Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/6049 E. , 2024/4258 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/6049 Karar No : 2024/4258 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı/ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... İşletmeciliği A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava kon…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/6049 E. , 2024/4258 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/6049 Karar No : 2024/4258 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı/ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... İşletmeciliği A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Muğla ili, Bodrum ilçesi, Yalı beldesi, ... Mevkii, mülkiyeti Hazineye ait ... ada, ... sayıl parselin bitişiğinde yer alan 25.000 m²lik alanın davalı yanında müdahil ... İşletmeciliği A.Ş.ye tahsisinin yapılabilmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 18.10.2018 tarihinde onaylanan Muğla-Bodrum-Adalıyalı Turizm Merkezine ait 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, önemli doğa alanı sınırı kapsamındaki dava konusu planlama alanının bütününde dava konusu planlama çalışmaları ile öngörülen tüm kullanımların kentsel nitelikte olduğu, bölgenin hassasiyetle yaklaşılması gereken doğal ve kültürel özellikleri kaynaklı olarak hangi oranda olursa olsun kentsel kullanımların söz konusu alan için uygun olmadığı, dava konusu alanda doğal ve arkeolojik sit alanlarının haricinde alanın içerisinde bulunduğu Adalıyalı Turizm Merkezi bütünlüğüne dair bir analitik/bilimsel sorgulama ve araştırmaların bulunmadığı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına ait 8.9.2.2 sayılı plan notu gereği önemli doğa alanlarında Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü uygun görüşünün alınması zorunlu olmasına rağmen mevzuatın aradığı anlamda uygunluk görüşlerinin alınmadığı, bu anlamda dava konusu planlama alanı özelinde Avrupa Peyzaj Sözleşmesi uyarınca alanın peyzaj bütünlüğü ve peyzaj kalitesinin korunmasına ve alandaki flora ve fauna varlığına hassasiyetin gösterilmediği, planlama alanında yapılacak turizm amaçlı yapılaşmanın bölgenin mevcut kültürel ve doğal yapısı üzerindeki etkisinin usulünce analiz ve etüt edilmediği, belirtilen hususlardaki eksiklikler kaynaklı olarak dava konusu planlama alanı için öngörülen plan kararlarının bölge bütününün mevcut doğal ve kültürel yapısını bozacak nitelikte olduğu hususları gözetildiğinde öngörülen plan kararlarının koruma amaçlı planlama yaklaşımı amaç ve hedefleri ile planlama esasları, plan tekniği, imar ve koruma mevzuatı ve kamu yararına uygun olmadığı sonucuna varıldığından, 1/5000 koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk görülmediği sonucuna varılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Uyuşmazlığa konu alanı da içinde yer aldığı bölgenin Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 07/02/2013 tarihli kararı ile onaylanan Muğla - Bodrum - Yalıçiftliği 1/25000 ölçekli ilave revizyon çevre düzeni planı ile 26/12/2012 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli Aydın - Muğla - Denizli Çevre Düzeni Planı değişikliğinin iptali istemiyle TMMOB Şehir Plancıları Odası tarafından açılan davada Danıştay Altıncı Dairesinin 24/02/2020 tarih ve E:2013/9073, K:2020/2277 sayılı kararıyla dava konusu parseli de kapsayan bölge için yapılan değerlendirmede "..Uyuşmazlıkta, dava konusu Adalıyalı mevkiindeki bazı alanların 1/25.000 ölçekli Çevre Düzen Planında "T1 Turizm Tesisi Alanı" olarak belirlenmesine karşın, aynı alanların üst ölçekli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında 2. Derece Doğal Sit ve Tabiat Parkı/ Tabiatı Koruma Alanı Statüsündeki orman alanı kullanımında gösterildiği anlaşılmakta olup, bu haliyle dava konusu alana yönelik 1/25.000 ölçekli plan ile getirilen kullanım kararında, planların kademeli birlikteliği ilkesine uyarlık bulunmamaktadır....Öte yandan, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun yukarıda belirtilen ilke kararı uyarınca, 2. derece sit alanlarında, kullanıma açılacak bölgelerde geçici dönemi yapılanma koşullarının ilgili kurumların görüşleri alınarak Koruma Kurullarınca belirlenmesi ve daha sonra bu alanlardaki yapılaşma şartlarının koruma amaçlı imar planları ile öngörülmesi gerekmektedir. Aksi yöndeki bir yaklaşımın, koruma altındaki sit alanlarının bu niteliğinin göz ardı edilerek yapılaşma haklarının herhangi bir alan gibi değerlendirilmesine ve koruma ile bağdaşmayan uygulamalara yol açabileceği açıktır.Bu durumda, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun Doğal (Tabii) Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları İle ilgili 740 sayılı ilke kararı ile değiştirilen 728 nolu ilke kararını bertaraf edecek nitelikte, 2. Derece sit alanında bulunan dava konusu alanda yapılaşma hakkını belirleyen 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Plan kararında bu yönüyle de hukuka uyarlık görülmemiştir." gerekçesine ve 6 numaralı "Üst ölçekli planlarda orman alanı olarak belirlenen birçok alanın turizm alanına (T1) (...) dönüştürüldüğü ve kullanıma açıldığı" yönündeki itiraz kapsamında yapılan değerlendirmede ise; "Uyuşmazlıkta, itiraz (6)'da belirtilen alanların 1/25.000 ölçekli Çevre Düzen Planında turizm tesisi alanı olarak belirlenmesine karşın, aynı alanların üst ölçekli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında 3. Derece Doğal Sit ve Tabiat Parkı/Tabiatı Koruma Alanı Statüsündeki orman alanı kullanımında gösterildiği anlaşılmakta olup bu haliyle dava konusu alana yönelik 1/25.000 ölçekli plan ile getirilen kullanım kararında, planların kademeli birlikteliği ilkesine uyarlık bulunmamaktadır." gerekçesine yer verilerek planların iptaline karar verildiği, dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliğinin tesis edildiği tarihte 1/25000 ölçekli ilave revizyon çevre düzeni planında da değişiklik yapılmasına ilişkin olarak 18/10/2018 tarihli işlemin iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen rapor ve dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda verilen ... tarih ve E:... K:... sayılı kararla "1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında "orman" ve "doğal sit alanı" olarak gösterilen alanların dava konusu 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında "turizm tesis alanı" olarak planlanmasının planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırılık teşkil ettiği, alanın üst ölçekli planlarına karşı açılan davada verilen Danıştay kararında da belirtildiği şekilde işbu davaya konu çevre düzeni planı değişikliğinde de sit alanında yapılaşma koşullarının (Koruma Kurulu kararı ile koruma amaçlı imar planında belirlenmesi gerekirken) doğrudan çevre düzeni planı ölçeğinde belirlenmesinin Koruma Yüksek Kurulunun İlke Kararlarına aykırılık teşkil ettiği, dava konusu plan kararlarının 2. derece doğal sit ve 3. derece arkeolojik sit özelliği bulunan özellikli bölgelerin koruma-kullanma dengesini ve doğal niteliğini bozabileceği, orman alanları üzerinde yapılaşma baskısını artırabileceği, hassas koruma gerektiren bu alanlara dair söz konusu durumların mevcut plan açıklama raporunda yeterince değerlendirilmediği hususları birlikte dikkate alındığında, dava konusu işlemde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle dava konusu 1/25000 ölçekli ilave revizyon çevre düzeni planının iptaline karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu Dairenin 16.05.2022 tarih ve E:202022/36, K:2022/664 sayılı kararıyla reddedildiği, alt ölçekli imar planlarının üst ölçekli imar planları ile uyumlu olması, planlar arasındaki hiyerarşi kapsamında bir bölgede çevre düzeni planı varsa o bölgede yapılacak olan imar planlarında (nazım imar planı ve uygulama imar planı) bu plana uygun kullanımlara yer verilmesi, bu temel kullanım kararı çerçevesinde ölçeğinin gerektirdiği ayrıntıların tanımlanması gerektiği, dava konusu imar planlarının koruma amaçlı imar planı statüsünde onaylanarak yürürlüğe konulmuş ise de alanın çerçeve kullanım kararı bütünlüğünün 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli planla belirlendiği ve 1/25.000 ölçekli planın alanın turizm yapılaşması öngören kısımlarının yargı kararı ile iptal edildiği ve esasen alanın bu doğal statüsünün korunması çerçevesinde onaylanarak yürürlüğe konulması gereken alt ölçekli koruma amaçlı imar planlarının bu yeri turizm kullanımı ile yapılaşmaya açmasının sit statüsününü ve sit bütünlüğünü olumsuz etkileyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu planların üst ölçekli plan kararları ile uyumlu olmasının gerekli ve zorunlu olduğu sonucuna varıldığı, 07/02/2013 tarihinde onaylanan 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planına ve 18/10/2018 tarihinde onaylanan çevre düzeni planı değişikliği işlemlerine yönelik olarak yargı yerlerince verilen iptal kararlarında belirtilen gerekçeler çerçevesinde 11.525 m²'lik alanın yapılaşmaya açılmasını öngören 1/1.000 ölçekli uygulama ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planlarında üst ölçekli plan kararlarına, koruma ilkelerine uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen idare mahkemesi kararına yapılan istinaf başvurusunun anılan gerekçelerle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... beldesi, ... Mevkii, mülkiyeti Hazineye ait ... ada, ... sayıl parselin bitişiğinde yer alan 25.000 m²lik alanın davalı yanında müdahile tahsisinin yapılabilmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 18.10.2018 tarihinde onaylanan Muğla-Bodrum-Adalıyalı Turizm Merkezine ait 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, "İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren hususlar hariç olmak üzere, kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları" olduğu hükme bağlanmıştır. Ehliyet itirazına ilişkin olarak; idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir. Davacı Bodrum Denizciler Derneği Ana Tüzüğü'nün 3. maddesinde, "Bodrum ilçesinde denizcilik mesleği ile uğraşanlar ile bu meslekte çalışmaları bir araya getirmek, denizcilik mesleğini geliştirerek topluma sevdirmek, denizcilik mesleğinin profesyonelce yapılmasını sağlamak ve denizlerimizin çevre kirliliğini önlemek için kamu kurum ve kuruluşları ve tüzel kişiler ile iş birliği içerisinde çalışmalar yapmak, denizcileri korumak ve kalkındırmak için her türlü çalışmayı yapmak, denizciliği sevdirmek ve yaşatmak, denizcilik mesleğini kolaylaştırıcı ve daha güvenli hale gelişine katkısı olabilecek herkese denizcilik sevgisi aşılamak amacı ile denizcilik meslek okulları açmak, üyeleri arasındaki sosyal ve kültürel etkileşimin ve dayanışmanın artırılmasını ve geliştirilmesini sağlamak" Derneğin amaçları olarak sayılmıştır. Bu durumda, davacı tarafından deniz iş kolunda yapılan yat turları yat imalatları su altı sporları ve dalış turları faaliyetlerinin yapıldığı, Bakanlık tarafından tahsis edilen ek 25000 m² arazi ile ilgili imar planı yapılmadığı, bir üst ölçekte imar planı yapılmaksızın 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama ve 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliğinin yasaya aykırı olduğu, bölgenin 1. ve 3. derece sit alanı olduğu bu alandaki eserlerin gün yüzüne henüz çıkartılmadığı, otel inşaatı için binlerce ağacın kesilmesi gerekeceği, alanın aynı zamanda doğal sit alanı olduğu, Adalıyalı bölgesinin orman alanı ile çevrili ve yer yer orman alanı olduğu, dava konusu imar planları ile Adalıyalı bölgesindeki geleneksel ve sürdürülebilir deniz turizmini sekteye uğratacağı, dava konusu imar planlarının Türkiye'nin taraf olduğu Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesine, Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesine, Akdeniz Özel Koruma Alanları ve Biyolojik Çeşitliliğe İlişkin Protokole aykırı olduğu iddialarıyla iddialarıyla dava açan derneğin tüzüğünde belirtilen amaçların yaşama geçmesi ve 2577 sayılı yasanın 2. maddesindeki "çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması" amacıyla açıldığı dikkate alındığında davayı açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu haliyle davanın esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği gerekçesiyle temyize konu kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Dosyanın incelenmesinden, Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... beldesi, ... Mevkiinde yer alan Hazine mülkiyetindeki orman vasıflı ... ada, ... sayılı (eski ... özel parsel), 95.201,52 m² yüzölçümlü taşınmaz üzerine 750 yatak kapasiteli, 5 yıldızlı otel tesisi yapmak üzere 19/07/2017 tarihinda müdahil ... İnşaat ve Turizm İşletmeciliği A.Ş. adına kesin tahsis işleminin yapıldığı, kesin tahsisli alanın bitişiğinde yer alan 25.000 m²lik alanın da ek alan olarak tahsisinin istenilmesi üzerine 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve 1/5000 ölçekli nazım imar planında revizyon yapılmasının istenildiği, Adalıyalı Turizm Merkezi sınırları içinde kalan yaklaşık 11.525 m²ik kısmının turizm amaçlı olarak yapılaşmaya açılmasına dair kararlar içeren 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin 18/10/2018 tarihinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 644 sayılı Kanunu Hükmünde Kararnamenin 13/A maddesi uyarınca onaylanarak 28/11/2018 tarihinde ilan edilmesi ve davacı dernek tarafından ... tarih ve ... sayılı dilekçe ile yapılan itirazın zımnen reddi üzerine, söz konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliği işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmektedir. Hukuk Devletinin öğesi olan idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi iptal davaları yoluyla sağlanır. Anayasa'nın "Hak Arama Özgürlüğü"nü düzenleyen 36. maddesi uyarınca dernekler, sendikalar ve meslek kuruluşları gibi sivil toplum örgütlerinin, kuruluş amaçları doğrultusunda, çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda, idari yargı mercileri önünde iptal davası açabileceklerinin ve hukuki menfaatleri somut, güncel ve meşru olmak kaydıyla bu tür sivil toplum kuruluşlarının kendi kuruluş amaçları çerçevesinde iptal davasını açmada, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca özel (sübjektif) ehliyet sahibi olduklarının kabulü gerekmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, "İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren hususlar hariç olmak üzere, kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları" olduğu hükme bağlanmıştır. İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir. Bu çerçevede, kendi üyelerinin hak ve menfaatlerini korumak amacıyla kanunla kurulmuş meslek birliklerinin yanında, belli amaçlarla kurulmuş dernek, vakıf gibi özel hukuk tüzel kişiliğini haiz sivil toplum örgütlerinin de kuruluş amaçlarıyla sınırlı olmak üzere dava açmaları mümkündür. Öte yandan, her tür ve ölçekteki planların ve bu planlar üzerinde yapılacak değişikliklerin, insan, toplum, çevre ilişkilerinde kişi ve aile mutluluğu ile toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek üzere imar mevzuatı ile şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun hazırlanması gerekmektedir. Dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, davacı tarafından deniz iş kolunda yat turları, yat imalatları, su altı sporları ve dalış turları faaliyetlerinin yapıldığı, bir üst ölçekte imar planı yapılmaksızın 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama ve 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliğinin yasaya aykırı olduğu, bölgenin 1. ve 3. derece sit alanı olduğu bu alandaki eserlerin gün yüzüne henüz çıkartılmadığı, Adalıyalı bölgesinin orman alanı ile çevrili ve yer yer orman alanı olduğu, dava konusu imar planları ile Adalıyalı bölgesindeki geleneksel ve sürdürülebilir deniz turizmini sekteye uğratacağı, dava konusu imar planlarının Türkiye'nin taraf olduğu Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesine, Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesine, Akdeniz Özel Koruma Alanları ve Biyolojik Çeşitliliğe İlişkin Protokole aykırı olduğu iddialarıyla bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İptal davası açılabilmesi için idari işlemin, ilgili kişinin (davacının) yararını olumsuz yönde etkilemiş olması gerekir. İdare hukukunda, derneklerin dava ehliyetleri ise, tüzüklerinde yazılı kuruluş amaçları ve faaliyet alanları ile sınırlıdır. Ayrıca dava ehliyeti, davanın açıldığı tarihte bulunması gereken ve davanın görülebilmesi için zorunlu olan bir usul hukuku koşuludur. 