T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2782 KARAR NO : 2025/2843 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/08/2025 NUMARASI : 2025/622 E - DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 11/11/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan incele…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2782 KARAR NO : 2025/2843 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/08/2025 NUMARASI : 2025/622 E - DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 11/11/2025 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; özetle; müvekkili firmanın araç kiralama servis ve onarım hizmetleriyle faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, davalı şirket ile arasında hizmet sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşme uyarınca davalının sigortalısı olan şahıslara müvekkili şirket tarafından kaza sonrası hasar onarım hizmeti verileceğinin karşılaştırıldığını, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında davalının başvurusu üzerine ... dosya numaralı dosya oluşturularak davaya konu 9216987 poliçe numaralı ile sigortalısı ve araç kiralama alanında faaliyet gösteren davalı ... Operasyonel ... Araç Kiralama A.Ş'ne ait ... plakalı aracın 27/12/2024 tarihinde karıştığı trafik kazası neticesinde onarımının talep edildiğini ve müvekkili şirketçe onarım sağlandığını ancak onarıma ilişkin 52.231,50-TL'lk faturanın ödemesinin yapılmasının talep edildiğini ancak müvekkili şirkete ödeme yapılmadığını, davalıdan ödemeyi tahsil edebilmek için İstanbul 32. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalıların haksız şekilde borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, tüm bu nedenlerle ; müvekkilinin alacağının korunması amacıyla, dava sonuçlanıncaya kadar davalıların taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacakları üzerine İİK 257 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati haciz konulmasına, itirazının iptali ile HMK 109. madde doğrultusunda fazlaya ilişkin talep ve diğer dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 58.785,84-TL yönünden takibin devamına, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlular (davalılar) aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 20/08/2025 tarihli ara karar ile ;" Davacı tarafın iddiaları nazara alındığında; davacının davasında haklılığının toplanacak deliller ve yapılacak inceleme neticesinde tespit edilebileceği, davacı tarafça sunulan delillerin bu aşamada özellikle alacağın varlığı ve miktarı konusunda yaklaşık ispata yeterli görülmediği, davalının mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığına ya da kaçtığına ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden nitelikte işlemler yaptığına dair dosya kapsamına yansıyan bir bilgi ve belge bulunmadığı, İİK'nin 257.maddede öngörülen ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı" gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararı,davacı vekili istinaf etmiştir.Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kanaatinin aksine, somut olayda İİK'da aranan şartların gerçekleşmiş olduğu, müvekkili şirketin icra takibine konu onarım bedeline ilişkin alacaklarının muaccel hale gelmiş olup, rehinle temin edilmediği, taraflar arasında akdedilen bu sözleşme neticesinde müvekkili şirketin sözleşme konusu edimlerini yerine getirmiş ancak davalı borçlunun üzerine düşen edimleri yerine getirmemek suretiyle müvekkili şirketin bu sözleşme ilişkisinden kaynaklı alacağının ortaya çıkmış olduğu, bu hususun borcun varlığını yaklaşık ispat yoluyla ispatlamaya yeterli olduğu, mahkemenin kararında değindiği hususlardan biri olan "dava konusu talebin yargılama sonucu belirlenecek olması" şeklindeki kanaatin yine hukuki dayanaktan yoksun olduğu, zira mahkemenin kanaatinin tam aksine, ihtiyati haciz talebinin hukuki niteliği itibariyle ivedi olarak verilmesi gerektiği, bu sebeplerle kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir.HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava , itirazın iptali talebine ilişkindir.Dosyaya delil olarak ... Sigorta Anlaşmalı Tamir Servisi Sözleşmesi ibraz edilmiş, sözleşmenin konusu kısmında " Taraflar arasında akdedilen işbu sözleşmeye göre SERVİS; ... ile sigortalısı arasında düzenlenen Motorlu Kara Taşıtları Kasko Sigortası kapsamında teminat altına alınmış olan bir aracın hasarlanması durumunda, bu aracın onarım işlerini üstlenecek; ... ise sözleşme koşulları çerçevesinde SERVİS'e ilgili hizmet ile ilgili onarım bedelini ödeyecektir." şeklinde sözleşmenin konusunun düzenlendiği görülmüştür. Davacının delil olarak sunduğu sözleşmede davalı ... Operasyonel ... Araç Kiralama A.Ş. taraf değildir. Davacı tarafça yine dosyaya 23/01/2025 tarihli fatura,taahhüt belgesi ,poliçe, "teslim-ibra ve temlik belgesi ",aracın hasarlı haline ilişkin fotoğraflar ibraz edilmiştir.Aracın tamiri sonrasına ait fotoğraflar sunulmamıştır. İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesine göre “Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa veya borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Aynı kanunun takip eden 258. maddesinde ise “İhtiyati hacze 50. maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceği, alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecbur olduğu belirtilmiştir.Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerek- çesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur.“ Kanun da açıkça öngörül- memişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada ( normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa hakim bu sözleşmenin varlığı konusunda ( mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Sözleşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa o zaman ispat yükü kendisine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşü- rülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçe- vesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlardan bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukuki koru- malarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “Yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.(HMK'nın 390. Madde Gerekçesi)İİK'nun 257/1 maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu nedeniyle ihtiyati haciz istenebileceği açıklanmış iken,2. bentte vadesi gelmemiş borçtan dolayı hangi hallerde ihtiyati haciz istenebileceği açıklanmıştır.Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, somut olay ele alındığında, davacı tarafın davalı sigorta şirketi ile yaptığı sözleşme uyarınca hasarlı araç tamirini yaptığı iddiası ile tamir bedelinin tahsili için takip yaptığı belirtilmiş olup, ancak sözleşmenin hukuki niteliğinin tesbiti , tarafların iddia ve savunmaların yargılamaya muhtaç olduğu,diğer davalının sözleşmede taraf olmadığı , davanın henüz ön inceleme aşamasında bulunduğu, tüm delillerin toplanmadığı, dosyada mevcut delillere göre ihtiyati haciz talebine esas "yaklaşık ispat " koşulunun yerine getirilmediği sonucuna varılmakla davacı tarafın ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin bu aşamada reddinde usul ve yasaya aykırılık tespit edilmediğinden , davacının yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11/11/2025