilmediğini söylemiştir. Başvurucunun ifadesinde işkence ve kötü muamele ile ilgili bir açıklama bulunmamaktadır. Başvurucu Antalya Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesinde 25/3/1999 tarihinde müdafi huzurunda verdiği ifadesinde; Antalya’ya iş aramak için gittiğini, Almanya’da bulunan ağabeyi H.A.nın Antalya’da bulunduğu sırada kendisini arayarak yengesi G.A.ya 100 mark borcunu ödemesi için sanık A.Y.ye vermesini istediğini, A.Y.yi daha önceden tanımadığını, 100 markı ona verdiğini, iş bulamayınca memleketine geri döndüğünü söylemiş, poliste verdiği ifadesiyle çelişkiler sorulduğunda ise şimdi verdiği ifadesinin doğru olduğunu, polisteki ifadesinin bazı kısımlarının doğru olmadığını söylemiştir. Yapılan sorgu sonucunda başvurucu ile birlikte sanıklar A.Y., E.K. ve A.A.nın tutuklanmalarına, Almanya’da bulunan sanık H.A.nın ise gıyaben tutuklanmasına karar verilmiştir. Başvurucu; yargılandığı Antalya Ağır Ceza Mahkemesinde 18/5/1999 günlü celsede müdafi ile birlikte yaptığı savunmasında; camcılık yaptığını, sanıklardan A.Y.yi ismen tanıdığını ancak ilk kez Antalya’da gördüğünü, E.K.yi ise ilk kez soruşturma sırasında Ankara’da gözaltına alındıklarında gördüğünü, Antalya’ya yengesi ve dostunun adresini öğrenmek amacıyla değil iş bulmak için geldiğini, bir hafta kadar B... Oteli'nde kaldığını, ancak Antalya’da iş bulamayınca memleketine geri döndüğünü, ağabeyi H.A.nın Antalya’ya gitmesi için talimat vermediğini, yengesi ve dostunun yerini öğrenip ona bildirmediğini sanıklar A.Y. ve E.K.ye para vermediğini söylemiştir. Başvurucu; polisteki ifadesinin zorla imzalattırıldığını, korktuğu için ifadesi sırasında yanında bulunan avukatına bir şey söyleyemediğini, sulh ceza mahkemesinde verdiği ifadesini de kabul etmediğini, kendisini polislerin sorguya getirdiğini, polislerden bir an önce kurtulmak için o şekilde anlatımda bulunduğunu söylemiştir. Antalya Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 25/3/1999 tarihli 1999/1410 sayılı raporuna göre gözaltından çıkarılırken başvurucunun vücudunda darp cebir izine rastlanmadığı kayıtlıdır. Başvurucu ile birlikte toplam altı sanık hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 5/4/1999 tarihli ve 1999/7363 hazırlık, 1999/3918 esas sayılı iddianamesiyle taammüden iki kişiyi öldürme suçlarından Antalya Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. Başvurucunun bu suçlara feri iştirak ettiği ileri sürülmüştür. İddianame şöyledir:“Sanıklar H.A., A.A. ve Ömer Aktaş’ın kardeş oldukları, sanık Z.Y.nin akrabaları olduğu, sanık A.A.nın yurt dışında bulunduğu sırada eşi G.A.nın S.Y. ile ilişkiye girdiği, A.A.nın evine dönmesi üzerine G.A. ile S.Y.nin ilçeden ayrılıp izlerini kaybettirdikleri, Antalya’ya gelip ev kiralayarak birlikte yaşamaya başladıkları, H.A. ile A.A.nın birlikte S.Y. ile G.A.yı öldürmeye karar verdikleri, adreslerini tespit için Ö.A. ile Z.Y.yi görevlendirdikleri, Ö.A.nın bu nedenle Antalya’ya gelip S.Y. ile G.A.nın kalmakta oldukları evin adresini belirlediği, H.A. ile A.A.nın S.Y.yi öldürmeleri için A.Y.ye para vaadinde bulunup olaydan sonra Almanya’ya götürmeyi söyledikleri, A.Y.nin S.Y. ile G.A.nın kalmakta olduğu evin karşısında bir yer kiralayıp S.Y. ile G.A.yı öldürmek için takibe başladığı ve bu iş için E.K.nin ellerine tahra, demir sopa, ip, ağız bandı alarak S.Y. ile G.A.nın kaldıkları eve yatak odasına girip kafalarına vurarak etkisiz hale getirip ağızlarını kapatıp boğazlarını iple sıktıktan sonra