3. Hukuk Dairesi 2024/1257 E. , 2025/569 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1218 E., 2024/6 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/378 E., 2023/246 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapo
**3. Hukuk Dairesi 2024/1257 E. , 2025/569 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1218 E., 2024/6 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/378 E., 2023/246 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin sağ bacağındaki şiddetli ağrı sebebiyle davalı Hastanede diğer davalı doktora muayene olmak amacıyla randevu aldığını, muayene üzerine müvekkilinin sağ alt bacağında damar tıkanıklığı olduğu, acil olarak müdahale edilerek anjiyo yoluyla damar tıkanıklığının giderileceğinin belirtilerek müvekkilinin ameliyata alındığını, anjiyo işleminin başlamasından çok kısa bir süre sonra müvekkilinin yakınlarına sağ bacak üst bölgedeki damarların yırtıldığı ve müdahale edilerek onarım sağlandığının belirtildiğini, operasyon sonrası müvekkilinin yoğun bakıma alındığını, bacaktaki damarların tamir edildiği belirtildiği halde müvekkilinin sürekli kan kaybettiğini, müvekkiline kan verilmeye çalışıldığını ancak her iki koldan defalarca kelebek iğne olarak tabir edilen aletle damar yolu açılmaya çalışılması esnasında kollarındaki damarlarının dahi yırtılmaya başladığını, bunun üzerine boyundan damar yolu açıldığını ve kan takviyesinin bu yolla sağlandığını, müvekkilinin yaklaşık 5-6 gün yoğun bakım ve dönüşümlü olarak serviste kaldığını, bu süre zarfında sağ üst bacaktaki onarımın düzelmesinin beklendiğini, asıl sorunlu bölge olan sağ alt bacağa hiçbir müdahalede bulunulmadığını, hastaneye yattığı günden itibaren 9 gün süre ile sağ bacaktaki kan akışı sağlanmadığı halde davalı doktor ve hastane tarafından kan akışının sağlandığı belirtilerek stent takılması amacıyla müvekkilinin yeniden operasyona alındığını, müvekkilinin hastanede kaldığı 8-9 günlük süre boyunca 2-3 kez operasyona alındığını ve stent takıldığını, stentlerin takılması ve bu vesile ile de bacakta iyileşmenin olmamasının davalılar tarafından görülmemesinin olanaklı olmadığını, davalıların özensiz ve meslek kurallarına aykırı hareket ederek müvekkilinin sağ bacağının kesilmesine sebebiyet verdiklerini ileri sürerek; şimdilik 1.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davacının yargılama sırasında ölümü üzerine, mirasçıları davayı takip etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; müvekkilinin gerekli dikkat ve özeni göstererek her aşamada hasta yakınlarına bilgi verdiğini, davacıya yapılan işlemin başarılı olarak sonuçlanmasına rağmen bacaktaki doku kaybı nedeniyle hastanın durumu iyiye gitmediğini, meydana gelen sonuç yönünden müvekkilin kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Tic. A.Ş. vekili; davacı hastaya müvekkil hastanede diğer davalı hekim tarafından yapılan tüm muayene ve tetkiklerin tıp kurallarına uygun bir şekilde yapıldığını, müvekkili hastane ve diğer davalılının tazminat sorumluluğunu gerektiren hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışının bulunmadığını, müvekkili hastanenin hekim seçiminde gerekli özen ve dikkati gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; aldırılan ATK raporunda, kişinin 12.02.2019 tarihinde bacakta soğukluk, ağrı olması ve tetkiklerinde damar tıkanıklığı saptanması nedeniyle anjioplasti yapılma endikasyonu olduğu, anjio esnasında meydana gelen femoral arter rüptürünün söz konusu girişim esnasında her türlü dikkat ve özene rağmen ortaya çıkabilecek bir komplikasyon olarak değerlendirildiği, kanama kontrolü sağlanamaması üzerine cerrahiye devredilmesinin tıbben uygun olduğu, ameliyata alınarak arter tamiri yapılmasının komplikasyon yönetimi açısından tıbben uygun olduğu, takibinde damar açıklığı için stent uygulandığı ancak uygulanmış olan stentin damar akım devamlılığını sağlayamaması nedeniyle ampütasyon endikasyonunun olduğu, kişinin tedavisine katılan hekimlerin eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hizmeti sağlık çalışanları aracılığı ile yürüten idarenin dosya içerisindeki mevcut belgelere göre görünür bir hatasının saptanmadığı hususlarında görüş bildirildiği, rapora itiraz üzerine alınan heyet bilirkişi raporunda; Fadil Konyalı'nın 12.02.2019 tarihinde bacakta soğukluk ve ağrı nedeniyle hastaneye başvurduğu, tetkiklerinde damar tıkanıklığı