5253 sayılı Dernekler Kanunu hükümlerine göre kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarını ifade ettiği; her derneğin bir tüzüğünün bulunacağı, bu tüzükte derneğin adı ve merkezinin, amacı ve bu amacı gerçekleştirmek için dernekçe sürdürülecek çalışma konuları ve çalışma biçimleri ile faaliyet alanının belirtilmesinin zorunlu olduğu; derneklerin, tüzüklerinde gösterilen amaç ve bu amacı gerçekleştirmek üzere sürdürüleceği belirtilen çalışma konuları dışında faaliyette bulunamayacakları hüküm altına alınmıştır. Üyelerinin ve temsil ettikleri kişilerin ortak çıkarlarını korumak ve bunlar arasında dayanışmayı sağlamak üzere kurulan derneklerin, dava ehliyetlerinin tüzüklerinde yazılı kuruluş amaçları ve faaliyet alanları ile sınırlı olduğu; bu nedenle de yalnızca üyelerinin özel, kişisel ve sübjektif hukuki durumlarını ilgilendiren konularda dava ehliyetine sahip olmadıkları ve üyelerinin ortak çıkarlarını korumak amacıyla kurulmuş olmalarının onlara, üyeleri adına dava açabilme yetkisini vermediği bilinmektedir. Ancak hiç kuşkusuz, belirli mesleki ihtiyaçları karşılamak ve bu amaçla belirli mesleki faaliyetlerde bulunmak üzere kurulan bir derneğin, kendi adına dava açması ile üyeleri adına dava açabilme olanağını birbirinden ayırmak gerekmektedir. Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat alakasının varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır. Ayrıca, iptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine olanak sağladığından bu davalarda menfaat ilişkisinin bu amaç doğrultusunda yorumlanması gerekmektedir. Öte yandan, kendi üyelerinin hak ve menfaatlerini korumak amacıyla Kanunla kurulmuş meslek birliklerinin yanında belli amaçlarla kurulmuş dernek, vakıf gibi özel hukuk tüzel kişiliğini haiz sivil toplum örgütlerini, kuruluş amaçlarıyla sınırlı olmak üzere ve kamu menfaatini ilgilendiren konularda dava açmalarının mümkün olması gerekli olduğu gibi söz konusu işlemlerin doğrudan doğruya dernek tüzel kişiliğinin hak ve çıkarlarını etkilemediği dernekler tarafından, hazırlanan derneklerin tüzüğünün de genel olarak amaçların sıralanması ve faaliyet alanlarıyla ilgisinin kurulamaması halininde davacıya hukuken böyle bir hak tanımayacağı değerlendirildiğinde, davacı derneklerin de dava konusu işlemlerin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı Dernek tüzel kişiliğinin kuruluş amacı ile idari işlem arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri göz önünde tutulduğunda, anılan hususların araştırılması suretiyle davacının dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Davacı Bodrum Denizciler Derneği Ana Tüzüğü'nün dava dilekçesine eklenmediği, Tüzüğün temyiz aşamasında Dairemizce yapılan 14.12.2023 ve 06.05.2024 tarihli ara kararlarıyla istenmesi üzerine dosyaya sunulduğu görülmektedir. Bodrum Denizcilerini ve Yolcu Gemilerini Koruma ve Kalkındırma Derneği Tüzüğünün (Derneğin kısa adı Bodrum Denizciler Derneğidir.) Derneğin Amacı başlıklı 3. maddesinde, "Bodrum ilçesinde denizcilik mesleği ile uğraşanlar ile bu meslekte çalışmaları bir araya getirmek, denizcilik mesleğini geliştirerek topluma sevdirmek, denizcilik mesleğinin profesyonelce yapılmasını sağlamak ve denizlerimizin çevre kirliliğini önlemek için kamu kurum ve kuruluşları ve tüzel kişiler ile iş birliği içerisinde çalışmalar yapmak, denizcileri korumak ve kalkındırmak için her türlü çalışmayı yapmak, denizciliği sevdirmek ve yaşatmak, denizcilik mesleğini kolaylaştırıcı ve daha güvenli hale gelişine katkısı olabilecek herkese denizcilik sevgisi aşılamak amacı ile denizcilik meslek okulları açmak, üyeleri arasındaki sosyal ve kültürel etkileşimin ve dayanışmanın artırılmasını ve geliştirilmesini sağlamak" Derneğin amaçları olarak sayılmıştır. Uyuşmazlıkta davacı Derneğin tüzüğünde belirtilen amacı ile ilgili olarak tesis edilmiş bir işlem söz konusu olmadığından alanda 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama ve 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği yapılmasına karşı açılan bu davada derneğin kuruluş amaçları ile güncel ve meşru bir menfaat ilgisi bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, idare hukuk ilkelerine göre, derneklerin tüzüklerinde belirtilen amaç ve faaliyet alanları ile ilgili konularda dava açabilecekleri doğal olmakla birlikte, davacı Deneğin Tüzüğünün yukarıda açıklanan 3. maddesi hükmü uyarınca dava konusu imar planlarının iptali isteminde, bu aşamada menfaat ilgisinin varlığını kabul etmeyi olanaklı kılmamaktadır. Bu itibarla, davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yapılan istinaf isteminin reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 27/06/2024 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY (X): Dava, Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... beldesi, ... Mevkii, mülkiyeti Hazineye ait 308 ada, 4 sayıl parselin bitişiğinde yer alan 25.000 m²lik alanın davalı yanında müdahile tahsisinin yapılabilmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 18.10.2018 tarihinde onaylanan Muğla-Bodrum-Adalıyalı Turizm Merkezine ait 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, "İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren hususlar hariç olmak üzere, kişisel hakları ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları" olduğu hükme bağlanmıştır. Ehliyet itirazına ilişkin olarak; idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir. Davacı Bodrum Denizciler Derneği Ana Tüzüğü'nün 3. maddesinde, "Bodrum ilçesinde denizcilik mesleği ile uğraşanlar ile bu meslekte çalışmaları bir araya getirmek, denizcilik mesleğini geliştirerek topluma sevdirmek, denizcilik mesleğinin profesyonelce yapılmasını sağlamak ve denizlerimizin çevre kirliliğini önlemek için kamu kurum ve kuruluşları ve tüzel kişiler ile iş birliği içerisinde çalışmalar yapmak, denizcileri korumak ve kalkındırmak için her türlü çalışmayı yapmak, denizciliği sevdirmek ve yaşatmak, denizcilik mesleğini kolaylaştırıcı ve daha güvenli hale gelişine katkısı olabilecek herkese denizcilik sevgisi aşılamak amacı ile denizcilik meslek okulları açmak, üyeleri arasındaki sosyal ve kültürel etkileşimin ve dayanışmanın artırılmasını ve geliştirilmesini sağlamak" Derneğin amaçları olarak sayılmıştır. Bu durumda, davacı tarafından deniz iş kolunda yapılan yat turları yat imalatları su altı sporları ve dalış turları faaliyetlerinin yapıldığı, Bakanlık tarafından tahsis edilen ek 25000 m² arazi ile ilgili imar planı yapılmadığı, bir üst ölçekte imar planı yapılmaksızın 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama ve 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliğinin yasaya aykırı olduğu, bölgenin 1. ve 3. derece sit alanı olduğu bu alandaki eserlerin gün yüzüne henüz çıkartılmadığı, otel inşaatı için binlerce ağacın kesilmesi gerekeceği, alanın aynı zamanda doğal sit alanı olduğu, Adalıyalı bölgesinin orman alanı ile çevrili ve yer yer orman alanı olduğu, dava konusu imar planları ile Adalıyalı bölgesindeki geleneksel ve sürdürülebilir deniz turizmini sekteye uğratacağı, dava konusu imar planlarının Türkiye'nin taraf olduğu Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesine, Avrupa Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesine, Akdeniz Özel Koruma Alanları ve Biyolojik Çeşitliliğe İlişkin Protokole aykırı olduğu iddialarıyla dava açan derneğin tüzüğünde belirtilen amaçların yaşama geçmesi ve 2577 sayılı yasanın 2. maddesindeki "çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması" amacıyla açıldığı dikkate alındığında davayı açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu haliyle davanın esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği gerekçesiyle temyize konu kararın bozulmasına dair Dairemiz kararına katılmıyoruz.