Başvuru, manevi tazminat talebiyle açılan davanın delillerin takdirinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında yapılan hata sonucunda reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, manevi tazminat talebiyle açılan davanın delillerin takdirinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında yapılan hata sonucunda reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 15/7/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: İstanbul Barosuna bağlı olarak serbest avukatlık yapmakta olan başvurucu, çok sayıda kişinin yargılandığı bir davanın sanıklardan H.İ.F.nin müdafilerinden biridir. Söz konusu davanın temyiz incelemesi Yargıtay Ceza Dairesinde (Daire) yapılmıştır. Daire yargılanan sanık sayısını esas alarak her sanığın bir müdafii tarafından temsil edilmesi yönünde bir tasarrufta bulunarak toplam 117 avukatın duruşmaya katılmasına ve bu müdafilerin alfabetik sıralamaya göre dinlenmesine karar vermiştir. Başvurucu, duruşmaya katılmasına izin verilen müdafiler listesinde adının yer almaması nedeniyle ilk anda duruşma salonuna alınmamış, ancak uğraşları sonucunda duruşma salonuna girebilmiştir. Ne var ki 19/7/2013 tarihli duruşmada o tarihe kadar söz hakkı verilmemesi nedeniyle haklarının kısıtlandığını belirterek salonu terk etmiş ve devam eden duruşmalara katılmamıştır. Bu arada sanık H.İ.F.nin müdafi olarak Avukat K.Y.A. 15/7/2013, 16/7/2013 ve 17/7/2013 tarihli duruşmalara katılarak savunma yapmıştır. Başvurucu; 16/1/2014 tarihli dilekçe ile temyiz duruşmasına katılımının engellenmek istendiğini, uzun uğraşlar sonucunda duruşmalara katılabildiğini, savunma yapacak müdafiler listesinde adı yazılı olmadığından müdafisi olduğu sanığın savunmasını ne zaman yapacağının belirli olmadığını, duruşmaları baştan sona kadar takip etmek zorunda kaldığını ve bu şekilde beklemenin fiziki bir eziyete dönüşmesi ve mesleki onuru zedelemesi nedeniyle daha fazla dayanamayarak 19/7/2013 tarihinde duruşmayı terk etmek zorunda kaldığını belirterek manevi tazminat davası açmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (YHGK) ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapmış olduğu yargılama sonucunda 8/1/2015 tarihinde davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Söz konusu kararda, başvurucunun müdafisi olduğu sanığın temyiz duruşmasında birden fazla sanığı toplam 117 müdafinin temsil ettiği, temyize konu davanın somut özellikleri nedeniyle her sanığın ancak bir müdafi tarafından ve alfabetik sıraya göre savunmasının yapıldığı ve dolayısıyla manevi tazminat koşullarının oluşmadığı tespitine yer verilmiştir. Nihai karar 16/6/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 15/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.