saptanması nedeniyle anjioplasti endikasyonu olduğu, anjlo esnasında femoral arterde rüptür meydana geldiği, kişide kronik aterosklerotik damar hastalığı bulunması nedeniyle yapılabilecek her türlü özen ve dikkate rağmen femoral arterde oluşan rüptürün komplikasyon olarak değerlendirilmesi gerektiği, kişide işlem öncesinde başlanan kan sulandırıcı nedeniyle femoral arterde oluşan rüptür sonrası meydana gelen kanamanın durdurulamaması nedeniyle fernoral arterin tamiri için cerrahiye devredilmesinin tıbben uygun olduğu, daha sonrasında damara yönelik stent uygulandığı, fakat damarda beklenen kan akımının sağlanamadığı ve ardından Üniversite Hastanesinde yapılan amputasyon işlemlerinin tıbben uygun görüldüğü hususlarında görüş bildirildiği değerlendirildiğinde, söz konusu sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığıyla yürüten davalı hastane ve doktorlara atfı kabil kusur bulunmadığı, davalı hekim ve kurum tarafından bilgilendirilmenin yapılarak gerekli onam belgelerinin alınmış olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yargılama sırasında alınan birbirini teyit eden bilirkişi raporları ile yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, davacının onam yükümlülüğüne ilişkin açık istinafının bulunmadığı, Mahkemece dosyada bulunan delillerin takdirinde hata yapılmadan iddia ve savunma ile birlikte hukuka uygun şekilde karar verildiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; Mahkemece hükme esas alınan raporda müvekkilin bacağına stent takıldıktan sonra 7 gün süre beklendiği ve bu süre zarfında hangi tedavilerin uygulandığı, uygulanan tedavinin yeterli olup olmadığı, stent takılmasına müteakip bacağın alt bacak kısmından ampute edilerek de kurtarılmasının mümkün olup olmadığı, hastanın derhal faklı bir hastaneye sevkinin gerekip gerekmediği yönünde inceleme yapılmaksızın rapor düzenlendiğini, bu yönde taraflarca yapılan itirazlar değerlendirilmeksizin karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek: kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet ilişkisinden kaynaklı hekim hatası iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. 1. Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yolun seçilmesi gerekir. (Tandoğan, Borçlar Hukuk Özel Borç İlişkileri, Cilt, Ank. 1982, Sh.236 vd) Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekalet görevini gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşu için de geçerlidir. 2. Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Dairesince hazırlanan 09.12.2021 tarihli raporda, anjio esnasında meydana gelen femoral arter rüptürünün söz konusu girişim esnasında her türlü dikkat ve özene rağmen ortaya çıkabilecek bir komplikasyon olarak değerlendirildiği, kanama kontrolü sağlanamaması üzerine cerrahiye devredilmesinin ve ameliyata alınarak arter tamiri yapılmasının komplikasyon yönetimi açısından tıbben uygun olduğu yüzeysel şekilde belirtilmiş, alınan 10.03.2023 tarihli heyet bilirkişi raporunda da benzer şekilde kişide kronik aterosklerotik damar hastalığı bulunması nedeniyle yapılabilecek her türlü özen ve dikkate rağmen femoral arterde oluşan rüptürün komplikasyon olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş ise de söz konusu raporlarda yer alan incelemeler davacıların iddialarını karşılar nitelikte olmayıp hüküm kurmaya elverişli değildir. 3. O halde Mahkemece tam teşekküllü ve daha davacının önce tedavi gördüğü Kocaeli Üniversitesi Hastanesi dışında bir Üniversite Hastanesinde görevli ilgili alanda uzman yeni bilirkişi heyetinden, somut olaya uygun şekilde davacının geçirdiği operasyonlarda davalı hekimin ve hastane işletmesinin özen yükümlülüklerine aykırılık niteliğinde ihmal ve kusurlarının bulunup bulunmadığı, uygulanan tedavinin nitelik ve zamanlama itibarıyla yeterli olup olmadığı, tedavi süreci ve organizasyonunun iyi yönetilip yönetilmediği, hastanın derhal tam teşekküllü farklı bir hastaneye sevkinin gerekip gerekmediği ve üniversite hastanesinde sevkte geç kalınıp kalınmadığı, gecikme varsa bunun amputasyon ve davacının ölümüne etkisi hususlarında davacıların tüm itirazlarını karşılar nitelikte, taraf, Mahkeme ve Yargıtay kontrol ve denetimine açık ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesinin kararının bu sebeple bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.02.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi