4. Hukuk Dairesi 2009/11460 E. , 2010/10909 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 03/02/2006 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/07/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili, duruşmasız olarak da davacı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 26/10/2010 duru
**4. Hukuk Dairesi 2009/11460 E. , 2010/10909 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... tarafından, davalı ... ve diğerleri aleyhine 03/02/2006 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 02/07/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili, duruşmasız olarak da davacı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 26/10/2010 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılardan asil ... (kendisine asaleten, diğer davalılara vekaleten) geldi. Karşı taraftan davacı vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. Dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı ve davalılar tarafından temyiz olunmuştur. Dava dilekçesinde; dava dışı Ümran Şirket tarafından ... Tur. San. ve Tic. AŞ hakkında açılan tazminat davasının ... Asliye 8. Hukuk Hakimliği'nin 2004/343 Esas sayısında kayıtlı olduğu; dava dışı şirketin vekili olarak görevli bulunan davalının, yargılama sırasında, şirket adına vekilleri tarafından düzenlenerek mahkemeye sunulan 02.08.2005 havale tarihli dilekçede davacı hakim hakkında gerçek dışı, iftira niteliğini taşıyan ve küçük düşürücü sözlere yer verildiği ileri sürülerek, kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenilmiştir. Davalı ise, konunun savunma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve davacının kişilik haklarına saldırı amacı bulunmadığını belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece, kararda yer alan gerekçelerle hukuka aykırılığın varlığı benimsenmiş ve istemin bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu edilen 02.08.2005 günlü dilekçede; " ...Davacı vakta ki Hakim ... ile tanışmış ağlaması sızlaması gitmiş onun yerine bu defa firma merkezine gerek telefonla gerekse şahsen uğradığında Hakimin adını vererek sizi tutuklattıracağım o savcıya emir verecek hepinizi tutuklatacak diye tehditler savurmaya başlamıştır. Bu cesaretle olsa gerek telefon tehditleri kesmemiş olacak ki geceleri rahatsız ettiği yöneticilere bu defa ağza alınmayacak hakaret ve küfürler etmiştir. Hakimden torpilliyim söylemi önceleri ciddiye alınmamış ise de sonraki gelişmelere bakıldığında (davacının özel istemi ile özel ara celse açılabilmekte aleyhimize bize haber dahi vermeye lüzum görmeden kararlar ittihaz edilmektedir. Anlaşıldığı gibi bu özel alaka özel celse açmaya kadar işi ilerlettiğine, tarafeyn teşkil etmeden bila tebliğ gıyapta alınan kararlar telefonla dikte ettirilmekte olduğuna göre) davacının bu tür beyanları ciddiye almamız gerekecektir. Bu durum da hakimin ihsası reyde bulunmuş olduğunu gösterdiğinde göre bizde yasal hakkımızı kullanarak reddi hakim talebinde bulunmak zorunda kalmakla birlikte Yüksek Hakimler Kurulu'na da yasal şikayet hakkımızı kullanmak mecburiyetinde kalacağımızı üzülerek ifade etmek isteriz... Olayda davalı taraf olan müvekkil firma veya kanuni temsilcisine tebliğ etmeden tarafeyn teşkil etmeden alınmış olan ara celse kararının gerek usul ve gerekse esas yönünden hukuka aykırı olduğundan iş bu karardan rücu edilmesine rücu edilmediği takdirde gerek davacının başka kişilerin de hazır olduğu şirket merkezinde alenen hakimden torpilliyim o savcıya emir verecek hepinizi tutuklatacak tehditleri arkasında da böyle hangi saatte olduğu dahi belli olmayan özel celse açılmış olması hakimin davadan çekilmesini gerektiren ihsası rey durumu ortaya çıkmış olduğundan hakim kendiliğinden çekilmediği takdirde biz müvekkil firma adına reddi hakim talebinde bulunmak zorunda olduğumuzu ve iş bu talebimizin işleme konmasını yüksek takdirlerinize bilvekale arz ve talep ederiz." biçimindeki sözlere yer verilmiştir. Dosya içeriğinden; asıl davanın yargılaması sırasında davalı tarafın yokluğunda "ara celse" başlığı altında oturum açılıp keşif kararı verilerek hakimin katılımı olmaksızın keşif yapıldığı, asıl dava dosyasının davacısı olan dava dışı ...'in hakaret eylemleri nedeniyle cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Anayasa'nın Hak arama özgürlüğü başlıklı 36. maddesinde; herkesin, yasal araç ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı yerleri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilerek, kişilerin hak arama özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Dava konusu olayda; dilekçede yer alan sözlerin usule ilişkin eksiklikleri dile getirmek amacına yönelik olduğu ve düşünsel bağlılık korunarak, hukuka uygunluk sınırları aşılmadan, savunma hakkının kullanıldığı benimsenmelidir. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davalılar yararına takdir edilen 750,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 26/10/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.