Başvurucu, üçüncü bir kişi tarafından uğramış olduğu silahlı saldırı sonucu sağ ayak ve dizinde devamlı hareket kısıtlılığı oluştuğunu, 7/7/2004 tarihinde meydana gelen olay ile ilgili yürütülen adli sürecin makul sürede sonlanmayarak, davanın zamanaşımına uğradığını, etkin bir yargılamanın yapılmamasından dolayı saldırıyı yapanın cezasız kaldığını, bu nedenle yaşam hakkı ile adil yargılanma hakkına bağlı olarak Anayasa’nın 17. , 36. ve 14 maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, üçüncü bir kişi tarafından uğramış olduğu silahlı saldırı sonucu sağ ayak ve dizinde devamlı hareket kısıtlılığı oluştuğunu, 7/7/2004 tarihinde meydana gelen olay ile ilgili yürütülen adli sürecin makul sürede sonlanmayarak, davanın zamanaşımına uğradığını, etkin bir yargılamanın yapılmamasından dolayı saldırıyı yapanın cezasız kaldığını, bu nedenle yaşam hakkı ile adil yargılanma hakkına bağlı olarak Anayasa’nın , ve maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 29/11/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 18/3/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 26/6/2013 tarihinde yapılan toplantıda başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 27/6/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 29/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığının görüşü, başvurucuya 1/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup, başvurucu karşı görüşünü 5/8/2013 tarihinde sunmuştur. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1999–2004 tarihleri arasında Ankara ili Yenimahalle ilçesinde Belediye Başkanı olarak görev yapmıştır. Bu görevi sırasında, Ö.F.Ç. isimli şahsa ait oto pazarı, ruhsatsız olması ve kamu arazisinde bulunması gibi yasal gerekçelerle Belediye Encümen kararıyla sürekli olarak kapatılmıştır. Başvurucu, Belediye Başkanlığı görevi sona erdikten sonra 7/7/2004 tarihinde Ö.F.Ç.’nin silahlı saldırısına uğramıştır. Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 20/8/2004 tarihli raporuna göre başvurucu, hayati tehlike geçirmeyecek ve 15 gün mutad iştigaline engel teşkil edecek şekilde yaralanmıştır. Adli Tıp Kurumunun 23/6/2006 tarihli raporunda ise, başvurucunun sağ ayak ve dizinde oluşan fonksiyonel kısıtlılığın devamlı uzuv zaafı niteliğinde bulunduğu belirlenmiştir. Bu olay nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2004/66774 sayılı hazırlık dosyası üzerinden yürütülen soruşturma sonucunda, 20/8/2004 tarih ve 2004/17459 sayılı iddianame ile adı geçenin “ruhsatsız silah taşımak” ve “kasten yaralamak” suçlarından cezalandırılması istemiyle Ankara Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Anılan Mahkemece suçun hukuki niteliği dikkate alınmak suretiyle 24/1/2006 tarih ve E.2004/895, K.2006/10 sayılı karar ile görevsizlik kararı verilerek, dosya Ankara Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 6/10//2006 tarih ve E.2006/29, K.2006/349 sayılı kararıyla, Ö.F.Ç.’ye isnat olunan suçlar sabit görülerek “ruhsatsız silah taşımak suçundan 6136 sayılı Kanun’un 13/ maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 440 TL adli para cezası ile; kasten yaralama suçundan ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/ maddesi gereğince 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” karar verilmiştir. Söz konusu kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Ceza Dairesinin 10/11/2010 tarih ve E.2008/16798, K.2010/17182 sayılı ilamında, “5252 sayılı Kanun’un 9/ maddesi uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle saptanması ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek ve ayrıntılı şekilde kararda gösterilerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, sanık hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan verilen kararlarla ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının değerlendirilmesinin lüzumu, TCK’nın maddesinde belirtilen hak yoksunlukları süresinin karar yerinde belirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, uygulamaya göre de sanığa atılı yaralama eyleminin mağdurun kamu görevinden dolayı ve silahla işlenmiş olması karşısında temel cezanın asgari hadden tayini nedenlerinin hüküm yerinde belirtilmemesi” şeklinde gerekçelerle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararına uyan Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 11/3/2011 tarih ve E.2011/21, K.2011/158 sayılı kararıyla, Ö.F.Ç.’nin“ruhsatsız silah taşımak suçundan 10 ay hapis ve 366 TL adli para cezası ile; kasten yaralama suçundan ise 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına” karar verilmiştir. Bu kararın da Ö.F.Ç. tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Ceza Dairesinin 19/10/2011 tarih ve E.2011/8185, K.2011/14511 sayılı kararıyla, ruhsatsız silah taşımak suçundan kurulan hükmün onanmasına, kasten yaralama suçundan ise “sanık hakkında yüklenen suçtan dolayı, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile suç tarihinden sonra 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili bütün hükümleri 5252 sayılı Kanunun 9/ maddesine uygun olarak kararın gerekçe bölümünde eyleme uygulanıp elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi gerekirken, denetime olanak vermeyecek şekilde 5237 sayılı TCK’nın lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulduğu” gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Bozma kararına uyularak devam olunan yargılama sonucunda, anılan Mahkemenin 24/1/2012 tarihli duruşmasında, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı başvurucunun 27/1/2012 tarihli dilekçesiyle yaptığı temyiz başvurusu, Yargıtay Ceza Dairesinin 8/10/2012 tarih ve E.2012/27297,K.2012/33268 sayılı kararıyla reddedilerek, yerel Mahkemenin kararı onanmış ve aynı tarihte kesinleşen bu karar, başvurucuya 26/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 29/11/2012 tarihli dilekçesi ile süresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten yaralama” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası ile (3) numaralı fıkrasının (e) bendi şöyledir:“(1) Kasten başkasının vücudunun acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.…(3) Kasten yaralama suçunun; … e) Silâhla,İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi şöyledir:“(1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,… Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hâllerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hâllerde beş yıldan az olamaz.” 15/7/1953 tarih ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur.” 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi şöyledir:“Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası: …. (4) Beş seneden ziyade olmamak üzere ağır hapis veya hapis muvakkat sürgün veya hidematı ammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır cezayı nakdiyi müstelzim cürümlerde beş sene, …geçmesiyle ortadan kalkar.”