her ikisinin de boğazlarını keserek öldürüp olay yerinden uzaklaştıkları, H.A. tarafından yurt dışından banka havalesiyle A.Y.ye 000 mark, E.K.ye 500 mark gönderildiği, iddia, ikrar, tanık beyanları, otopsi raporları, olay mahalli görgü tespit tutanağı, ele geçirilen kanlı eşyalardan anlaşılmış olduğundan,…sanıklar Ömer Aktaş ve Z.Y.nin eylemlerine uygun düşen TCK’nun 65/3 maddesi delaletiyle 450/4-5, 31, ve maddeleri uyarınca cezalandırılmaları için yargılanmalarına mahkemenizde başlanması kamu adına talep ve iddia olunur.” Antalya Ağır Ceza Mahkemesinin 7/6/2001 tarihli ve E.1999/109, K.2001/240 sayılı kararıyla hakkında yakalama emri bulunan sanık H.A. hakkında açılan kamu davasının tefriki ile ayrı bir esasa kaydına, sanıklar A.A. ve Z.Y.nin delil yetersizliği nedeniyle beraatlerine, sanıklar A.Y. ve E.K.nin ikişer kez müebbet ağır hapis cezasıyla, başvurucunun iki kez 12 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Hakkında yakalama emri bulunan sanık H.A. hakkında tefrik edilen dosya Antalya Ağır Ceza Mahkemesinin E.2001/369 sırasına kaydedilmiştir. Başvurucu ve diğer sanıklar tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm Yargıtay Ceza Dairesinin 24/4/2002 tarihli ve E.2002/719, K.2002/1486 sayılı kararı ile bozulmuştur. Yargıtay kararı şöyledir:“…Sanık A.Y.nin hükümden sonra 27/7/2001 tarihinde öldüğü dosyaya katılan nüfus kaydından anlaşılmış olmakla hakkındaki hükmün bozulmasına ve CMUK.nun maddesinin verdiği yetkiye müsteniden TCK. maddesi uyarınca kamu davasının ortadan kaldırılmasına,Sanıklar E.K. ve Ömer Aktaş haklarındaki hükümle ilgili incelemede;Mahkeme kararları Anayasa’nın 141/3 ve CMUK. maddeleri uyarınca gerekçeli olarak yazılır. CMUK. maddesine göre hükmün dayandığı ispatlanmış olgular ve bu olguların kabul olunan suçun unsurlarına uygunluğu açıklanmalı, ayrıca cezayı kaldıran, azaltan ya da ağırlaştıran sebeplerin sabit sayılıp sayılmadığı da açıkça yazılmalıdır. İncelenen dosyada, sanıklar E. ve A.nın maktulleri taammüden öldürdükleri, sanık Ömer’in de bu suçlara fer’an iştirak ettiği şeklindeki kabul, hazırlıktaki ikrarların zorla alınmayıp samimi irade mahsulü olduğunun anlaşılmasına dayanılarak bu ifadelere itibar olunduğu belirtilmiş ise de, bu ikrarların mahiyet ve içeriğine kararda yer verilmediği gibi, olayın cereyan şekli yani suçların hangi nedenle ve hangi şartlar dahilinde, nerede ve nasıl işlendiği, suç vasfının taammüd olarak tayinini kabule sevk eden vakıalar açıklanmamıştır.Bu sebeple Yargıtay denetimine imkan sağlayacak biçimde gerekçe gösterilmemesi [nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.]” Bozmadan sonra dava Antalya Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/363 sayılı esasına kaydedilip yargılamaya devam edilmiştir. Mahkemenin 25/7/2002 tarihli celsesinde 21/12/2000 tarihli ve 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun gözönüne alınarak başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Sanık H.A. hakkında tefrik edilerek Antalya Ağır Ceza Mahkemesinin E.2001/369 sırasında kayıtlı bulunan dosya aynı Mahkemenin 25/12/2002 tarihli ve E.2001/369, K.2002/617 sayılı kararıyla E.2002/363 sayılı dosya ile birleştirilmiştir. Dosyada tutuklu bulunan tek sanık E.K. Mahkemenin 14/10/2003 tarihli celsesinde tutuklu kaldığı süre ve 4616 sayılı Kanun gözönünde bulundurularak tahliye edilmiştir. Bu celseden sonra bireysel başvuruda bulunulan 8/9/2014 tarihine kadar yapılan tüm duruşmalarda yurt dışında bulunan sanık H.A. hakkında çıkarılan yakalama emrinin infaz edilmesi beklenmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarından yapılan incelemede bireysel başvuru yapıldıktan sonraki duruşmalarda da sanık H.A. hakkında çıkarılan yakalama emrinin infazının beklendiği, duruşmanın 10/11/2016 tarihine ertelendiği tespit edilmiştir. Başvurucu, taammüden iki kişiyi öldürmeye iştirakten Antalya Ağır Ceza Mahkemesinde yargılamanın sürdüğü sırada 8/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun ve maddeleri şöyledir:“Madde 450 - (Değişik madde: 09/07/1953 - 6123/1 md.)Öldürmek fiili:… Taammüden icra olunursa; Birden ziyade kimseler aleyhine işlenirse;…fail, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına mahkum edilir. Madde 65 - (Değişik madde: 02/06/1941 - 4055/1 md.) I - Suç işlemeğe teşvik veya suçu irtikap kararını takviye ederek yahut fiil işlendikten sonra muzaheret ve muavenette bulunacağını vadeyleyerek,II - Suçun ne suretle işleneceğine mütaallik talimat vererek yahut fiilin işlenmesine yarayacak iş veya vasıtaları tedarik ederek,III - (Değişik bent: 21/01/1983 - 2787/7 md.) Suç işlenmeden evvel veya işlendiği sırada müzaharet ve muavenetle icrasını kolaylaştırarak suça iştirak eden şahıs, işlenmiş fiille mahsus olan ceza ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası ise yirmi yıldan, müebbet ağır hapis cezası ise onaltı yıldan aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası ile cezalandırılır. Sair hallerde kanunen muayyen olan cezanın yarısı indirilir.Bu maddede yazılı fiillerden birini işleyen kimsenin iştiraki inzimam etmeksizin fiilin irtikabı mümkün olamayacağı sabit olan hallerde o kimse yukarıda gösterilen tenzilattan istifada edemez.” 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun , ve maddeleri şöyledir: “Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması Madde 2 - Murtabıt ceza davalarının her biri muhtelif mahkemelerin vazifesi dahilinde olsa bile bunlar birleştirilerek yüksek vazifeli mahkemeye verilebilir.Bu mahkeme birleştirilmiş olan ceza davalarının ayrılmasına da karar verebilir.Madde 4 - Tahkikata başlandıktan sonra dahi murtabıt ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına Cumhuriyet Müddeiumumisinin veya maznunun talebiyle yahut resen karar verilebilir. Bu kararı vermek hakkı yüksek vazifeli mahkemeye aittir.Suçların İhbarı Madde 151 - Suçlara dair ihbarlar, şifahi veya yazılı olarak Cumhuriyet Müddeiumumiliğine, zabıta makam ve memurlarına ve sulh hakimlerine yapılabilir.Bu ihbarlar kanuni mercilere tevdi edilmek üzere vali, kaymakam ve nahiye müdürlerine de yapılabilir.Şifahi ihbarlar üzerine zabıt varakası tutulur.(Değişik fıkra: 21/05/1985 - 3206/32 md.) Takibi şikayete bağlı olan suçlarda bu şikayet yazı ile veya tutanağa geçirilecek beyan ile mahkemeye, Cumhuriyet savcılığına ve yukarıda gösterilen makamlara da yapılabilir.” 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ve maddeleri şöyledir:“Görülmekte Olan Davaların Birleştirilmesi ve AyrılmasıMadde 10 - (1) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.(2) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.(3) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur.İhbar ve Şikâyet Madde 158 - (1) Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.(2) Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. …(4) Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.(5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir.…”