Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/5404 E. , 2024/2454 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2019/5404 Karar No : 2024/2454 DAVACI : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün 15/05/2019 tarih ve 431.04 sayılı "Belediye Şirketleri" konulu Genelgesi'nin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nün dayanak…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/5404 E. , 2024/2454 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2019/5404 Karar No : 2024/2454 DAVACI : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün 15/05/2019 tarih ve 431.04 sayılı "Belediye Şirketleri" konulu Genelgesi'nin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nün dayanak gösterdiği görüşün yetkili mercii tarafından verilmediği, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda hangi konularda belediye meclisinin veya belediye encümeninin karar alma yetkisinin bulunduğunun açıkça belirtildiği, belediye meclisinin görev ve yetkilerini düzenleyen 18. madde dışında da Kanun tarafından belediye meclisinin kararını/onayını gerektiren tüm durumların kazuistik yöntemlerle belirlendiği, Kanunun 38. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendinde, kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmanın belediye başkanının görevleri arasında sayıldığı, yetki kurallarının yorum yoluyla genişletilemeyeceği; belediyelere ilişkin faaliyet raporunda belediye bağlı kuruluş ve işletmeleri ile belediye ortaklıklarına ilişkin bilgi ve değerlendirmelere de yer verildiği, dolayısıyla bunlardaki yönetim yetkisinin de belediye başkanında bulunduğu, faaliyet raporları ve belediyenin tüm kuruluşlarını denetleme yetkisi belediye meclisinde iken bu şirketlerle ilgili her türlü tasarruf yetkisinin belediye meclisinde olmasının soruna yol açacağı, büyükşehir belediye meclisinin, belediyenin ticari ortaklıklarıyla ilgili tek görev ve yetkisinin Türk Ticaret Kanununa tâbi ortaklıklar kurulmasına veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına karar vermekten ibaret olduğu, büyükşehir belediyesinin %99,7 oranında hissedarı olduğu şirketin tüzel kişi müdürü değişikliği kararının tescil ve ilanı için Ankara Ticaret Sicil Memurluğuna yapılan başvurunun, dava konusu Talimat yazısı gerekçe gösterilerek reddedilmesi sonrasında, bu işleme karşı açılan davada Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 14.06.2019 tarih ve E:2019/269, K:2019/499 sayılı kararı ile tescil talebinin reddi işleminin iptaline karar verildiği ileri sürülmektedir. DAVALININ SAVUNMASI :Ticaret sicil müdürlüklerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde tescil taleplerinin karşılanması hususunda uyacakları usul ve esasları belirleme yetkisinin Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü’ne ait bulunduğu, öte yandan 1 sayılı CB Kararnamesinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görev ve yetkilerini düzenleyen 97. maddesinde, mahalli idareleri ve bunların merkezi idare ile olan alaka ve münasebetlerini düzenlemenin sayıldığı; genel itibarıyla ticaret şirketlerinde pay sahibi olunması, genel kurul toplantılarının usul ve esasları vb. konular 6102 sayılı Kanunda yer almakla birlikte, belediyelerin iştirakleriyle ilgili olarak bu konuların özel kanun niteliğinde olan 5216, 5393 ve 4046 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yorumlanması gerektiği, bu konuda 5393 sayılı Kanunun yürütülmesiyle yetkili ve görevli Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan görüş sorulduğu; dava dilekçesinde yer verilen Ticaret Mahkemesi kararının kesinleşmediği; söz konusu Mahkeme kararında yasal düzenlemenin genelge ile kaldırılamayacağı belirtilmiş ise de, Genelgenin üst normlara uygun düzenlendiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ :Davacı büyükşehir belediye başkanlığı tarafından, belediyelerin tüzel kişi yönetim kurulu üyesi veya müdürü olduğu belediye iştiraki şirketlerde; yönetim kurulu veya müdürler kurulunda belediye tüzel kişiliğini temsil etmek üzere yetkilendirilen gerçek kişinin değiştirilmesine yönelik tescil talepleri ile yine pay sahibi belediyeyi temsilen şirketin genel kuruluna katılacak gerçek kişi temsilcinin belirlenmesinde; belediye meclisinden karar alınması gerektiğine ilişkin Çevre Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğünden alınan görüş doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğine dair Ticaret Sicil Müdürlüklerine gönderilen Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünün 15.05.2019 gün ve 431.04 sayılı Genelgesinin iptali istemiyle açılmıştır. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun "Büyükşehir belediye meclisi" başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrasında, "Büyükşehir belediye meclisi, büyükşehir belediyesinin karar organıdır ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilen üyelerden oluşur.", "Büyükşehir Belediye Başkanı" başlıklı 17. maddesinin 1. fıkrasında, "Büyükşehir belediye başkanı, büyükşehir belediye idaresinin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Büyükşehir belediye başkanı, ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre büyükşehir belediyesi sınırları içindeki seçmenler tarafından doğrudan seçilir.", "Büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri" 18. maddesinde sayılmış, i) fıkrasında belediye personelini atamak, belediye ve bağlı kuruluşlarını denetlemek olarak belirtilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediye meclisi" başlıklı 17. maddesinde, "Belediye meclisi, belediyenin karar organıdır ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usûllere göre seçilmiş üyelerden oluşur.", "Meclisin görev ve yetkileri" başlıklı 18/ i) maddesinde, Bütçe içi işletme ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununa tâbi ortaklıklar kurulmasına veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına karar vermek. J) fıkrasında Belediye adına imtiyaz verilmesine ve belediye yatırımlarının yap-işlet veya yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına; belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek. olarak sayılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 25. maddesinin 3. fıkrasında, "Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, ticaret sicili müdürlüklerinin faaliyetlerini her zaman denetlemeye ve gerekli önlemleri almaya yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri, adı geçen Bakanlıkça alınan önlemlere ve verilen talimatlara uymakla yükümlüdür...", "Gümrük ve Ticaret Bakanlığının düzenleme ve denetleme yetkisi" başlıklı 210. maddesinin 1. fıkrasında, "Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bu Kanunun ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulamasıyla ilgili tebliğler yayımlamaya yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri ve şirketler bu tebliğlere uyarlar...", 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; belediye meclisinin belediyenin karar organı olması, Türk Ticaret Kanunu'na tabi ortaklıkların kurulmasına, ortaklıklarda belediye tüzel kişiliği adına pay sahibi olmaya, bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına, gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına, belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine belediye meclisince karar verilmesi, belediye personelini atama konusunda belediye başkanına yetki verilmesine karşın, açıkça temsilci seçme yetkisinin verilmemesi ve belediye personeli atama yetkisinin belediye şirketlerine temsilci seçme yetkisini kapsamaması hususları ile belediye başkanının temsil yetkisinin niteliği ve mahiyeti dikkate alındığında, belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olan belediye başkanının şirketlere temsilci seçme yetkisinin bulunmadığı, bu yetkinin evleviyetle belediye meclisine ait olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 25. maddesinin 3. fıkrası ile 210. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ticaret sicili müdürlüklerinin faaliyetlerini her zaman denetlemeye, gerekli önlemleri almaya, talimat vermeye ve 6102 sayılı Kanun'un ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulamasıyla ilgili tebliğler yayımlamaya yetkili olan Ticaret Bakanlığı tarafından, ticaret sicili müdürlüklerince uygulamada yaşanılan tereddütlerin giderilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla tesis edilen dava konusu 15/05/2019 tarih ve 431.04 sayılı "Belediye Şirketleri" konulu Genelge'de hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairelerince 2575 sayılı Yasaya 3619 sayılı Yasayla eklenen Ek 1 maddesi hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda işin gereği görüşüldü. HUKUKİ SÜREÇ : Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğünce gereği yapılmak üzere tüm Ticaret Sicili Müdürlüklerine gönderilen 15/05/2019 tarih ve 431.04 sayılı "Belediye Şirketleri" konulu Genelgesi'nde, Bakanlıklarına yazılı ya da sözlü olarak yapılan başvurulardan; belediyenin aynı zamanda tüzel kişi yönetim kurulu üyesi veya müdürü olduğu belediye iştiraki şirketlerde, yönetim kurulu veya müdürler kurulunda belediye tüzel kişiliğini temsil etmek üzere yetkilendirilen gerçek kişilerin değiştirilmesine yönelik tescil taleplerinde ve yine pay sahibi belediyeyi temsilen şirketlerin genel kuruluna katılacak temsilcilerin belirlenmesinde, belediyedeki hangi organın (belediye başkanı, belediye encümeni, belediye meclisi) kararının aranması gerektiği hususunda tereddüte düşüldüğünün anlaşıldığı, konu ile ilgili tereddütlerin giderilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla ... tarih ve ... sayılı yazıları ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğünden görüş talep edildiği, anılan Genel Müdürlükten alınan ... tarih ve ... sayılı cevabi yazının bir örneğinin ilişikte gönderildiği, bilgi edinilmesi ve sicil işlemlerinin söz konusu görüş yazısına göre ifa edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı görüş yazısında ise, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine atıf yapılarak, görüş talebinde belirtilen hususlarda karar verme yetkisinin belediye meclisinde olduğu bildirilmiştir. Bunun üzerine, anılan Genelge'nin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: İlgili Mevzuat: 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun "Şirket kurulması" başlıklı 26. maddesinde, "Büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir. Genel sekreter ile belediye ve bağlı kuruluşlarında yöneticilik sıfatını haiz personel bu şirketlerin yönetim ve denetim kurullarında görev alabilirler. Büyükşehir belediyesi, mülkiyeti veya tasarrufundaki hafriyat sahalarını, toplu ulaşım hizmetlerini, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçelerini işletebilir; ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin % 50’sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir. Ancak, bu yerlerin belediye şirketlerince üçüncü kişilere devri 2886 sayılı Kanun hükümlerine tabidir." hükmüne yer verilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Şirket kurulması" başlıklı 70. maddesinde, "Belediye kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usûllere göre şirket kurabilir." hükmü yer almaktadır. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 26. maddesinin 4. fıkrasında, "Belediyeler ve diğer mahalli idareler ile bunların kurdukları birlikler tarafından ticari amaçla faaliyette bulunmak üzere ticari kuruluşlar kurulması, mevcut veya kurulacak şirketlere sermaye katılımında bulunması, Cumhurbaşkanının iznine tabidir." hükmüne yer verilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 25. maddesinin 3. fıkrasında, "Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, ticaret sicili müdürlüklerinin faaliyetlerini her zaman denetlemeye ve gerekli önlemleri almaya yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri, adı geçen Bakanlıkça alınan önlemlere ve verilen talimatlara uymakla yükümlüdür...", "Gümrük ve Ticaret Bakanlığının düzenleme ve denetleme yetkisi" başlıklı 210. maddesinin 1. fıkrasında, "Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bu Kanunun ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulamasıyla ilgili tebliğler yayımlamaya yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri ve şirketler bu tebliğlere uyarlar...", "Anonim Şirket" başlıklı Dördüncü Kısmında yer alan "Kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulunda temsili" başlıklı 334. maddesinde, "(1) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişilerinden birine, esas sözleşmede öngörülecek bir hükümle, pay sahibi olmasalar da, işletme konusu kamu hizmeti olan anonim şirketlerin yönetim kurullarında temsilci bulundurmak hakkı verilebilir. (2) Birinci fıkrada yazılı şirketlerde pay sahibi olan kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulundaki temsilcileri, ancak bunlar tarafından görevden alınabilir. (3) Kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulundaki temsilcileri, genel kurul tarafından seçilen üyelerin hak ve görevlerini haizdir. Kamu tüzel kişileri, şirket yönetim kurulundaki temsilcilerinin bu sıfatla işledikleri fiillerden ve yaptıkları işlemlerden dolayı şirkete ve onun alacaklılarıyla pay sahiplerine karşı sorumludur. Tüzel kişinin rücû hakkı saklıdır.", 359. maddesinde, "(1) Anonim şirketin, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu bulunur. (2) Bir tüzel kişi yönetim kuruluna üye seçildiği takdirde, tüzel kişiyle birlikte, tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen, sadece bir gerçek kişi de tescil ve ilan olunur; ayrıca, tescil ve ilanın yapılmış olduğu, şirketin internet sitesinde hemen açıklanır. Tüzel kişi adına sadece, bu tescil edilmiş kişi toplantılara katılıp oy kullanabilir. ... (5) Devlet, il özel idaresi, belediye, köy ile diğer kamu tüzel kişilerinin pay sahibi olduğu şirketlerde, sayılan tüzel kişiler veya bunların gerçek kişi temsilcileri yönetim kuruluna seçilebilir. Yönetim kurulu üye sayısı ikiden fazla olan şirketlerde üyelerin tamamının aynı kamu tüzel kişisinin temsilcisi olmaması şartıyla kamu tüzel kişisini temsilen birden fazla gerçek kişi yönetim kuruluna seçilebilir." , "Görevden alma" başlıklı 364. maddesinde, "(1) Yönetim kurulu üyeleri, esas sözleşmeyle atanmış olsalar dahi, gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı hâlinde, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilirler. Yönetim kurulu üyesi olan tüzel kişi, kendi adına tescil edilmiş bulunan kişiyi her an değiştirebilir...", 425. maddesinde, "Pay sahibi, paylarından doğan haklarını kullanmak için, genel kurula kendisi katılabileceği gibi, pay sahibi olan veya olmayan bir kişiyi de temsilcisi olarak genel kurula yollayabilir. Temsilcinin pay sahibi olmasını öngören esas sözleşme hükmü geçersizdir.", "Limited Şirket" başlıklı Altıncı Kısmında yer alan 617. maddesinin 3. fıkrasında, "...Her ortak kendisini genel kurulda ortak olan veya olmayan bir kişi aracılığıyla temsil ettirebilir.", Şirketin organlarının düzenlendiği 4.Bölümünün A)Genel Kurul, I-Yetkiler başlılı 616.maddesinin (1). fıkrasının (b) bendinde, "(1)Genel kurulun devredilemez yetkileri şunlardır: ... b) Müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları.", 623. maddesinde, "(1) Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir. (2) Şirketin müdürlerinden biri bir tüzel kişi olduğu takdirde, bu kişi bu görevi tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirler. (3) Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler." "Müdürlerin birden fazla olmaları" başlıklı 624.maddesinin (1). fıkrasında, "Şirketin birden fazla müdürünün bulunması hâlinde, bunlardan biri, şirketin ortağı olup olmadığına bakılmaksızın, genel kurul tarafından müdürler kurulu başkanı olarak atanır." hükümleri yer almaktadır. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun "Büyükşehir belediye meclisi" başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrasında, "Büyükşehir belediye meclisi, büyükşehir belediyesinin karar organıdır ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilen üyelerden oluşur.", "Büyükşehir belediye başkanı" başlıklı 17. maddesinin 1. fıkrasında, "Büyükşehir belediye başkanı, büyükşehir belediye idaresinin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Büyükşehir belediye başkanı, ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre büyükşehir belediyesi sınırları içindeki seçmenler tarafından doğrudan seçilir.", "Büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri" başlıklı 18. maddesinde, "Büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır: a) Belediye teşkilatının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, beldenin ve belediyenin hak ve menfaatlerini korumak. b) Belediyeyi stratejik plâna uygun olarak yönetmek, belediye idaresinin kurumsal stratejilerini oluşturmak, bu stratejilere uygun olarak bütçeyi hazırlamak ve uygulamak, belediye faaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini belirlemek, izlemek ve değerlendirmek, bunlarla ilgili raporları meclise sunmak. c) Büyükşehir belediye meclisi ve encümenine başkanlık etmek, bu organların kararlarını uygulamak. d) Bu Kanunla büyükşehir belediyesine verilen görev ve hizmetlerin etkin ve verimli bir şekilde uygulanabilmesi için gerekli önlemleri almak. e) Büyükşehir belediyesinin ve bağlı kuruluşları ile işletmelerinin etkin ve verimli yönetilmesini sağlamak, büyükşehir belediyesi ve bağlı kuruluşları ile işletmelerinin bütçe tasarılarını, bütçe üzerindeki değişiklik önerilerini ve bütçe kesin hesap cetvellerini hazırlamak. f) Büyükşehir belediyesinin hak ve menfaatlerini izlemek, alacak ve gelirlerinin tahsilini sağlamak. g) Yetkili organların kararını almak şartıyla, büyükşehir belediyesi adına sözleşme yapmak, karşılıksız bağışları kabul etmek ve gerekli tasarruflarda bulunmak. h) Mahkemelerde davacı veya davalı sıfatıyla ve resmî mercilerde büyükşehir belediyesini temsil etmek, belediye ve bağlı kuruluş avukatlarına veya özel avukatlara temsil ettirmek. i) Belediye personelini atamak, belediye ve bağlı kuruluşlarını denetlemek. j) Gerektiğinde bizzat nikâh kıymak. k) Diğer kanunların belediye başkanlarına verdiği görev ve yetkilerden büyükşehir belediyesi görevlerine ilişkin olan hizmetleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak. l) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 25/1/2007 tarihli ve E.: 2004/79, K.: 2007/6 sayılı Kararı ile.) m) Bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak, engellilerle ilgili faaliyetlere destek olmak üzere engelli merkezleri oluşturmak.", "Diğer hükümler" başlıklı 28. maddesinde, "Belediye Kanunu ve diğer ilgili Kanunların bu kanuna aykırı olmayan hükümleri ilgisine göre büyükşehir ve ilçe belediyeleri hakkında da uygulanır." hükümleri yer almıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediye meclisi" başlıklı 17. maddesinde, "Belediye meclisi, belediyenin karar organıdır ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usûllere göre seçilmiş üyelerden oluşur.", "Meclisin görev ve yetkileri" başlıklı 18. maddesinde, "Belediye meclisinin görev ve yetkileri şunlardır: a) Stratejik plân ile yatırım ve çalışma programlarını, belediye faaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini görüşmek ve kabul etmek. b) Bütçe ve kesinhesabı kabul etmek, bütçede kurumsal kodlama yapılan birimler ile fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyleri arasında aktarma yapmak. c) Belediyenin imar plânlarını görüşmek ve onaylamak, büyükşehir ve il belediyelerinde il çevre düzeni plânını kabul etmek. (Ek cümle: 1/7/2006-5538/29 md.) Belediye sınırları il sınırı olan Büyükşehir Belediyelerinde il çevre düzeni planı ilgili Büyükşehir Belediyeleri tarafından yapılır veya yaptırılır ve doğrudan Belediye Meclisi tarafından onaylanır. d) Borçlanmaya karar vermek. e)Taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması hâlinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek. f) Kanunlarda vergi, resim, harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesini belirlemek. g) Şartlı bağışları kabul etmek. h) Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı beşbin YTL'den fazla dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarını sulh ile tasfiyeye, kabul ve feragate karar vermek. i) Bütçe içi işletme ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununa tâbi ortaklıklar kurulmasına veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına karar vermek. j) Belediye adına imtiyaz verilmesine ve belediye yatırımlarının yap-işlet veya yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına; belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek. k) Meclis başkanlık divanını ve encümen üyeleri ile ihtisas komisyonları üyelerini seçmek. l) Norm kadro çerçevesinde belediyenin ve bağlı kuruluşlarının kadrolarının ihdas, iptal ve değiştirilmesine karar vermek. m) Belediye tarafından çıkarılacak yönetmelikleri kabul etmek. n) Meydan, cadde, sokak, park, tesis ve benzerlerine ad vermek; mahalle kurulması, kaldırılması, birleştirilmesi, adlarıyla sınırlarının tespiti ve değiştirilmesine karar vermek; beldeyi tanıtıcı amblem, flama ve benzerlerini kabul etmek. o) Diğer mahallî idarelerle birlik kurulmasına, kurulmuş birliklere katılmaya veya ayrılmaya karar vermek. p) Yurt içindeki ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının izniyle yurt dışındaki belediyeler ve mahallî idare birlikleriyle karşılıklı iş birliği yapılmasına; kardeş kent ilişkileri kurulmasına; ekonomik ve sosyal ilişkileri geliştirmek amacıyla kültür, sanat ve spor