1. Hukuk Dairesi 2010/865 E. , 2010/2177 K. "" MAHKEMESİ : EDİRNE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 08/10/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı E.E.in mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla 82 parsel sayılı taşınmazda 3 nolu dairesini vekil aracılığıyla satış suretiyle muvazaalı olarak, davalı E.'a temlik ettiğini ileri sürerek, tapu iptal ve miras payı oranında tescil isteğinde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temlikin …
**1. Hukuk Dairesi 2010/865 E. , 2010/2177 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : EDİRNE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 08/10/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanı E.E.in mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla 82 parsel sayılı taşınmazda 3 nolu dairesini vekil aracılığıyla satış suretiyle muvazaalı olarak, davalı E.'a temlik ettiğini ileri sürerek, tapu iptal ve miras payı oranında tescil isteğinde bulunmuştur. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temlikin muvazaalı olduğu kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ... ...'nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakan E. E.e ait olan çekişme konusu 82 parsel sayılı taşınmazdaki 3 nolu bağımsız bölümün, davalı vekil M. C. tarafından, 28.11.2008 tarihli akitle satış yoluyla davalı E.a temlik edildiği görülmektedir. Davacılar, anılan temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, miras bırakan tarafından kardeşi olan davalı M.'e intikali sağlamak düşüncesiyle davalı E.'un emanetçi kılındığını ileri sürerek, eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.