Ceza Genel Kurulu 2015/282 E. , 2016/350 K. "" Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ağır Ceza Sanık ...'un nitelikli cinsel saldırı suçundan TCK'nun 102/2, 102/5, 31/3, 62 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanunun 109/2, 109/3-b, 109/5, 31/3, 62 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba; sanıklar ... ve ...'nun kişiyi hürriyetinden …
**Ceza Genel Kurulu 2015/282 E. , 2016/350 K.** **"İçtihat Metni"** Yargıtay Dairesi : 14. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ağır Ceza Sanık ...'un nitelikli cinsel saldırı suçundan TCK'nun 102/2, 102/5, 31/3, 62 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanunun 109/2, 109/3-b, 109/5, 31/3, 62 ve 63. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba; sanıklar ... ve ...'nun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanunun 109/2, 109/3-b, 109/5, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin, Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.01.2014 gün ve 55-6 sayılı hükmün sanık ... ve sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 14. Ceza Dairesince 03.07.2014 gün ve 4260-9146 sayı ile; onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 12.11.2014 gün ve 335906 sayı ile; “...Maddi delillerin çoğu zaman elde edilemediği cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, temel ispat yöntemi mağdurenin aşamalarda istikrar arz eden, birbiriyle çelişmeyen beyanları ve bu beyanlarının dosyadaki diğer tüm verilerle uyuşması olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu meyanda, mağdure aşamalarda birbiriyle tamamen çelişen beyanlarda bulunuyorsa artık ortada bir şüphenin bulunduğuna ve bu durumun sanığın lehine yorumlanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. Aksinin kabulü soruşturma ve kovuşturma makamlarının ispat hukuku açısından yaptığı tüm işlemlerin bir anlam ifade etmemesi ve gerçek alemdeki gerçeği saptamaya matuf her türlü çabanın mağdurenin tek bir beyanına feda edilmesi sonucunu doğuracaktır. Bu bakımdan yargılama makamı suçluluk yönünden vicdani kanaate ulaşmakta hiç olmazsa mağdurenin aşamalarda istikrar arz eden beyanlarına muhtaçtır ve bundan vazgeçilmemelidir. Kamu davasına konu somut olayda, mağdure hem soruşturmadaki ilk beyanında, hem savcılıkta verdiği dilekçe ve bunu doğruladığı ikinci ifadesinde hem de kovuşturmadaki beyanında rızasının varlığından bahsetmektedir. Bu husus dosyadaki delillerin neredeyse tamamına yakını ile de örtüşmektedir. Anılan tüm bu nedenlerle her üç sanığın atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından ayrı ayrı beraatlerine, sanık ...'ye atılı nitelikli cinsel istismar eyleminin ise reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun kabulüyle, dönüşen bu suçtan düşme kararı verilmesi, kabule göre de ruh sağlığı konusundaki raporlardaki çelişkinin giderilmesi gerektiği gözetilmeden, atılı suçlardan sanıkların mahkûmiyetine karar verilmesinin ve söz konusu hükümlerin Dairece onanmasının dosya kapsamındaki delillere uygun düşmediği..." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.