gibi alanlarda faaliyet ve projeler gerçekleştirilmesine; bu çerçevede arsa, bina ve benzeri tesisleri yapma, yaptırma, kiralama veya tahsis etmeye karar vermek. r) Fahrî hemşehrilik payesi ve beratı vermek. s) Belediye başkanıyla encümen arasındaki anlaşmazlıkları karara bağlamak. t) Mücavir alanlara belediye hizmetlerinin götürülmesine karar vermek. u) İmar plânlarına uygun şekilde hazırlanmış belediye imar programlarını görüşerek kabul etmek.", "Meclisin bilgi edinme ve denetim yolları" başlıklı 26. maddesinde, ... Belediye başkanınca meclise sunulan bir önceki yıla ait faaliyet raporundaki açıklamalar, meclis üye tam sayısının dörtte üç çoğunluğuyla yeterli görülmezse, yetersizlik kararıyla görüşmeleri kapsayan tutanak, meclis başkan vekili tarafından mahallin mülkî idare amirine gönderilir. Vali, dosyayı gerekçeli görüşüyle birlikte Danıştaya gönderir. Yetersizlik kararı, Danıştayca uygun görüldüğü takdirde belediye başkanı, başkanlıktan düşer. ...", "Encümenin görev ve yetkileri" başlıklı 34. maddesinde, "Belediye encümeninin görev ve yetkileri şunlardır: a) Stratejik plân ve yıllık çalışma programı ile bütçe ve kesinhesabı inceleyip belediye meclisine görüş bildirmek. b) Yıllık çalışma programına alınan işlerle ilgili kamulaştırma kararlarını almak ve uygulamak. c) Öngörülmeyen giderler ödeneğinin harcama yerlerini belirlemek. d) Bütçede fonksiyonel sınıflandırmanın ikinci düzeyleri arasında aktarma yapmak. e) Kanunlarda öngörülen cezaları vermek. f) Vergi, resim ve harçlar dışında kalan dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarının anlaşma ile tasfiyesine karar vermek. g) Taşınmaz mal satımına, trampasına ve tahsisine ilişkin meclis kararlarını uygulamak; süresi üç yılı geçmemek üzere kiralanmasına karar vermek. h) Umuma açık yerlerin açılış ve kapanış saatlerini belirlemek. i) Diğer kanunlarda belediye encümenine verilen görevleri yerine getirmek.", "Belediye başkanı" başlıklı 37. maddesinin 1. fıkrasında, "Belediye başkanı, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Belediye başkanı, ilgili kanunda gösterilen esas ve usûllere göre seçilir.", "Belediye başkanının görev ve yetkileri" başlıklı 38. maddesinde, "Belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır: a) Belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak. b) Belediyeyi stratejik plâna uygun olarak yönetmek, belediye idaresinin kurumsal stratejilerini oluşturmak, bu stratejilere uygun olarak bütçeyi, belediye faaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini hazırlamak ve uygulamak, izlemek ve değerlendirmek, bunlarla ilgili raporları meclise sunmak. c) Belediyeyi Devlet dairelerinde ve törenlerde, davacı veya davalı olarak da yargı yerlerinde temsil etmek veya vekil tayin etmek. d) Meclise ve encümene başkanlık etmek. e) Belediyenin taşınır ve taşınmaz mallarını idare etmek. f) Belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek. g) Yetkili organların kararını almak şartıyla sözleşme yapmak. h) Meclis ve encümen kararlarını uygulamak. i) Bütçeyi uygulamak, bütçede meclis ve encümenin yetkisi dışındaki aktarmalara onay vermek. j) Belediye personelini atamak. k) Belediye ve bağlı kuruluşları ile işletmelerini denetlemek. l) Şartsız bağışları kabul etmek. m) Belde halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak. n) Bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak, engellilere yönelik hizmetleri yürütmek ve engelliler merkezini oluşturmak. o) Temsil ve ağırlama giderleri için ayrılan ödeneği kullanmak. p) Kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak.", "Faaliyet raporu" başlıklı 56. maddesinde, "Belediye başkanı, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 41 inci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen biçimde; stratejik plân ve performans programına göre yürütülen faaliyetleri, belirlenmiş performans ölçütlerine göre hedef ve gerçekleşme durumu ile meydana gelen sapmaların nedenlerini ve belediye borçlarının durumunu açıklayan faaliyet raporunu hazırlar. Faaliyet raporunda, bağlı kuruluş ve işletmeler ile belediye ortaklıklarına ilişkin söz konusu bilgi ve değerlendirmelere de yer verilir. Faaliyet raporu nisan ayı toplantısında belediye başkanı tarafından meclise sunulur. Raporun bir örneği Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir ve kamuoyuna da açıklanır.", "Borçlanma" başlıklı 68. maddesinde, "Belediye, görev ve hizmetlerinin gerektirdiği giderleri karşılamak amacıyla aşağıda belirtilen usûl ve esaslara göre borçlanma yapabilir ve tahvil ihraç edebilir: ... d) Belediye ve bağlı kuruluşları ile bunların sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip oldukları şirketlerin, faiz dâhil iç ve dış borç stok tutarı, en son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme oranıyla artırılan miktarını aşamaz. Bu miktar büyükşehir belediyeleri için bir buçuk kat olarak uygulanır. e) Belediye ve bağlı kuruluşları ile bunların sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip oldukları şirketler, en son kesinleşmiş bütçe gelirlerinin, 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme oranıyla artırılan miktarının yılı içinde toplam yüzde onunu geçmeyen iç borçlanmayı belediye meclisinin kararı; yüzde onunu geçen iç borçlanma için ise meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onayı ile yapabilir. ..." hükümleri yer almaktadır. Dava Konusu Düzenleyici İşlemin İncelenmesi: Uyuşmazlık, belediyelerin tüzel kişi yönetim kurulu üyesi veya müdürü olduğu belediye iştiraki şirketlerde, yönetim kurulu veya müdürler kurulunda belediye tüzel kişiliğini temsil etmek üzere yetkilendirilecek gerçek kişinin seçilmesi ve yine belediyelerin pay sahibi olduğu şirketlerde belediye tüzel kişiliğini temsilen genel kurula katılacak temsilcinin seçilmesi görev ve yetkisinin belediyenin hangi organına (belediye başkanı, belediye encümeni, belediye meclisi) ait olduğuna ilişkindir. Bu konuda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nda açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu itibarla anılan Kanunların ilgili hükümleri uyarınca bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. 1 - 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda; Anonim şirketlerde, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu bulunduğu; genel kurula pay sahibinin kendisi katılabileceği gibi, pay sahibi olan veya olmayan bir kişiyi de temsilci olarak genel kurula yollayabileceği; bir tüzel kişi yönetim kuruluna üye seçildiği takdirde, tüzel kişiyle birlikte, tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen, sadece bir gerçek kişinin de tescil ve ilan olunacağı, ayrıca tüzel kişi adına sadece, bu tescil edilmiş kişinin toplantılara katılıp oy kullanabileceği; Devlet, il özel idaresi, belediye, köy ile diğer kamu tüzel kişilerinin pay sahibi olduğu şirketlerde, sayılan tüzel kişiler veya bunların gerçek kişi temsilcilerinin yönetim kuruluna seçilebileceği; yönetim kurulu üyesi olan tüzel kişinin, kendi adına tescil edilmiş bulunan kişiyi her an değiştirebileceği; yönetim kurulu üyelerinin, esas sözleşmeyle atanmış olsalar dahi, gündemde ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı hâlinde, genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabileceği belirtilmiştir. Limited şirketlerde, şirketin yönetimi ve temsilinin şirket sözleşmesinde düzenleneceği, şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsilinin, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği, en azından bir ortağın, şirket yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekeceği, müdürlerin atanmaları ve görevden alınmalarının genel kurulun devredilmez yetkilerinden olduğu; şirketin birden fazla müdürünün bulunması halinde bunlardan birinin şirket ortağı olup olmadığına bakılmaksızın, genel kurul tarafından müdürler kurulu başkanı olarak atanacağı; şirketin müdürlerinden biri bir tüzel kişi olduğu takdirde, bu kişinin bu görevi tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirleyeceği kurallarına yer verilmiş olup, anonim şirketlerde yönetim kurulunun, limited şirketlerde ise müdürler kurulunun şirket sözleşmesi ile veya genel kurul kararıyla belirleneceği; belediye şirketlerine yönelik olarak ise; belediyelerin pay sahibi olduğu anonim ve limited şirketlerde belediye tüzel kişiliğinin, yönetim kurulu üyesi veya müdürü olarak seçilebileceği; bu durumda, belediye tarafından seçilen bir gerçek kişinin ticaret siciline tescil edileceği ve belediye tüzel kişiliği adına sadece bu tescil edilmiş kişinin toplantılara katılıp oy kullanabileceği; belediyenin, kendi adına tescil edilmiş bulunan kişiyi her zaman değiştirebileceği; yine pay sahibi belediyenin pay sahibi olan veya olmayan bir kişiyi temsilcisi olarak genel kurula yollayabileceği, kurallarına yer verilmiş olup belediye şirketlerinde söz konusu gerçek kişi temsilcinin seçilmesi görev ve yetkisinin, belediyenin hangi organına (belediye başkanı, belediye encümeni, belediye meclisi) ait olduğu hususunda açık bir hükme yer verilmediği görülmektedir. 2 - 5393 sayılı Belediye Kanunu'nda; 5393 sayılı Kanun'un 18. maddesinde, belediye meclisinin; 34. maddesinde, belediye encümeninin; 38. maddesinde de, belediye başkanının görev ve yetkileri sayma suretiyle belirtilmiştir. Anılan Kanun'un 38. maddesi uyarınca, belediye başkanının yetkileri ve görevleri arasında, belediyeyi Devlet dairelerinde ve törenlerde, davacı veya davalı olarak da yargı yerlerinde temsil etmek veya vekil tayin etmek, belediye personelini atamak, belediye ve bağlı kuruluşları ile işletmelerini denetlemek yer almaktadır. Belediye başkanının belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğunda duraksama bulunmamakla birlikte, belediye başkanına, belediyeyi Devlet dairelerinde, törenlerde ve yargı yerlerinde temsil yetkisi verilmesine karşın şirketlerine temsilci seçme yetkisinin verilmediği, yine belediye personelini atama görev ve yetkisi verilmesine karşın belediye ve bağlı kuruluşları ile işletmeleri yönünden yalnız denetleme görev ve yetkisi verildiği hususları göz önüne alındığında, kanun koyucunun belediye başkanına temsilci belirleme görev ve yetkisini vermediğinin kabulü gerekmektedir. Kanun koyucu tarafından, belediye başkanına personelini atama yetkisinin düzenlendiği bentte şirketlerine temsilci seçme yetkisi de verilmesi mümkün iken bunun tercih edilmediği, bir göreve atama veya görevlendirme yapan makam ile bunu denetleyen makamın farklı olması, böylece atama veya görevlendirme yetkisinin farklı, denetleme yapma yetkisinin farklı organlar eliyle kullanılması ile etkili bir denetim mekanizmasının sağlanacağı, bunun da hizmet ve görevin etkin yürütülmesi bakımından kamu yararına daha uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, 5393 sayılı Kanun'un 