(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/18979 E. , 2013/29899 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ücret, ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Dav
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/18979 E. , 2013/29899 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ücret, ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı, tercüman olarak davalıya ait işyerinde 14.04.2004 tarihinde çalışmaya başladığını, 02.09.2010 tarihinde işyerinden sözlü olarak izin almak suretiyle hastaneye gittiğini, aynı gün işyerinden aranarak bir daha işe gelmemesinin söylendiğini, haksız ve bildirimsiz olarak işten çıkartıldığını, haklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatlarını, ıslah dilekçesi ile de ücret alacağı ve fazla çalışma alacağını istemiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı cevap vermemiştir. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davacı temyiz etmiştir. Gerekçe: Davalıya yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığı uyuşmazlık konusudur. Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. Hasımsız davalar hariç olmak üzere, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan davaya bakılamaz ve yargılama yapılamaz. Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur. Yargılama sırasında yapılan tebliğlerle ilgili tebliğ mazbatalarının ve ilgili diğer belgelerin dosyaya konulması gerekir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu Kanunun uygulanması için çıkarılan Tüzük hükümleri tamamen şeklidir ve titizlikle uygulanması gerekir. Bir davada yapılan tebligatların usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını hâkim kendiliğinden denetlemelidir. 19.01.2011 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa ile Tebligat Kanununda esaslı değişiklikler yapılmıştır. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk Ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 63/3. sayılı genelgesinde Türkiye de yabancı bir devletin temsilcisi sıfati ile görevli bulunan büyükelçiler, elçiler, elçilik ateşeleri ile konsolosluk ilişkileri çerçevesinde diplomatik ayrıcalığı bulanan misyon mensuplarına tebliğ çıkaran adli makam tarafından tebliğ edilecek her türlü evrakın bakanlığa gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yurtdışına yapılacak tebligatlar iki ülke arasında anlaşma olmaması durumunda diplomatik yollardan yapılacaktır. Eğer iki ülke arasında tebligat konusunda bir anlaşma yapılmışsa sözkonusu tebligat bu anlaşma hükümleri çerçevesinde yapılacaktır. Türkiye birçok devletle tebligat konusunu içeren iki taraflı adli yardım sözleşmesi yapmıştır. Türkiye’nin hukuki konularla ilgili adli yardım anlaşması imzaladığı ülkeler şunlardır; Almanya, Avustralya, Avusturya, Bulgaristan, Çekoslovakya, Ürdün, Irak, İngiltere, İran, İsviçre, İtalya, Macaristan, Romanya’dır. İki ülke arasında ikili bir adli yardım sözleşmesi varsa tebligat evrakının bu sözleşme hükümlerine göre düzenlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle tebliği çıkaran merciin ilgili devlet ile aramızda yapılmış olan sözleşmeye bakması ve sözleşmede öngörülen şekilde hareket etmesi gerekir. Adli tebligat evrakı, iki nüsha Türkçe asılları veya onaylı örnekleri ile tebligat yapılması istenecek ülkenin dilinde tercümeleri, bir üst yazıyla Adalet Bakanlığına gönderilir... şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Somut olayda mahkemece davalı ... Başkonsolosluğuna 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre doğrudan tebligat gönderilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır. Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında Adalet Bakanlığı'nın görüşü de alınarak İran devleti ile aramızda imzalanan ikili anlaşma ve varsa konsolosluk sözleşmeleri dikkate alınarak davalıya Anayasa’nın 36. maddesinde de açıklanan savunma hakkını kullanabilmesi için dava dilekçesi ve davetiyenin, tebligat usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi zorunludur. Kamu düzenine ilişkin bu yönün gözardı edilerek, davalının yokluğunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.