Başvuru, el atmanın önlenmesi ve ecri misil davasında usul ve kanuna aykırı karar verilmesi, esaslı iddiaların Yargıtay kararlarında cevaplanmaması, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, el atmanın önlenmesi ve ecri misil davasında usul ve kanuna aykırı karar verilmesi, esaslı iddiaların Yargıtay kararlarında cevaplanmaması, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 30/10/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu ile tasfiye edilen Türkiye Emlak Bankası A.Ş. (Banka) arasında düzenlenen 4/9/1998 tarihli Gayrimenkul Satış ve Borçlanma Sözleşmesi'nde (sözleşme), Sinanoba Projesi Etap 44 Ada 3607 Parsel A 125 Blok 2 No.lu bağımsız bölümün satışı konusunda taraflar anlaşmaya varmış, anılan yer başvurucuya tahsis edilmiştir. Sözleşmeye konu yer tapuda İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, Mimarsinan Mahallesi 3607 parselde, Banka ve T.. İnşaat ve Tesisat A.Ş. isimli firma adına eşit hisse ile kayıtlıdır. Banka, İstanbul Noterliği vasıtasıyla 6/8/2003 tarihinde başvurucuya gönderdiği ihtarnamede, taksit tutarlarının zamanında ödenmediğini, toplam borcun ihtarnamenin tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde ödenmemesi durumunda sözleşmeden doğan yasal haklarını kullanacağını belirtmiştir. Banka bu defa Beyoğlu Noterliğince düzenlenen 26/7/2005 tarihli ihtarnamede, sözleşme şartları ve geri ödeme planına aykırı davranılması nedeniyle başvurucunun tahsis hakkının iptal edildiğini belirterek başvurucudan bağımsız bölümü 15 gün içerisinde tahliye etmesini talep etmiştir. Tahliyenin gerçekleşmemesi üzerine Banka 26/10/2005 tarihinde, Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesine açtığı davada başvurucunun, sözleşme şartlarını yerine getirmemesi nedeniyle tahsis hakkının iptal edildiğini, dava konusu yerde fuzuli şagil konumunda bulunduğunu belirterek haksız müdahalenin önlenmesine, ecri misil bedelinin başvurucudan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme 11/6/2009 tarihinde davaya konu taşınmazın sözleşme ve bu sözleşmenin eki olan aynı tarihli yuva kredisi borçlanma sözleşmesiyle tapu kaydı üzerine Banka lehine vefa hakkı tesis edilmek suretiyle başvurucuya satılıp teslim edildiğini, başvurucunun kredi borçlarını süresinde ödememesi üzerine Banka tarafından gönderilen Beyoğlu Noterliğinin 26/7/2005 tarihli ihtarnamesiyle tahsis hakkının iptal edilerek 15 gün içerisinde taşınmazı boşaltılması hususunun başvurucuya ihtar edildiğini, ihtamamenin tebliğine rağmen başvurucunun hâlen taşınmazda ikamet ettiğini belirterek haksız müdahalenin önlenmesine, bilirkişi raporuna göre tespit edilen ecri misil bedelinin başvurucudan tahsiline karar vermiştir. Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 20/7/2010 tarihli kararında belirtilen "...dava, bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkin olup, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme neticesinde davalının taşınmazda kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, taşınmazı kullanmasının hukuki mesnedini oluşturan tahsis işleminin iptal edildiği ve davalıya ihtarname keşide edilerek taşınmazı tahliye etmesi istenildiği belirlenerek bilimsel verilere uygun bir şekilde tespit edilen ecrimisille birlikte davalının elatmasının önlenmesine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur." şeklindeki gerekçeyle vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmıştır. Karar düzeltme talebi üzerine aynı Daire 2/12/2010 tarihli kararında onama ilamının 2/9/2010 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edildiğini, karar düzeltme dilekçesinin 20/9/2010 tarihinde harçlandırıldığını belirterek karar düzeltme talebini süre yönünden reddetmiştir. Başvurucu, yerel Mahkemeye verdiği dilekçede karar düzeltme talebinin süre yönünden reddedilmesinin doğru olmadığını, tebligat parçasında onama kararının 2/9/2010 tarihinde kendisine tebliğ edildiğinin yazıldığını ancak Muhtarlık kaydında 3/9/2010 tarihinde tebliğ işleminin gerçekleştiğinin belirtildiğini iddia ederek bu çelişkinin giderilmesi talebinde bulunmuş, Mahkeme 1/3/2012 tarihli ek kararında talebi reddetmiştir. Başvurucu ek kararı temyiz etmiş, Daire 12/5/2014 tarihli kararında her ne kadar onama ilamının davalıya tebliğine ilişkin tebligat parçasında kararın davalıya 2/9/2010 tarihinde tebliğ edildiği yazılmışsa da aslında tebligatın 3/9/2010 tarihinde tebliğ edildiğini, bu durumda davalı tarafın karar düzeltme isteminin de süresinde olduğunu belirterek davalı tarafın maddi hatanın düzeltilmesine ilişkin talebini kabul etmiş, Dairenin, 2/12/2010 tarihli karar düzeltme isteminin reddine ilişkin kararı kaldırarak talebi bu defa esastan reddetmiştir. Ret kararı 29/9/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve 30/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.