56. maddesinde, faaliyet raporunda, bağlı kuruluş ve işletmeler ile belediye ortaklıklarına ilişkin maddede belirtilen bilgi ve değerlendirmelere de yer verileceği hükme bağlanmış ise de, belediye başkanı, kendisinin atamadığı belediye personelinin yürüttüğü faaliyetlerle ilgili olarak da belediyeye yönelik faaliyet raporu hazırladığından, bu itibarla da başkanın, belediyenin ve bağlı kuruluşları ile işletmelerinin etkin ve verimli yönetilmesinde görevli ve yetkili olduğundan bahisle de temsilci seçme yetkisinden söz edilemeyeceği açıktır. Kanun'un 18. maddesi uyarıca belediye meclisinin görev ve yetkileri arasında, bütçe içi işletme ile Türk Ticaret Kanunu'na tâbi ortaklıklar kurulmasına veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına, belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek yer almaktadır. Hukuk metodolojisinde, hukuk kurallarının yorumu konusunda başvurulan muhakeme yöntemlerinden biri olan çoğun içinde azın da bulunacağı yönündeki temel prensibe dayanan evleviyet ilkesi, daha önemli bir konu için öngörülen bir hukuk kuralının daha az önemli olan bir konu açısından da işletilebileceğini ifade etmektedir. Genel karar mercii olan belediye meclisinin görev ve yetkilerini düzenleyen Kanun'un 18. maddesinin (i) ve (j) bentlerinde öngörülen hükümler uyarınca, bütçe içi işletme ile Türk Ticaret Kanunu'na tabi ortaklıklar kurulmasına veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına veya gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına ve belediyeye ait şirket, işletme ve şirketlerin özelleştirilmesine belediye tüzel kişiliği adına karar verme görev ve yetkisinin mahiyeti dikkate alındığında, evleviyet ilkesi gereği şirket temsilcisini seçme görev ve yetkisini de içerdiğinin kabulü gerekmektedir. Belediye meclisinin, şirket temsilcisi olarak, belediyenin genel temsilcisi aynı zamanda meclis başkanı da olan belediye başkanını ya da meclisin başkanın teklif ettiği bir kişiyi veya başka bir kişiyi temsilci olarak belirlemesi mümkündür. Ayrıca, 5393 sayılı Kanun'un belediye başkanının görev ve yetkilerini düzenleyen 38. maddesinin 1. fıkrasının (p) bendinde, "kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen" görevleri yapmanın, belediye başkanının görev ve yetkilerinden olduğu hükme bağlanmış ise de, şirketlere temsilci seçme görev ve yetkisinin yukarıda yapılan değerlendirmeler uyarınca 5393 sayılı Kanun'un 18. maddesinin (i) ve (j) bentlerine göre belediye meclisine ait olması sebebiyle belediye başkanının anılan bent uyarınca da temsilci seçme yetkisi bulunmamaktadır. Belediye encümeninin ise, belediye iştiraki şirketlerle ilgili herhangi bir görev ve yetkisi bulunmamaktadır. 3- 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nda; 5216 sayılı Kanun'un 12. maddesinde, büyükşehir belediye meclisinin, büyükşehir belediyesinin karar organı olduğu; 17. maddesinde, büyükşehir belediye başkanının, büyükşehir belediye idaresinin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu belirtilmiş, 18. maddesinde de, büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri sayılmıştır. 5216 sayılı Kanun'un 28. maddesinde ise, Belediye Kanunu ve diğer ilgili kanunların bu Kanun'a aykırı olmayan hükümlerinin ilgisine göre büyükşehir ve ilçe belediyeleri hakkında da uygulanacağı öngörülmüştür. 5216 sayılı Kanun'da, büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkilerinin, 5393 sayılı Kanun'a paralel nitelikte düzenlendiği görülmekte olup, 5393 sayılı Kanun kapsamında yapılan değerlendirmelerin 5216 sayılı Kanun yönünden de kabulü gerekmektedir. 4- Genel Değerlendirme; 5393 sayılı Belediye Kanunu, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; belediye meclisinin belediyenin karar organı olması, Türk Ticaret Kanunu'na tabi ortaklıkların kurulmasına, ortaklıklarda belediye tüzel kişiliği adına pay sahibi olmaya, bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına, gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına, belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine belediye meclisince karar verilmesi belediye personelini atama konusunda belediye başkanına yetki verilmesine karşın, açıkça belediye şirketleri için temsilci seçme yetkisinin verilmemesi ve belediye personeli atama yetkisinin belediye şirketlerine temsilci seçme yetkisini kapsamaması hususları dikkate alındığında, belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olan belediye başkanının ayrı tüzel kişiliği haiz şirketlere temsilci seçme yetkisinin bulunmadığı, bu yetkinin evleviyetle belediye meclisine ait olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 25. maddesinin 3. fıkrası ile 210. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ticaret sicili müdürlüklerinin faaliyetlerini her zaman denetlemeye, gerekli önlemleri almaya, talimat vermeye ve 6102 sayılı Kanun'un ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulamasıyla ilgili tebliğler yayımlamaya yetkili olan Ticaret Bakanlığı tarafından, ticaret sicili müdürlüklerince uygulamada yaşanılan tereddütlerin giderilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla tesis edilen dava konusu 15/05/2019 tarih ve 431.04 sayılı "Belediye Şirketleri" konulu Genelge'de hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan, davacı tarafından, belediyelerinin tüzel kişi yönetim kurulu üyesi olduğu bir anonim şirketteki gerçek kişi temsilcinin belediye başkanı tarafından belirlenmesi nedeniyle sicile tescil isteminin Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünce reddedildiği, söz konusu işleme karşı açılan davada Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/07/2019 tarih ve E:2019/327, K:2019/854 sayılı kararıyla tescil isteminin reddine ilişkin işlemin iptaline karar verildiği, bu kararda dava konusu Genelge'nin hukuka aykırılığının ortaya konulduğu, bu durumun iptali istenilen Genelge'nin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu gösterdiği iddiasında bulunulmuş ise de, Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada verilen bireysel işlemle ilgili kararın davanın tarafları yönünden hukuki sonuç doğuracağı, genel düzenleyici işlem olan dava konusu Genelge'nin hukuki denetimini yapma görev ve yetkisinin Danıştaya ait olduğu açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 02/05/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY: (X)- Uyuşmazlık; belediye tüzel kişiliğinin, belediye iştiraki olan Anonim Şirket ve Limited Şirketlerin genel kurulunda kim tarafından temsil edileceği ve yine bu şirketlerde yönetim kurulu üyesi veya müdürler kurulu üyesi olan belediye tüzel kişiliğinin şirket yönetim kurulunda kim tarafından temsil edileceğine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 127. maddesi uyarınca, belediyeler, mahalli-müşterek ihtiyaçların karşılanması için, kuruluş esasları kanunla belirlenen ve karar organları, gene Kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir. 5393 sayılı Belediye Kanununun 2. kısmında da, belediyenin organları; Belediye Meclisi, Belediye Encümeni ve Belediye Başkanı olarak düzenlenmiş olup; her bir organın görev ve yetkileri bu Kanunda sayma yoluyla belirtilmiştir. Kamu yönetiminde, yetkilerin Kanundan kaynaklanması ve hangi idare tarafından kullanılacağının Kanunla belirlenmesi gerektiğine ilişkin ilke uyarınca yetki kamu düzeniyle ilgilidir ve yetkisiz makamca tesis edilen işlem iptali matuftur. Bu itibarla görev ve yetkileri 5393 sayılı Yasa ile belirlenen belediye organlarının birbiri yerine işlem tesis etmesi mümkün bulunmamaktadır. 5393 sayılı Belediye Kanununun 70. maddesi ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun 26. maddesinde; belediyelerin, kendi görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta (Türk Ticaret Kanunu) öngörülen usullere göre sermaye şirketi kurabileceği hükme bağlanmış olmasına karşın, hükümde bu şirketlerde belediyenin temsiline ilişkin hususlara yer verilmemiştir. Bu itibarla söz konusu şirketlere ilişkin ilgili mevzuat hükümleri ile belediyenin organlarının bu şirketlere dair yetkilerinin kapsamının belirlenmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun Anonim Şirketleri düzenleyen bölümünün, "Kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulunda temsili" başlıklı 334. maddesinde; "Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişilerinden birine, esas sözleşmede öngörülecek bir hükümle, pay sahibi olmasalar da, işletme konusu kamu hizmeti olan anonim şirketlerin yönetim kurullarında temsilci bulundurmak hakkı verilebilir. (2) Birinci fıkrada yazılı şirketlerde pay sahibi olan kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulundaki temsilcileri, ancak bunlar tarafından görevden alınabilir. (3) Kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulundaki temsilcileri, genel kurul tarafından seçilen üyelerin hak ve görevlerini haizdir. Kamu tüzel kişileri, şirket yönetim kurulundaki temsilcilerinin bu sıfatla işledikleri fiillerden ve yaptıkları işlemlerden dolayı şirkete ve onun alacaklılarıyla pay sahiplerine karşı sorumludur. Tüzel kişinin rücû hakkı saklıdır." hükmü; Limited Şirketleri düzenleyen 623. maddesinde; "Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir. Şirketin müdürlerinden biri bir tüzel kişi olduğu takdirde, bu tüzel kişi bu görevi tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirler" hükmü bulunmakta olup; bu hükümler uyarınca belediye tüzel kişisi, Yönetim Kurulundaki gerçek kişi temsilcisini kendisi atayıp, kendisi görevden alacaktır. Yine Türk Ticaret Kanununun "genel kurula katılma" başlıklı 425. maddesi uyarınca, genel kurula pay sahibinin kendisi katılabileceği gibi, pay sahibi olan veya olmayan bir kişiyi de temsilci olarak genel kurula yollayabilecektir. 5393 sayılı Belediye Kanununun "Meclisin görev ve yetkileri" başlıklı 18. maddesinde; Belediye meclisinin görev ve yetkileri şunlardır: a) Stratejik plân ile yatırım ve çalışma programlarını, belediye faaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini görüşmek ve kabul etmek b) Bütçe ve kesinhesabı kabul etmek, bütçede kurumsal kodlama yapılan birimler ile fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyleri arasında aktarma yapmak c) Belediyenin imar plânlarını görüşmek ve onaylamak, büyükşehir ve il belediyelerinde il çevre düzeni plânını kabul etmek. (Ek cümle: 1/7/2006-5538/29 md.) Belediye sınırları il sınırı olan Büyükşehir Belediyelerinde il çevre düzeni planı ilgili Büyükşehir Belediyeleri tarafından yapılır veya yaptırılır ve doğrudan Belediye Meclisi tarafından onaylanır. d) Borçlanmaya karar vermek e) Taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması hâlinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek f) Kanunlarda vergi, resim, harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesini belirlemek g) Şartlı bağışları kabul etmek h) Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı beşbin YTL'den fazla dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarını sulh ile tasfiyeye, kabul ve feragate karar vermek i) Bütçe içi işletme ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununa tâbi ortaklıklar kurulmasına veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına karar vermek j) Belediye adına imtiyaz verilmesine ve belediye yatırımlarının yap-işlet veya yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına; belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek k) Meclis başkanlık divanını ve encümen üyeleri ile ihtisas komisyonları üyelerini seçmek l) Norm kadro çerçevesinde belediyenin ve bağlı kuruluşlarının kadrolarının ihdas, iptal ve değiştirilmesine karar vermek m) Belediye tarafından çıkarılacak yönetmelikleri kabul etmek n) Meydan, cadde, sokak, park, tesis ve benzerlerine ad vermek; mahalle kurulması, kaldırılması, birleştirilmesi, adlarıyla sınırlarının tespiti ve değiştirilmesine karar vermek; beldeyi tanıtıcı amblem, flama ve benzerlerini kabul etmek o) Diğer mahallî idarelerle birlik kurulmasına, kurulmuş birliklere katılmaya veya ayrılmaya karar vermek. p) Yurt içindeki ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının izniyle yurt dışındaki belediyeler ve mahallî idare birlikleriyle karşılıklı iş birliği yapılmasına; kardeş kent ilişkileri kurulmasına; ekonomik ve sosyal ilişkileri geliştirmek amacıyla kültür, sanat ve spor gibi alanlarda faaliyet ve projeler gerçekleştirilmesine; bu çerçevede arsa, bina ve benzeri tesisleri yapma, yaptırma, kiralama veya tahsis etmeye karar vermek r) Fahri hemşehrilik payesi ve beratı vermek s) Belediye başkanıyla encümen arasındaki anlaşmazlıkları karara bağlamak t) Mücavir alanlara belediye hizmetlerinin götürülmesine karar vermek u) İmar plânlarına uygun şekilde hazırlanmış belediye imar programlarını görüşerek kabul etmek" hükmü yer almakta olup; 37. maddesinde, "Belediye başkanı, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Belediye başkanı, ilgili kanunda gösterilen esas ve usûllere göre seçilir" hükmü; "Belediye başkanının görev ve yetkileri" başlıklı 38. Maddesinde; "a) Belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak b) Belediyeyi stratejik plâna uygun olarak yönetmek, belediye idaresinin kurumsal stratejilerini oluşturmak, bu stratejilere uygun olarak bütçeyi, belediye faaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini hazırlamak ve uygulamak, izlemek ve değerlendirmek, bunlarla ilgili raporları meclise sunmak c) Belediyeyi Devlet dairelerinde ve törenlerde, davacı veya davalı olarak da yargı yerlerinde temsil etmek veya vekil tayin etmek d) Meclise ve encümene başkanlık etmek e) Belediyenin taşınır ve taşınmaz mallarını idare etmek f) Belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek g) Yetkili organların kararını almak şartıyla sözleşme yapmak h) Meclis ve encümen kararlarını uygulamak i) Bütçeyi uygulamak, bütçede meclis ve encümenin yetkisi dışındaki aktarmalara onay vermek j) Belediye personelini atamak k) Belediye ve bağlı kuruluşları ile işletmelerini denetlemek l) Şartsız bağışları kabul etmek m) Belde halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak n) Bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak, engellilere yönelik hizmetleri yürütmek ve engelliler merkezini oluşturmak o) Temsil ve ağırlama giderleri için ayrılan ödeneği kullanmak p) Kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak" hükmü; 42. maddesinde ise; "Belediye başkanı, görev ve yetkilerinden bir kısmını uygun gördüğü takdirde, yöneticilik sıfatı bulunan belediye görevlilerine devredebilir." hükmü bulunmaktadır. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 17. maddesinde; "Büyükşehir belediye başkanı, büyükşehir belediye idaresinin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Büyükşehir belediye başkanı, ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre büyükşehir belediyesi sınırları içindeki seçmenler tarafından doğrudan seçilir; 18. maddesinde; Büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır: a) Belediye teşkilatının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, beldenin ve belediyenin hak ve menfaatlerini korumak b) Belediyeyi stratejik plâna uygun olarak yönetmek, belediye idaresinin kurumsal stratejilerini oluşturmak, bu stratejilere uygun olarak bütçeyi hazırlamak ve uygulamak, belediye faaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini belirlemek, izlemek ve değerlendirmek, bunlarla ilgili raporları meclise sunmak c) Büyükşehir belediye meclisi ve encümenine başkanlık etmek, bu organların kararlarını uygulamak d) Bu Kanunla büyükşehir belediyesine verilen görev ve hizmetlerin etkin ve verimli bir şekilde uygulanabilmesi için gerekli önlemleri almak e) Büyükşehir belediyesinin ve bağlı kuruluşları ile işletmelerinin etkin ve verimli yönetilmesini sağlamak, büyükşehir belediyesi ve bağlı kuruluşları ile işletmelerinin bütçe tasarılarını, bütçe üzerindeki değişiklik önerilerini ve bütçe kesin hesap cetvellerini hazırlamak f) Büyükşehir belediyesinin hak ve menfaatlerini izlemek, alacak ve gelirlerinin tahsilini sağlamak g) Yetkili organların kararını almak şartıyla, büyükşehir belediyesi adına sözleşme yapmak, karşılıksız bağışları kabul etmek ve gerekli tasarruflarda bulunmak h) Mahkemelerde davacı veya davalı sıfatıyla ve resmî mercilerde büyükşehir belediyesini temsil etmek, belediye ve bağlı kuruluş avukatlarına veya özel avukatlara temsil ettirmek i) Belediye personelini atamak, belediye ve bağlı kuruluşlarını denetlemek j) Gerektiğinde bizzat nikâh kıymak k) Diğer kanunların belediye başkanlarına verdiği görev ve yetkilerden büyükşehir belediyesi görevlerine ilişkin olan hizmetleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak l) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 25/1/2007 tarihli ve E.: 2004/79, K.: 2007/6 sayılı Kararı ile.) m) Bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak, engellilerle ilgili faaliyetlere destek olmak üzere engelli merkezleri oluşturmak" hükmü yer almaktadır. Öte yandan 5393 sayılı Yasanın "Faaliyet raporu" başlıklı 56. maddesinde, belediye başkanının, belediye, bağlı kuruluş ve işletmeler ile belediye ortaklıklarına ilişkin bilgi ve değerlendirmesi içeren faaliyet raporunu hazırlayacağı, 26. maddesinde ise başkanca hazırlanan faaliyet raporunun meclis tarafından yetersiz bulunması halinde başkanın başkanlığının düşürülebileceği düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre; tüzel kişi pay sahibi, kendisini genel kurulda temsilcisi vasıtasıyla temsil ettirecek; şirketteki (yönetim kurulundaki) temsilcisini de yine kendisi atayıp, kendisi görevden alacaktır. Bu durum temsil yetkisine; pay sahibi belediyeyi kimin temsil ettiğine ilişkindir. Bu itibarla; pay sahibi belediye tüzel kişisi de belediyenin temsilcisi olan başkan tarafından ya da başkanın yetkilendirdiği kişi tarafından şirkette temsil edilecektir. Şirketteki temsilcinin belediye tüzel kişiliği temsilcisinden ayrı bir kişi olduğunu söylemek, yasayla belediyeye temsilci kılınan kişinin başkan olması karşısında imkansız olup, bunun için yasal bir dayanak bulunması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen belediye mevzuatı uyarınca, belediyelerin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisi belediye başkanıdır ve başkan dilerse bu yetkisini üst düzey görevlilere devredebilir. Başkana tanınan açık temsil yetkisinin, belediyenin diğer organları tarafından sınırlanmasına olanak bulunmadığı gibi, bu yetki başka bir belediye organı tarafından da kullanılamaz. Aksi yaklaşımın, yürütme organının yetkisinin gaspı niteliğini taşıyacağı açık olup, Yasadan doğmayan bir yetkinin kullanılması sonucunu doğuracaktır. Meclisin karar organı olarak, temsile yetkili olan kişiyi de belirleme konusunda yetkili olduğu yönündeki kabul Yasayla başkana tanınan temsil yetkisinin yok sayılması sonucunu doğurur ki bu halde başkana ait tüm yetkiler konusunda meclisçe karar alınması gibi Yasaya aykırı bir durum ortaya çıkar. Bu itibarla; belediyenin organlarının yetkilerini ve sınırlarını açıkça ve sayma yoluyla belirleyen Belediye Yasalarında; meclisin, şirket kurmak yetkisi açıkça hükme bağlanmış olmasına karşın, meclisin yetkileri arasına belediye iştiraki olarak kurulan şirketin yönetim ve genel kurulunda belediye tüzel kişiliğini temsil edecek gerçek kişiyi belirlemek gibi bir yetkiye yer verilmediği; bu hususta kanun koyucunun belediyenin temsilcisi olarak başkana görev ve yetki vermesi sebebiyle esasen meclise bu yetkinin kanun koyucu tarafından bilinçli olarak verilmediğinin anlaşıldığı, böyle bir yetkinin idari tasarruflarla tanınmasının, Yasayla tanınan başkanın temsil yetkisine ters düşeceği görülmekle Genelgenin başkanın yetkilerini yok sayan düzenlemeleri içerdiği anlaşıldığından üst hukuk normu niteliğindeki Belediye Yasalarına aykırı olduğu açıktır. Öte yandan; belediye başkanına tanınan yetkiler arasında belediye teşkilatı ve bağlı kuruluş yanında işletmeleri de yönetmek ve denetlemek yetkisinin (5216, 18 (e) ve 5393, 38 (k)) bulunduğu anlaşıldığından, belediye işletmesi olduğu tartışmasız olan şirketleri yönetme ve denetleme yetkisi başkana ait olacaktır. Kaldı ki, bu şirketlere ilişkin faaliyetler konusunda 5393 sayılı Yasanın 56. maddesi uyarınca faaliyet raporu hazırlayıp, meclisin denetimine sunan ve yetersiz bulunması halinde meclisçe 26. madde uyarınca görevine son verilebilen başkanın, söz konusu şirketleri yönetme yetkisi kapsamında Yönetim Kurulundaki temsilcisini de değiştirme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Bu yetkinin meclise ait olduğunun kabulü şeklindeki yaklaşımın, meclisin bu şirketleri hem yönetip hem denetleyebileceği gibi Yasanın amaç ve sistematiğine aykırı bir sonuca yol açacağı açıktır. Belirtilen nedenlerle; belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi olduğu Yasa ile hükme bağlanan, başkana ait temsil yetkisinin meclisin kararı ile kullanabileceği yönündeki davaya konu Genelgenin hukuka aykırı olduğu ve iptali gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum. KARŞI OY : (XX)- Dosyanın incelenmesinden, ... Ticaret Sicili Memurluğu, ... Ticaret Sicili Müdürlüğü ve ... Ticaret Sicili Müdürlüğünün Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğüne gönderdikleri ve özetle; Belediyelerin iştiraki olduğu şirketlerdeki belediye tüzel kişiliğindeki temsilcilerinin değiştirilmesi yetkisinin belediyelerdeki hangi organ (belediye başkanı, belediye encümeni, belediye meclisi) tarafından yapılabileceği hususunda düşünülen tereddütün giderilmesini istemeleri üzerine Ticaret Bakanlığınca konunun doğrudan cevaplanması yerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığına intikal ettirildiği ve oradan alınan cevaba göre dava konusu Genelgenin hazırlanarak gönderildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu Genelge ile, yerel yönetimlere ait şirketlerdeki belediye temsilcisinin belediye başkanınca değil, belediye meclisince belirleneceği öngörüldüğüne göre, belediyelerin statüsünün, merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki vesayet yetkisinin kapsamının ve Ticaret Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görev ve yetkilerinin, öncelikle belirlenmesi gerekmektedir. 1-Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 123. maddesi, idarenin kuruluş ve görevleriyle bütün olduğunu belirtirken, aynı zamanda bu bütünlük içindeki yapılanmanın merkezden ve yerinden yönetim esaslarına dayanmasını öngörmektedir. Böylece Anayasa üniter devlet yapısı içinde merkezden ve yerinden yönetim esaslarına dayalı karma bir yapıyı benimsemiştir. Nitekim Anayasa'nın "1. Merkezi idare" başlıklı 126. maddesinde, "Türkiye, merkezi idare kuruluşu bakımından, coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre, illere; iller de diğer kademeli bölümlere ayırılır. İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır. Kamu hizmetlerinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak amacıyla, birden çok ili içine alan merkezi idare teşkilatı kurulabilir. Bu teşkilatın görev ve yetkileri kanunla düzenlenir." kuralına, "2. Mahalli idareler" başlıklı 127. maddesinde de "Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir. Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenir, .... Merkezi idare, mahalli idareler üzerinde, mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet yetkisine sahiptir..." düzenlemesine yer verilmiştir. Değinilen kurallara bakıldığında, "yerinden yönetim ilkesi"nin Türkiye'de anayasal temele sahip olduğunu ve bu ilkenin Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilatına egemen olan bir anayasal ilke olduğunu kabul etmek gerekmektedir. Bu bağlamda Anayasa "yerinden yönetim ilkesi"ne büyük önem vererek, onu yasa koyucuyu da bağlayan bir ilke durumuna getirmiş bulunmaktadır. Görüldüğü gibi, Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilatı önce merkezi idare (devlet) ve yerinden yönetim kuruluşları olmak üzere ikiye ayrılır. Merkezi idare de kendi içinde merkez teşkilatı ve taşra teşkilatı olmak üzere ikiye ayrılır. Merkez teşkilatında Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklar, taşra teşkilatında da iller ve ilçeler bulunmaktadır. Yerinden yönetim kuruluşları ise hizmet ve yer yönünden olmak üzere ikiye ayrılır. Hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşları; Yükseköğretim Kurulu, Üniversiteler, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu v.b. kamu kurumlarından oluşur. Yer yönünden yerinden yönetim kuruluşlarına kısaca yerel yönetimler (mahalli idareler) denir. Bunlar il özel idareleri, belediyeler ve köylerdir. Yerel yönetimler, belli bir toprak parçası üzerinde yaşayan insan topluluğunun oluşturduğu, merkezi idare karşısında belli bir özerkliğe sahip, ama onun vesayetine tabi kamu tüzel kişileridir. Bu tanımdan hareket edildiğinde bir kuruluşun "yerel yönetim" olarak nitelendirilebilmesi için onun; insan topluluğuna, toprağa, kamu tüzel kişiliğine, merkezi idare karşısında belli bir özerkliğe sahip olması ve merkezi idarenin vesayet denetimine tabi olması gerekmektedir. Yerel yönetimlerin, kendi kendilerini örgütlendirme yetkileri bulunmamaktadır. Zira yerel yönetimler, özerk bir kural koyma yetkisine de sahip değildir. Yerel yönetimler ancak kanuna dayanarak ve kanuna aykırı olmamak koşuluyla düzenleyici işlem yapabilirler. Yerel yönetimler için idarenin kanuniliği ilkesi tamamıyla geçerli olan bir ilkedir. Yerel yönetimlerin kuruluş, işleyiş ve yetkilerini belirleme yetkisi, kendilerine değil, merkezi idarenin, yani devletin bir organı olan yasama organına aittir. Bu bağlamda, Devlet de, yerel yönetimler de birer kamu tüzel kişisidir. Bu açıdan aralarında bir fark yoktur. Bilindiği gibi, kamu tüzel kişileri, kişi topluluğu şeklinde kamu tüzel kişileri ve mal topluluğu şeklinde kamu tüzel kişileri olmak üzere ikiye ayrılır. Devlet de, yerel yönetimler de kişi topluluğu şeklinde kamu tüzel kişileridir. İdare hukukunda kişi topluluğu şeklinde olan kamu tüzel kişilerine "kamu idaresi" ismi verilir. Devlet de, yerel yönetimler de birer kamu idaresidir. Dolayısıyla kamu idarelerinin ortak özelliklerini gösterirler. Yani bunlar belirli bir yerde yaşayan insan topluluğundan oluşurlar; demokrasilerde bunların karar ve yönetim organları seçimle iş başına gelir. 2- Anayasa'nın 127. maddesinin ikinci fıkrasında sözü edilen "yerinden yönetim ilkesi", aslında özerklik kurumunun anayasal bir temele oturtulması anlamındadır. Öğretide de tartışıldığı gibi, bu ilke; yerel yönetimlerin tüzel kişiliğe sahip olmaları, görevli organlarını seçme hakkının verilmesi ve bu organlara karar verme yetkisinin tanınması gibi üç ana ögeden oluşmaktadır. Anayasa'nın 127. maddesinin beşinci fıkrasının öngördüğü "idari vesayet", merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerinde yapabileceği ve kanun ile düzenlenmesi gereken bir denetim yetkisidir. Ancak bu yetki, sınırsız ve takdire bağlı olmayıp, "...mahalli hizmetlerin idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması..." amaçlarına yöneliktir. Ayrıca, idarî vesayet yetkisi, merkezden yönetimin elinde sadece salt ve biçimsel bir denetim ve otorite aracı olarak düşünülemez. İdari vesayet, merkezi yönetimin, yerel yönetimlerin icrai kararlarını onama, geri çevirme ve kimi ayrık durumlarda da değiştirerek onama yetkisidir. Bu yetki yerel yönetimlerin ve organlarının yetkisini ortadan kaldıracak, yönetim şekline müdahale edecek biçimde kullanılamaz. Anayasa, idarî vesayetin hangi amaçlarla kullanılacağını kurala bağlamakla yetinmemiş, ilke ve yöntemlerinin de kanun ile belli edilmesi şartını aramıştır. İdari vesayet, genel bir yetki değil, istisnai bir yetkidir. Merkezi idarenin bir yerel yönetim üzerinde vesayet yetkisine sahip olabilmesi için bu yetkinin kendisine kanunda ayrıca ve açıkça verilmesi gerekir. Anayasa'da merkezi idarenin yerel yönetimler üzerinde vesayet yetkisine sahip olduğunu belirten genel bir hükmün olması da durumu değiştirmez. Bu bağlamda, vesayet makamının yerel yönetimlere "emir ve talimat verme" yetkisi yoktur. Bilindiği gibi, emir ve talimat verme yetkisi, hiyerarşi yetkisi niteliğinde bir yetkidir. Merkezi idareye yerel yönetimler üzerinde emir ve talimat yetkisi tanındığında, yerel yönetimin karar alma özgürlüğü tamamıyla ortadan kalkar. 3- Hukuk devletinde idare, kuruluş ve faaliyetlerinde hukuk kurallarına tabidir ve idarenin faaliyet araçlarından biri olan hukuki işlemlerinin geçerliliği bu hukuk kurallarına uyulması şartına bağlıdır. Esasında hukuki bir tasarruf olan idari işlemin belirli bazı ögelerden oluştuğu kabul edilir ve bu ögeler bakımından idare, hukuk kurallarına uymakla yükümlüdür. Bu ögelerden biri de yetkidir. Hukukilik incelemesinde ilk incelenecek öge olan yetki, idari işlemi yapan idari makamın o işlemi yapma yeteneğinin bulunup bulunmadığına, yani o işlemi yapmaya ehil olup olmadığına veya o işlemi yapmaya hukuken görevlendirilip görevlendirilmediğine ilişkindir. Bir idari işlemin yetki yönünden hukuka uygun olabilmesi için öncelikle idarenin böyle bir işlem yapma konusunda hukuksal bir dayanağının olması gerekmektedir. Bu bağlamda, "İdare Hukuku"nda "yetki", idareye Anayasa ve kanunlarla tanınmış olan karar alma gücünü ifade etmektedir. Bu yönüyle idari işlemin en temel ögesini oluşturan "yetki", kanunla hangi makama verilmiş ise ancak onun tarafından kullanılabilir. İdare Hukukunda "yetkisizlik kural, yetkili olma istisna"dır. Bu istisna ise, yetkinin, yalnızca kanunla gösterilen hallerde ve yine kanunla gösterilen idari merciler tarafından kullanılmasıdır. Bu nedenle "yetki" kanunun açık izni olmadan da devredilemez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 24. maddesinde; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından il merkezindeki ticaret ve sanayi odaları ile ticaret odalarında faaliyet gösterecek şekilde ticaret sicili müdürlüklerinin kurulacağı, ticaret sicilinin, Bakanlığın gözetim ve denetiminde ticaret sicili müdürlükleri ve şubeleri tarafından tutulacağı, 25. maddesinde; ticaret sicilinin, ticaret sicili müdürü tarafından yönetileceği, Bakanlığın ticaret sicili müdürlüklerinin faaliyetlerini her zaman denetlemeye ve gerekli önlemleri almaya yetkili olduğu, ticaret sicili müdürlüklerinin, Bakanlıkça alınan önlemlere ve verilen talimatlara uymakla yükümlü oldukları kurala bağlandıktan sonra, 32. maddesinde; sicil müdürünün tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlü olduğu, çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususların, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil olunacağı, mahkemeye başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem yapılacağı öngörülmüştür. Aynı Kanun'un "İtiraz" başlıklı 34. maddesinde de, "(1) İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. (2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir." düzenlemesi yer almıştır. Görüldüğü üzere 6102 sayılı Kanun'da Ticaret Bakanlığına belediyelerin organlarının görev ve yetkilerinin kapsamını belirleme görevi verilmediği gibi, ticaret siciline tescilde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların idari yoldan giderileceğine ilişkin bir görev ve yetki de verilmemiştir. Aksine bu konuda ortaya çıkacak uyuşmazlıkların asliye ticaret mahkemelerince giderileceği açık bir şekilde kurala bağlanmıştır. Nitekim, Belko Ankara Kömür Asfalt Enerji İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'deki belediye temsilcisinin, Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünce dava konusu Genelge'ye dayanılarak tescil edilmemesi üzerine açılan davada, uyuşmazlık Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesince giderilmiştir. Öte yandan, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 441. maddesinde, Ticaret Bakanlığının görev ve yetkileri bentler halinde sayılmış, bu arada (n) bendinde; kooperatifler ve ticaret sicili memurlukları ile esnaf ve sanatkâr sicil kayıtlarıyla ilgili hizmetleri yürütmek ve bunları denetlemek de görev ve yetkileri arasında belirtilmiştir. 446. maddesinde de İç Ticaret Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri sayılmış ve (b) bendinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve ilgili diğer mevzuat gereğince Bakanlıkça yapılması gereken işlemleri yürütmek hükmüne yer verilmiştir. Aynı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 97. maddesinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görev ve yetkileri düzenlenmiş, (o) bendinde, mahalli idareleri ve bunların merkezi idare ile olan alaka ve münasebetlerini düzenlemenin de Bakanlığın görev ve yetkisinde olduğu öngörülmüş, 100. maddesinde de, "(1) Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır: a) Mahalli idarelerin iş ve işlemlerine dair mevzuatla verilen görev ve hizmetleri yapmak, takip etmek, sonuçlandırmak ve geliştirmek, b) Mahalli idare yatırım ve hizmetlerinin kalkınma planları ile yıllık programlara uygun şekilde yapılmasını gözetmek, c) Mahalli idarelerin geliştirilmesi amacıyla araştırmalar yapmak, istatistiki bilgileri toplamak, değerlendirmek ve yayımlamak, ç) Mahalli idareler personelinin hizmet içi eğitimini planlamak ve uygulanmasını takip etmek, d) Mahalli idarelerin teşkilat, araç ve kadro standartlarını tespit etmek, e) (Mülga: RG-15/7/2018-30479 - CK-4/799 md.) f) Bakan tarafından verilen diğer görevleri yapmak. (2) (Mülga: RG-15/7/2018-30479 - CK-4/799 md.)" hükmü yer almıştır. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin değinilen kurallarının birlikte incelenip değerlendirilmesinden; ne Ticaret Bakanlığına ne de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına belediye organlarının görev ve yetkilerinin kapsamını belirleme görevi verilmiştir. Kaldı ki, Anayasa'nın 127. maddesindeki açık hüküm karşısında da kanun dışındaki bir düzenlemeyle yerel yönetimlerin görev ve yetkilerinin belirlenmesine zaten hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu durumda, dava konusu Genelge ile, 5216 ve 5393 sayılı kanunların açık hükmüne karşın, belediyelerin organlarının görev ve yetkileri tartışılarak, hangi organın hangi görevi yapacağı konusunda düzenleme yapılmakta ve adeta bu organların, Kanunla verilen görevlerini yapmaları engellenmektedir. Bu durum, yerel yönetimlerin özerkliğine idarî vesayet yetkisinin kullanılması dışında bir müdahale olanağı tanımayan Anayasa'nın 127. maddesine açıkça aykırılık taşımaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu Genelge yetki yönünden hukuka aykırıdır. Uyuşmazlığın esasının incelenmesine gelince; 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 3. maddesinde, belediyenin organları; belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanı olarak düzenlenmiş olup; her bir organın görev ve yetkileri bu Kanunda sayma yoluyla belirtilmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi, kamu yönetiminde, yetkilerin kanundan kaynaklanması ve hangi idare tarafından kullanılacağının kanunla belirlenmesi gerektiğine ilişkin ilke uyarınca yetki kamu düzeniyle ilgilidir ve yetkisiz makamca tesis edilen işlem hukuka ağır aykırılık taşıyacaktır. Bu itibarla görev ve yetkileri 5393 sayılı Kanun ile belirlenen belediye organlarının birbiri yerine işlem tesis etmesi hukuken olanaklı değildir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 70. maddesi ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu'nun 26. maddesinde belediyelerin, kendi görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta (Türk Ticaret Kanunu) öngörülen usullere göre sermaye şirketi kurabileceği hükme bağlanmış olmasına karşın, maddede bu şirketlerde belediyenin temsiline ilişkin konulara yer verilmemiştir. Bu nedenle söz konusu şirketlere ilişkin ilgili mevzuat hükümleri ile belediyenin organlarının bu şirketlere dair yetkilerinin kapsamının belirlenmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Anonim Şirketleri düzenleyen bölümünün, "Kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulunda temsili" başlıklı 334. maddesinde, "(2) Birinci fıkrada yazılı şirketlerde pay sahibi olan kamu tüzel kişilerinin yönetim kurulundaki temsilcileri, ancak bunlar tarafından görevden alınabilir." hükmü; Limited Şirketleri düzenleyen 623. maddesinde, "Şirketin müdürlerinden biri bir tüzel kişi olduğu takdirde, bu tüzel kişi bu görevi tüzel kişi adına yerine getirecek bir gerçek kişiyi belirler" hükmü yer almakta olup; bu hükümler uyarınca belediye tüzel kişisi, Yönetim Kurulundaki gerçek kişi temsilcisini kendisi atayıp, kendisi görevden alacaktır. Yine Türk Ticaret Kanunu'nun "genel kurula katılma" başlıklı 425. maddesi uyarınca, genel kurula pay sahibinin kendisi katılabileceği gibi, pay sahibi olan veya olmayan bir kişiyi de temsilci olarak genel kurula yollayabilecektir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Meclisin görev ve yetkileri" başlıklı 18. maddesinde, "Belediye meclisinin görev ve yetkileri şunlardır: a) Stratejik plân ile yatırım ve çalışma programlarını, belediye faaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini görüşmek ve kabul etmek. b) Bütçe ve kesinhesabı kabul etmek, bütçede kurumsal kodlama yapılan birimler ile fonksiyonel sınıflandırmanın birinci düzeyleri arasında aktarma yapmak. c) Belediyenin imar plânlarını görüşmek ve onaylamak, büyükşehir ve il belediyelerinde il çevre düzeni plânını kabul etmek. (Ek cümle: 1/7/2006-5538/29 md.) Belediye sınırları il sınırı olan Büyükşehir Belediyelerinde il çevre düzeni planı ilgili Büyükşehir Belediyeleri tarafından yapılır veya yaptırılır ve doğrudan Belediye Meclisi tarafından onaylanır. d) Borçlanmaya karar vermek. e) Taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması hâlinde tahsisin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesisine karar vermek. f) Kanunlarda vergi, resim, harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesini belirlemek. g) Şartlı bağışları kabul etmek. h) Vergi, resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı beşbin YTL'den fazla dava konusu olan belediye uyuşmazlıklarını sulh ile tasfiyeye, kabul ve feragate karar vermek. i) Bütçe içi işletme ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununa tâbi ortaklıklar kurulmasına veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına karar vermek. j) Belediye adına imtiyaz verilmesine ve belediye yatırımlarının yap-işlet veya yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına; belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek. k) Meclis başkanlık divanını ve encümen üyeleri ile ihtisas komisyonları üyelerini seçmek. l) Norm kadro çerçevesinde belediyenin ve bağlı kuruluşlarının kadrolarının ihdas, iptal ve değiştirilmesine karar vermek. m) Belediye tarafından çıkarılacak yönetmelikleri kabul etmek. n) Meydan, cadde, sokak, park, tesis ve benzerlerine ad vermek; mahalle kurulması, kaldırılması, birleştirilmesi, adlarıyla sınırlarının tespiti ve değiştirilmesine karar vermek; beldeyi tanıtıcı amblem, flama ve benzerlerini kabul etmek. o) Diğer mahallî idarelerle birlik kurulmasına, kurulmuş birliklere katılmaya veya ayrılmaya karar vermek. p) Yurt içindeki ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının izniyle yurt dışındaki belediyeler ve mahallî idare birlikleriyle karşılıklı iş birliği yapılmasına; kardeş kent ilişkileri kurulmasına; ekonomik ve sosyal ilişkileri geliştirmek amacıyla kültür, sanat ve spor gibi alanlarda faaliyet ve projeler gerçekleştirilmesine; bu çerçevede arsa, bina ve benzeri tesisleri yapma, yaptırma, kiralama veya tahsis etmeye karar vermek. r) Fahri hemşehrilik payesi ve beratı vermek. s) Belediye başkanıyla encümen arasındaki anlaşmazlıkları karara bağlamak. t) Mücavir alanlara belediye hizmetlerinin götürülmesine karar vermek. u) İmar plânlarına uygun şekilde hazırlanmış belediye imar programlarını görüşerek kabul etmek." hükmüne yer verilerek, belediye meclisinin görev ve yetkileri sayma suretiyle belirtilmiş ise de, Kanunun düzenlemelerine bir bütün olarak bakıldığında kanun koyucunun 18. maddedeki düzenlemeyle yetinmediği, ayrıca hangi konularda belediye meclisinin veya belediye encümeninin karar alma yetkisi olduğunun diğer maddelerde de, yeri geldikçe kurala bağlandığı görülmektedir. Örneğin Kanun'un 6. maddesinde belediye sınırlarının, belediye meclisinin kararı ve kaymakamın görüşü üzerine valinin onayı ile kesinleşeceği (idari vesayet yetkisine bir örnek),10. maddesinde bir beldenin adının, belediye meclisi üye tam sayısının en az dörtte üç çoğunluğunun kararı ve valinin görüşü üzerine İçişleri Bakanlığının onayı ile değiştirileceği (yine idari vesayet yetkisine bir örnek), 14. maddesinde, belediyenin yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan öğrencilere, sporculara, teknik yöneticilere ve antrenörlere belediye meclisi kararıyla ödül verebileceği, 41. maddesinde stratejik plânın, varsa üniversiteler ve meslek odaları ile konuyla ilgili sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınarak hazırlanacağı ve belediye meclisi tarafından kabul edildikten sonra yürürlüğe gireceği, 49. maddesinde belediyenin ve bağlı kuruluşlarının norm kadrolarının (belli ilkeler çerçevesinde) belediye meclisi kararıyla belirleneceği, 62. maddesinde bütçenin meclis tarafından kabul edileceği, 64. maddesinde kesin hesabın meclis tarafından karara bağlanacağı, 75. maddede belirtilen tüm hususlarda meclis kararının gerekeceği öngörülmüştür. Dolayısıyla, Belediye Meclisinin görev ve yetkilerini düzenleyen 18. madde dışında da kanun koyucu tarafından, belediye meclisinin kararını/onayını gerektiren tüm durumlar açık bir şekilde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 37. maddesinde, "Belediye başkanı, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Belediye başkanı, ilgili kanunda gösterilen esas ve usûllere göre seçilir" hükmüne yer verilmiştir. Öte yandan, "Belediye başkanının görev ve yetkileri" başlıklı 38. maddesinde, "Belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır: (a) Belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, belediyenin hak ve menfaatlerini korumak. b) Belediyeyi stratejik plâna uygun olarak yönetmek, belediye idaresinin kurumsal stratejilerini oluşturmak, bu stratejilere uygun olarak bütçeyi, belediye faaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini hazırlamak ve uygulamak, izlemek ve değerlendirmek, bunlarla ilgili raporları meclise sunmak. c) Belediyeyi Devlet dairelerinde ve törenlerde, davacı veya davalı olarak da yargı yerlerinde temsil etmek veya vekil tayin etmek. d) Meclise ve encümene başkanlık etmek. e) Belediyenin taşınır ve taşınmaz mallarını idare etmek. f) Belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmek. g) Yetkili organların kararını almak şartıyla sözleşme yapmak. h) Meclis ve encümen kararlarını uygulamak. i) Bütçeyi uygulamak, bütçede meclis ve encümenin yetkisi dışındaki aktarmalara onay vermek. j) Belediye personelini atamak. k) Belediye ve bağlı kuruluşları ile işletmelerini denetlemek. l) Şartsız bağışları kabul etmek. m) Belde halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak. n) Bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak, engellilere yönelik hizmetleri yürütmek ve engelliler merkezini oluşturmak. o) Temsil ve ağırlama giderleri için ayrılan ödeneği kullanmak..." hükmüne yer verildikten sonra, (p) bendinde; "Kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak" denilmek suretiyle, Kanunda belediye meclisince veya belediye encümenince karar alınacağı belirtilmeyen her konunun belediye başkanının görev ve yetkisinde olduğu özellikle vurgulanmıştır. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 17. maddesinde; "Büyükşehir belediye başkanı, büyükşehir belediye idaresinin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Büyükşehir belediye başkanı, ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre büyükşehir belediyesi sınırları içindeki seçmenler tarafından doğrudan seçilir" hükmü, 18. maddesinde; "Büyükşehir belediye başkanının görev ve yetkileri şunlardır: a) Belediye teşkilatının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek, beldenin ve belediyenin hak ve menfaatlerini korumak. b) Belediyeyi stratejik plâna uygun olarak yönetmek, belediye idaresinin kurumsal stratejilerini oluşturmak, bu stratejilere uygun olarak bütçeyi hazırlamak ve uygulamak, belediye faaliyetlerinin ve personelinin performans ölçütlerini belirlemek, izlemek ve değerlendirmek, bunlarla ilgili raporları meclise sunmak. c) Büyükşehir belediye meclisi ve encümenine başkanlık etmek, bu organların kararlarını uygulamak. d) Bu Kanunla büyükşehir belediyesine verilen görev ve hizmetlerin etkin ve verimli bir şekilde uygulanabilmesi için gerekli önlemleri almak. e) Büyükşehir belediyesinin ve bağlı kuruluşları ile işletmelerinin etkin ve verimli yönetilmesini sağlamak, büyükşehir belediyesi ve bağlı kuruluşları ile işletmelerinin bütçe tasarılarını, bütçe üzerindeki değişiklik önerilerini ve bütçe kesin hesap cetvellerini hazırlamak. f) Büyükşehir belediyesinin hak ve menfaatlerini izlemek, alacak ve gelirlerinin tahsilini sağlamak. g) Yetkili organların kararını almak şartıyla, büyükşehir belediyesi adına sözleşme yapmak, karşılıksız bağışları kabul etmek ve gerekli tasarruflarda bulunmak. h) Mahkemelerde davacı veya davalı sıfatıyla ve resmî mercilerde büyükşehir belediyesini temsil etmek, belediye ve bağlı kuruluş avukatlarına veya özel avukatlara temsil ettirmek. i) Belediye personelini atamak, belediye ve bağlı kuruluşlarını denetlemek. j) Gerektiğinde bizzat nikâh kıymak. k) Diğer kanunların belediye başkanlarına verdiği görev ve yetkilerden büyükşehir belediyesi görevlerine ilişkin olan hizmetleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak. l) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 25/1/2007 tarihli ve E.: 2004/79, K.: 2007/6 sayılı Kararı ile.) m) Bütçede yoksul ve muhtaçlar için ayrılan ödeneği kullanmak, engellilerle ilgili faaliyetlere destek olmak üzere engelli merkezleri oluşturmak." hükmü yer almıştır. Ayrıca, 5216 sayılı Kanun'un 28. maddesinde, 5393 sayılı Kanun ve ilgili diğer kanunların 5216 sayılı Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin büyükşehir belediyeleri hakkında da uygulanacağı kurala bağlanmıştır. Öte yandan, 5393 sayılı Kanun'un "Faaliyet raporu" başlıklı 56. maddesinde, belediye başkanının, belediye, bağlı kuruluş ve işletmeler ile belediye ortaklıklarına ilişkin bilgi ve değerlendirmesi içeren faaliyet raporunu hazırlayacağı, 26. maddesinde ise başkanca hazırlanan faaliyet raporunun meclis tarafından yetersiz bulunması halinde başkanın başkanlığının düşürülebileceği düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre; tüzel kişi pay sahibi, kendisini genel kurulda temsilcisi vasıtasıyla temsil ettirecek; şirketteki (yönetim kurulundaki) temsilcisini de yine kendisi atayıp, kendisi görevden alacaktır. Bu durum temsil yetkisine; pay sahibi belediyeyi kimin temsil ettiğine ilişkindir. Bu itibarla, pay sahibi belediye tüzel kişisi de belediyenin temsilcisi olan başkan tarafından ya da başkanın yetkilendirdiği kişi tarafından şirkette temsil edilecektir. Şirketteki temsilcinin belediye tüzel kişiliği temsilcisinden ayrı bir kişi olduğunu söylemek, kanunla belediyeye temsilci kılınan kişinin başkan olması karşısında imkansız olup, bunun için yasal bir dayanak bulunması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen belediye mevzuatı uyarınca, belediyelerin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisi belediye başkanıdır ve başkan dilerse bu yetkisini üst düzey görevlilere devredebilir. Başkana tanınan açık temsil yetkisinin, belediyenin diğer organları tarafından sınırlanmasına olanak bulunmadığı gibi, bu yetki başka bir belediye organı tarafından da kullanılamaz. Aksi yaklaşımın, yürütme organının yetkisinin gaspı niteliğini taşıyacağı açık olup, Kanundan doğmayan bir yetkinin kullanılması sonucunu doğuracaktır. Meclisin karar organı olarak, temsile yetkili olan kişiyi de belirleme konusunda yetkili olduğu yönündeki kabul Kanunla başkana tanınan temsil yetkisinin yok sayılması sonucunu doğurur ki; bu halde başkana ait tüm yetkiler konusunda meclisçe karar alınması gibi Kanuna aykırı bir durum ortaya çıkar. Bu durumda, belediyenin organlarının yetkilerini ve sınırlarını açıkça ve sayma yoluyla belirleyen belediye kanunlarında; meclisin, şirket kurmak yetkisi açıkça hükme bağlanmış olmasına karşın, meclisin yetkileri arasına belediye iştiraki olarak kurulan şirketin yönetim ve genel kurulunda belediye tüzel kişiliğini temsil edecek gerçek kişiyi belirlemek gibi bir yetkiye yer verilmediği; bu hususta kanun koyucunun belediyenin temsilcisi olarak başkana görev ve yetki vermesi sebebiyle esasen meclise bu yetkinin kanun koyucu tarafından bilinçli olarak verilmediğinin anlaşıldığı, böyle bir yetkinin idari tasarruflarla tanınmasının, kanunla tanınan başkanın temsil yetkisine ters düşeceği görülmekle Genelgenin başkanın yetkilerini yok sayan düzenlemeleri içerdiği anlaşıldığından üst hukuk normu niteliğindeki belediye kanunlarına aykırı olduğu açıktır. Öte yandan, belediye başkanına tanınan yetkiler arasında belediye teşkilatı ve bağlı kuruluş yanında işletmeleri de yönetmek ve denetlemek yetkisinin (5216, 18 (e) ve 5393, 38 (k)) bulunduğu anlaşıldığından, belediye işletmesi olduğu tartışmasız olan şirketleri yönetme ve denetleme yetkisi başkana ait olacaktır. Kaldı ki, bu şirketlere ilişkin faaliyetler konusunda 5393 sayılı Kanunun 56. maddesi uyarınca faaliyet raporu hazırlayıp, meclisin denetimine sunan ve yetersiz bulunması halinde meclisçe 26. madde uyarınca görevine son verilebilen başkanın, söz konusu şirketleri yönetme yetkisi kapsamında Yönetim Kurulundaki temsilcisini de değiştirme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Bu yetkinin meclise ait olduğunun kabulü şeklindeki yaklaşımın, meclisin bu şirketleri hem yönetip hem denetleyebileceği gibi Kanunun amaç ve sistematiğine aykırı bir sonuca yol açacağı açıktır. Nitekim, yukarıda da belirtildiği gibi, Belko Ankara Kömür Asfalt Enerji İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'deki belediye temsilcisinin Belediye Başkanınca belirlenmesine karşın Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünce, anılan Genelge'den bahisle tescil işleminin yapılmaması üzerine açılan davada, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/06/2019 tarih ve E:2019/269, K:2019/499 sayılı kararıyla; "...Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde öncelikle şirkete müdürler kurulu başkanı atama yetkisinin belediyenin hangi organı tarafından yerine getirilebileceğinin saptanması gerekmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki, belediye organlarının görevleri 5393 sayılı Belediye Kanunu'nda sayma yoluyla gösterilmiştir. Buna göre 33. maddede oluşumu belirtilen belediye encümenin görevleri 34. maddede açık bir biçimde sayılmış olup, bu görevler arasında şirket müdürünü atama bulunmadığı görülmektedir. Yine aynı yasanını 17. maddesinde oluşumu belirlenen belediye meclisinin görevleri 18. maddede açık bir biçimde gösterilmiş olmakla bu görevler içerisinde şirket müdürü atama yetkisi bulunmadığı görülmektedir. Ancak, 18. maddenin (i) bendinde 'Bütçe işi işletme ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununa tabi ortaklıklar kurulmasına veya bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına karar vermek.' (j) bendinde ise 'Belediye adına imtiyaz verilmesine ve belediye yatırımlarının yap-işlet veya yap-işlet-devret modeli ile yapılmasına; belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine karar vermek.' hükümleri düzenlenmiştir. Bu bent hükümlerinden de şirket müdürü atama yetkisinin belediyenin bu organının yükümlülüğünde bulunmadığı açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Belediyenin diğer organı belediye başkanının yükümlülükleri aynı yasanın 38. maddesinin (a-o) bentleri arasında belirtilmiş olup, (p) bendinde 'Kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararının gerektirmeyen görevler yapmak ve yetkileri kullanmak.' hükmü düzenlenmiştir. Bu madde düzenlemesinde de belediye başkanına açık bir yetki yüklenmemiştir. Ancak, gerek kanunun genel ve gerekse madde gerekçesinden böyle bir yetkisinin bulunmadığı anlaşılmamaktadır. Dolayısıyla, belediye encümeni ve meclisine yüklenmeyen bir görevin 38/p madde içeriğinden belediye başkanının yükümlülüğünde olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davalının işlemi ret gerekçesi yerinde değildir. Bundan ayrı, normlar hiyerarşisi ilkesi uyarınca anayasa, kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge ve diğer alt düzenleyici işlemler dikkate alınması gerekir. Uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken yasa maddeleri yukarıda açıklanmış olup, yasa hükümlerinin bulunmaması halinde alt normların sırasıyla uygulama alanı tartışılabilir. Başka bir ifadeyle, yasal bir düzenleme genelge ile ortadan kaldırılamayacağından, ticaret sicil müdürlüğü bakanlık genelgesinden önce kanun hükümler ile bağlıdır..." gerekçesiyle davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünün tescil ret işleminin iptaline, temsilci değişikliğinin tesciline ve tescilin Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilanına karar verilmek suretiyle uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un yukarıda metnine yer verilen hükümlerine uygun olarak giderilmiştir. Sonuç olarak; 5393 sayılı Kanun'da belediye meclisinin görev ve yetkilerinin sayma suretiyle belirtilmiş olması ve bunlar arasında belediye şirketlerine belediye temsilcisini görevlendirme görev ve yetkisinin bulunmaması, aynı Kanun'un 38. maddesinin (p) bendinde ise açıkça, kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmanın ve yetkileri kullanmanın belediye başkanının görev ve yetkisinde olduğunun öngörülmesi karşısında, dava konusu Genelge'de esas yönünden de hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu düzenleyici işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.