9. Ceza Dairesi 2024/730 E. , 2024/3076 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/50 E., 2014/268 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafii, katılan mağdure vekili İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 02.11.2023 tarihli ve 2021/4087 Esas, 2023/7084 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay …
**9. Ceza Dairesi 2024/730 E. , 2024/3076 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/50 E., 2014/268 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafii, katılan mağdure vekili İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 02.11.2023 tarihli ve 2021/4087 Esas, 2023/7084 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.01.2024 tarihli ve 14 - 2015/78240 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, Somut olayda mağdurenin intikalden beş yıl önce babasının cinsel istismar eylemini annesine söylediğine ve annenin mağdureye inanmadığına, evden kaçtığından istismarı söylemese de babasına teslim edilmek istemediğini Jandarmaya söylediği halde yaşı nedeniyle babaya teslim edildiğine, daha sonrasında ise artık kimseden yardım isteyemediğine, evlenmek maksadıyla birlikte yaşadığı Umut'a başından geçenleri anlatması üzerine Umut'un da mağdurenin ablası Duygu'ya olayları intikal ettirdiğine, tanık Duygu'nun önce anlatılanlara inanmadığı ve mağdureden ispatlamasını istediğine, mağdurenin anne, baba ve abisi Halil ile yaptığı konuşmaları telefonla kayda alarak tanık Duygu'ya dinlettirdiğine ve ablanın olayı intikal ettirdiğine ve intikalin hayatın olağan akışına uygun kabul edilmesi gerektiğine, Mağdurenin başından geçeni başka türlü ispatlama şansının kalmadığı düşüncesi ve ablasının yönlendirmesiyle yaptığı telefon görüşmelerini kayda almasının yasak delil olarak nitelendirilemeyeceğine, delil yasaklarının elinde türlü imkanlar bulunan kamu otoritesine yönelik olduğuna ve mağdurenin aldığı ses kaydının yasak delil olarak kabul edilmemesi gerektiğine, Ses kayıtları yasak delil kabul edilse bile bu kayıtların alınmasını sağlayan abla tanık Duygu'nun bu konuşmalara dair duyumunun sanıklar ve mağdure arasında geçen konuşmaya tanık olan üçüncü şahsın durumu gibi değerlendirmesi gerektiğine ve konuşma içeriğine dair beyanlarına itibar edilmesi gerektiğine, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu'nun raporu ile sanıkların eylemlerinin mağdurenin ruh sağlığını ayrı ayrı bozduğunun, mağdurenin bu nedenle hem travma sonrası stres bozukluğu, hem de majör depresyona maruz kaldığının tespit edilmiş olmasınında mağdurenin atılı suçlara maruz kaldığının bir delili olduğuna, Sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince kurulan hükümlerin doğru olduğuna, Dairece verilen bozma ilamının kaldırılmasına ve hükümlerin onanmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Olayın intikal şekli ve zamanı, katılan mağdurenin soyut beyanlarının tanık anlatımlarıyla doğrulanmamış olması, savunma ve tüm dosya kapsamına göre iddia edilen istismar eylemleriyle ilgili daha sonra başlatılacak adlî süreçte delil olarak kullanılmak üzere sanıklarla katılan mağdurenin şikâyet tarihinden hemen önce yaptığı görüşmeye dair adli mercilere sunduğu ses kaydının temin şekli itibarıyla 5271 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ile 217 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yasak delil niteliği taşımasından dolayı söz konusu kaydın hükme esas alınamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunduğundan hükümlerin bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bozma ilamının gerekçesine göre, Dairemizin bozma ilamı usul ve kanuna uygun bulunduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ Başkan ... ile Üye ...'ın karşı oyları ve oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 02.11.2023 tarihli ve 2021/4087 Esas, 2023/7084 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.04.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sanık ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve sanık ... hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından açılan kamu davasında, Yerel Mahkemece sanıkların atılı suçlardan mahkumiyetlerine karar verilmiş, temyiz yoluna başvurulması üzerine onama görüşlü Tebliğname ile Dairemize tevdi edilen dosyanın incelemesinde neticesinde kurulan Dairemizin 02.11.2023 tarihli ve 2021/4087 Esas, 2023/7084 Karar sayılı kararı ile olayın intikal şekli ve zamanı, katılan mağdurenin soyut beyanlarının tanık anlatımlarıyla doğrulanmamış olması, savunma ve tüm dosya kapsamına göre iddia edilen istismar eylemleriyle ilgili daha sonra başlatılacak adlî süreçte delil olarak kullanılmak üzere sanıklarla katılan mağdurenin şikâyet tarihinden hemen önce yaptığı görüşmeye dair adli mercilere sunduğu ses kaydının temin şekli itibarıyla yasak delil niteliği taşımasından dolayı söz konusu kaydın hükme esas alınamayacağından bahisle hükmün bozulmasına dair karara karşı 12.01.2018 tarihli Tebliğname görüşü doğrultusunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine Dairemize tevdi edilen dosyada itirazın kabulüne karar verilmesi görüşünde olduğumuzdan, aksi yöndeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. Şöyle ki; Yerel Mahkemece her ne kadar delil mahiyetinde kabul edilen ve yasak delil olan mağdure tarafından kayıt altına alınan konuşma içerikleri gerekçe gösterilerek mahkumiyete esas alınmış ise de olayın intikal şekli, mağdurenin aşamalarda değişmeyen beyanlarının mağdurenin annesi olan tanık Yıldız'ın soruşturma aşamasındaki beyanıyla doğrulanmış olması ve mevcut deliller gözetilerek kovuşturma aşamasında tanığın sanıkları suçtan kurtarmaya yönelik beyanda bulunduğu anlaşılmakla tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanıkların atılı suçları işlediği konusunda yeterli delil bulunduğu sanıkların üzerilerine atılı eylemlerle ilgili yasak delil haricindeki mevcut deliller itibariyle oluşa uyan bir şekilde varılan kabulle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilerek sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin onanması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyoruz.