9. Ceza Dairesi 2022/5298 E. , 2022/9106 K. "" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair İstanbul 6.Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17.12.2021 gün ve 2021/517 Esas, 2021/544 Karar sayılı hükme yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle başvurunun muhtevası nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü: Sanığın üzerine atılı çocuğ…
**9. Ceza Dairesi 2022/5298 E. , 2022/9106 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair İstanbul 6.Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17.12.2021 gün ve 2021/517 Esas, 2021/544 Karar sayılı hükme yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle başvurunun muhtevası nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü: Sanığın üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK'nın 103/2. maddesinde öngörülen hapis cezasının alt sınırının beş yıldan fazla olması karşısında 03.10.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 676 sayılı ve 24.12.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 696 sayılı kanun hükmünde kararnameler ile yapılan değişiklikler de gözetilerek 5271 sayılı CMK'nın 150/3, 151 ve 188/1. maddeleri gereğince sanık müdafinin, mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi halleri saklı kalmak kaydıyla duruşmada hazır bulunma zorunluluğunun olduğu ve 17.12.2021 tarihli duruşmaya ilk kez mazereti nedeniyle katılamayıp, Özel Medicana Bursa Hastanesi tarafından verilen 16.12.2021 tarihli istirahat raporuyla mazeretini kanıtlayan sanık müdafisinin mazeretini kabul etmek gerekirken, yokluğunda duruşma yapılıp mahkûmiyet kararı verilerek aynı Kanunun 150/3 ve 188/1. maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesinin birinci fıkrasında “Hâkim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir” ve aynı Kanunun 215. maddesinin birinci fıkrasında ise “Suç ortağının, tanığın veya bilirkişinin dinlenmesinden ve herhangi bir belgenin okunmasından sonra bunlara karşı bir diyecekleri olup olmadığı katılana veya vekiline, ... savcısına, sanığa ve müdafiine sorulur.” hükümlerine yer verilmiş olup, bu kapsamda ilk derece mahkemesince tanık Eylül’ün beyanı alındıktan sonra taraflara diyecekleri sorulmadan yaptığı yargılama neticesinde anılan delilleri hükme esas alması karşısında, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi,