T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 19/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/11/2025 (Ara Karar) NUMARASI : ... Esas Asıl Dava Dosyası : DAVACILAR : 1-...-T.C. Kimlik no: ... ... 2-...-T.C. Kimlik no: ...-... VEKİLİ : Av. .…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 19/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/11/2025 (Ara Karar) NUMARASI : ... Esas Asıl Dava Dosyası : DAVACILAR : 1-...-T.C. Kimlik no: ... ... 2-...-T.C. Kimlik no: ...-... VEKİLİ : Av. ...-... DAVALI : ...-T.C. Kimlik no:...-... VEKİLİ : Av. ...-... DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) Birleşen ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar Sayılı Dosyası: DAVACILAR : 1-...-T.C. Kimlik no: ... ... 2-...-T.C. Kimlik no: ...-... VEKİLİ : Av. ...-... DAVALI : ...-T.C. Kimlik no:...-... VEKİLİ : Av. ...-... DAVANIN KONUSU : Tespit G.KARAR YAZIM TARİHİ : 20/02/2026 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl Dava Dosyasında: Davacılar vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ... ve ... aleyhine ... İcra Dairesi’nin...Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi (10 örnek) başlatıldığını, takibe dayanak gösterilen, düzenleme tarihi 15/05/2022, vade tarihi 20/06/2023 olan 517.000,00-TL bedelli senedin imza kısmına, müvekkilleri ...’ün ve ...'ün imzası taklit edilmek suretiyle imza atıldığını, söz konusu bu senette borçlu kısmında müvekkilleri ...’ün ve ...'ün adının yazdığını ancak bulunan imzalar ve yazının müvekkillerine ait olmadığını, müvekkillerinin bilgisi olmadan müvekkilinin kimlik, adres bilgileri kullanılarak ve müvekkilinin imzası taklit edilerek icra takibine konu iş bu senedin tanzim edildiğini, ancak müvekkilleri ...’ün ve ...'ün böyle bir senet ile hiçbir ilgisi bulunmadığını ve ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası kapsamında kendisine ödeme emri gönderilmesiyle böyle bir senedin varlığından haberdar olduğunu, müvekkilinin söz konusu uyuşmazlığa konu senet ile ilgili olarak, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde alacak talebinde bulunulması üzerine, hak ve menfaatlerini korumak amacıyla ... Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu ve...CBS soruşturma no’lu soruşturma dosyası açıldığını belirterek, öncelikle teminatsız olarak bu mümkün değil ise uygun görülecek bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasının durdurulmasını, davacıların ... İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyasından ve takibe konu edilen senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile davalı taraf aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen ... ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ...Karar Sayılı Dosyası: Davacılar vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ... ve ... aleyhine ... İcra Dairesi’nin ...Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi (10 örnek) başlatıldığını, takibe dayanak gösterilen, düzenleme tarihi 15/05/2022, vade tarihi 20/06/2023 olan 517.000,00-TL bedelli senedin imza kısmına, müvekkilleri ...’ün ve ...'ün imzası taklit edilmek suretiyle imza atıldığını, söz konusu bu senette borçlu kısmında müvekkilleri ...’ün ve ...'ün adının yazdığını ancak bulunan imzalar ve yazının müvekkillerine ait olmadığını, müvekkillerinin bilgisi olmadan müvekkilinin kimlik, adres bilgileri kullanılarak ve müvekkilinin imzası taklit edilerek icra takibine konu iş bu senedin tanzim edildiğini, ancak müvekkilleri ...’ün ve ...'ün böyle bir senet ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin söz konusu uyuşmazlığa konu senet ile ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu ve ... CBS soruşturma no’lu soruşturma dosyası açıldığını belirterek, 15/05/2022 düzenleme tarihli, 20/06/2023 vadeli, 20/06/2023 ödeme tarihli, 517.000,00 TL bedelli adi senedin 6100 Sayılı HMK 209/1 maddesi kapsamında sahte olduğunun tespitine, dava sonuçlanıncaya kadar ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin HMK 389 mad. Gereği tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ... ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı 16/10/2025 tarihli kararı ile, her iki dosya arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu gerekçesiyle dosyanın ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi 15/08/2025 tarihli ara kararında; ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...dosyası kapsamında alınmış kriminal raporda dava konusu senet üzerinde tahrifat bulunduğunun belirtildiği, senet üzerinde tahrifat yapıldığı hususu yaklaşık olarak ispat edildiğinden mevcut dosya kapsamı itibariyle ileride telafisi güç zararların doğabileceği de değerlendirildiği gerekçesiyle, davacının tedbir talebinin kabulü ile dava konusu olan 517.000,00 olan bedelli senedin % 15'i oranında (77.550,00-TL) teminat mahkeme veznesine yatırıldığında ya da kesin teminat mektubu sunulduğunda, ... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasında icra takibinin durdurulması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine, teminat yatırıldığında gereği için ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. Davalı ... vekili cevap-itiraz dilekçesinde, davacılar tarafından takip konusu senet dolayısıyla borçlu olmadıkları iddiası ile borca itiraz davası açıldığını ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile görülen dava sonucunda mahkemece borca itiraz talebinin reddine karar verildiğini, işbu dosya kapsamında davacılar tarafından işbu senedin kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla "teminat senedi olarak verildiğini, bu senedi davacıların adlarını yazarak imzaladıkları" iddia edilmiş olup kesinlikle imzaya itiraz edilmediğini, nitekim ... İcra Hukuk Mahkemesi'nce de bu hususun gerekçeli kararda açıkça ifade edilerek "Davacıların itiraz sebebi, senedin boş olarak imzalandığı ve takip alacaklısı tarafından sonradan doldurulduğudur. Davacılar, takip konusu senetteki imzalarına itiraz etmemişlerdir." şeklinde değerlendirme yapıldığını, davacılar tarafından açılan ve ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile görülen dosyada davacılar tarafından ilgili icra takip dosyasında yer alan senetteki imzaların kendilerine ait olduğunun kabul beyanı ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında sundukları dava dilekçesinin F kısmı 12. Paragrafında "Müvekkilin, senette yalnızca boş bir evrağı imzaladığı ve senet metninin diğer kısımlarının, dolayısıyla borcun kaynağını, miktarını, vadesini ve diğer temel unsurları içeren bölümlerinin müvekkil tarafından ne bilindiği ne de onaylandığı anlaşılmaktadır." demek suretiyle aslında işbu senette yer alan imzaların davacılara ait olduğunu kabul ettiğini, bu haliyle ilgili imzaya itirazların yersiz olup mahkemece reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaate ise de, davacıların imza itirazlarının giderilebilmesi adına öncelikle davacılara ait imza bulunan belgelerin asıllarının mahkemeye getirtilmesini ve dosyanın Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi'ne tevdii ile davacıların imzasının dosya kapsamına alınan ıslak imzalı belgeler ve diğer davacılara ait imza örnekleri incelenerek davacıların el ürünü olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiklerini, davacıların borçlarını ödememek ve müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek süreci sürüncemede bırakmak adına birçok hukuki yola başvurduğunu ilgili ceza dosyasının da bu yollardan sadece birisi olduğunu, ilgili ceza dosyası kapsamında aldırılan Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürlüğü tarafından hazırlanan uzmanlık raporu incelendiği taktirde görüleceği üzere davacı tarafın iddia ettiği hiçbir hususun ilgili raporda yazmadığını, ilgili raporda sadece senedin rakamla yazılı bedel hanesinde bulunan #517.000# olarak okunan bedelin birler basamağında bulunan 0 rakamının satır hizası ve konum olarak farklılıklar gösterdiği ancak bu durumun tahrifat amacıyla mı sehven yapılan bir işlemin düzeltmesi mi olduğunun tespitinin mümkün olmadığını, bunun haricinde senedin diğer el yazıları üzerinde tahrifat yapıldığını gösteren bulgu olmadığının ifade edildiğini, 6102 sayılı TTK'nun 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 676/1. maddesine göre; senet bedeli hem yazı hem de rakamla gösterilir ve iki bedel arasında fark bulunursa yazı ile gösterilen bedele itibar olunacağını, senet incelendiği taktirde görüleceği üzere senedin rakamla yazılı bedel hanesinde bulunan #517.000# olarak okunan bedelde yer alan noktanın konumu, yazılı bedel hanesinde açıkça "beşyüz onyedi bin" olarak okunan el yazısı ve 517,00-TL için kambiyo senedinin düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olması bir bütün halinde incelendiği taktirde görüleceği üzere bu durumun sehven yapılan bir işlemin düzeltilmesi olduğunun açıkça ortada olduğunu, bu husus dışında ilgili uzman raporunda kesinlikle davacıların iddia ettiği şekilde bir şey yazmadığını, her ne kadar davacı tarafın senedin kambiyo senedi vasfında olmadığını iddia etmişse de, bu hususun da doğru olmadığını, ayrıca işbu senedin taraflarca anlaşmaya uygun bir şekilde davacıların bilgisi dahilinde doldurulduğunu, ayrıca kriminal raporunda da bu şekilde bir bilgi bulgu olmayıp davacı tarafın bunu raporun hangi kısmından çıkardığının taraflarınca anlaşılamadığını, yine bilindiği üzere takip dayanağı bononun düzenlenme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nin 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesinin mümkün olduğunu, bu durumda borçlunun, bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu yönündeki iddiasını yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini, ancak davacı tarafça bu şekilde yazılı bir belge sunulmadığını, soyut bir şekilde söz konusu senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun beyan edildiğini, bu haliyle senedin sebepten mücerret olduğu hususu da göz önüne alındığı taktirde ispat yükü kendisinde olan davacıların bu durumu ispatlayamadığını, davacı tarafın işbu davayı açmakta kötü niyetli olduğunu ve müvekkilinin hakkı olan alacağını almasını engellemek istediğini, ayrıca ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyası kapsamında davacı tarafın senette yer alan imzanın kendilerine ait olduğunu kabul ettiğini, nitekim ... İcra Hukuk Mahkemesi'nce de bu hususun gerekçeli kararda açıkça ifade edilerek "Davacıların itiraz sebebi, senedin boş olarak imzalandığı ve takip alacaklısı tarafından sonradan doldurulduğudur. Davacılar, takip konusu senetteki imzalarına itiraz etmemişlerdir." şeklinde değerlendirme yapıldığını, yine sunulan bilirkişi raporunda senette tahrifat yapılmadığının da açıkça ifade edildiğini, ayrıca davacıların senedin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu veya borçlu olmadıklarına ilişkin hiçbir yazılı belge sunmadıklarını, her ne kadar mahkemece "... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... dosyası kapsamında alınmış kriminal raporda dava konusu senet üzerinde tahrifat bulunduğu belirtilmiş olup, senet üzerinde tahrifat yapıldığı hususu yaklaşık olarak ispat edildiğinden mevcut dosya kapsamı itibariyle ileride telafisi güç zararların doğabileceği de değerlendirilerek HMK 209/1 maddesi doğrultusunda, HMK 389'uncu maddesi uyarınca icra takibinin durdurulması dair" karar verilmişse de, mahkemece kriminal raporun tam olarak hangi kısmında dava konusu senet üzerinde tahrifat bulunduğu kısmının okunduğunun taraflarınca anlaşılamadığını, aynı raporun taraflarınca da okunduğunu ancak bu şekilde herhangi bir kısımda senette tahrifat yapılmıştır şeklinde bir kısım görülemediğini, mahkemece ilgili kararda ... Bölge Adliye Mahkemesi'nin ...esas,... Karar sayılı kararına atıf yapılmışsa da, somut olayla o kararın ne tür bir ilgisi bulunmaktadır bu durumun da taraflarınca anlaşılamadığını, yine davacılar tarafından sunulan "en güncel" İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı kararında da mevcut iki adet ATK raporunda takip konusu bonoda davacı borçluya atfen atılan borçlu imzasının davacının mevcut imzalarından faydalanılarak oluşturulduğu tespit edilmiş olmasına istinaden ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğinin ifade edildiğini, ancak somut olayda ne kesinleşen bir mahkeme hükmü ne de senette tahrifat yapıldığına ilişkin bir rapor bulunmadığını, bu haliyle HMK 389 maddesi kapsamında belgenin sahteliği konusunda yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığını, somut olayda senetten tahrifat yapıldığına ilişkin hiçbir bilgi belge rapor bulgu karar bulunmadığını, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu belirterek, tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; mahkemece verilen 15/08/2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının itirazen kaldırılmasına, davacı tarafın usul ve yasaya aykırı davasının reddine ve işbu davanın hukuki ve fiili bağlantı sebebiyle .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi 17/11/2025 tarihli ara kararında, Soruşturma aşamasında alınan Aydın Jandarma Kriminal Laboratuvar Müdürlüğü'nün 21/02/2025 tarihli raporunda senedin rakamla yazılı bedel hanesinde bulunan birler basamağındaki "0" rakamının aynı hanedeki diğer rakamlardan mürekkep, satır hizası ve konumu yönünden farklılıklar göstermesine rağmen söz konusu farklılığın tahrifat amacıyla mı yoksa sehven yapılan bir işlemin düzeltilmesi amacıyla yapıldığı hususunda müspet ya da menfi bir tespitte bulunulmadığı, senedin metin bölümünde ise de tahrifat yapıldığını gösteren herhangi bir bulguya rastlanılmadığının belirtildiğinin görüldüğünü, müşteki vekili tarafından ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 04/07/2025 tarihli ve ... Soruşturma, ... Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararına itiraz edildiğini, .. Sulh Ceza Hakimliği'nin...D.iş sayılı kararı ile Cumhuriyet Başsavcılığının kararında belirtilen gerekçeler de yerinde görülerek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara karşı itirazın reddine karar verildiğini, müşteki vekilli tarafından Sulh Ceza Hakimliğinin kararına karşı kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulduğunu, Cumhuriyet Savcılığı tarafından 10/10/2025 tarihinde kanun yararına bozma talebine ilişkin kanun yararına gidilmemesi yönünde görüş bildirdiği, olağanüstü kanun yolu başvurusunun henüz neticelenmediğini, borçlunun sahtelik nedenine dayalı olarak açtığı menfi tespit davasının, İİK'nın 72. maddesi kapsamında bir dava olup, anılan maddedeki usule göre mahkemeden alınacak ihtiyati tedbir kararı ile icra takibi durdurulabileceğini, sahtelik nedeniyle açılan menfi tespit davasının, Cumhuriyet Savcılığına aynı nedenle yapılan şikayet ve ceza mahkemesinde açılan davada kendiliğinden icra takibini durdurmayacağını ve bekletici mesele yapılamayacağını, ancak sahteciliğin soyut bir iddia olmaktan çıkarak somut delillere ulaşıldığı durumlarda HMK'nın 389, 209/1. ve 72/2. maddeleri birlikte değerlendirilerek takibin tedbiren durdurulmasının mümkün olduğunu, bu halde somut olayın özelliğine göre davacının sahtelik iddiasının dosyada mevcut deliller ışığında bu aşamada yaklaşık ispata yarar delil sunmadığı, yaklaşık ispat koşulları bulunmadığından icra takibinin durdurulmasına ilişkin ara karara yapılan itirazların yerinde olduğu gerekçesiyle, mahkemenin 15/08/2025 tarihli kararı ile verilen “davacının tedbir talebinin kabulü ile dava konusu olan 517.000,00 olan bedelli senedin % 15'i oranında (77.550,00-TL) teminat mahkememiz veznesine yatırıldığında ya da kesin teminat mektubu sunulduğunda, ... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasında icra takibinin durdurulması hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesine” dair ihtiyati tedbir kararına davalı ... vekili tarafından yapılan itirazın kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davacı vekilinin ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında icra takibinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; somut olayda ilk derece mahkemesinin, ihtiyati tedbir müessesesinin koruyucu ve önleyici niteliğini, HMK’nın açık hükümlerini ve yerleşik içtihatları göz ardı ederek; ihtiyati tedbirin kaldırılmasını, hukuken geçerli ve somut gerekçelere dayandırmaksızın tesis ettiğini; bu suretle yalnızca taraf menfaat dengesini değil, yargılamanın adil ve etkili biçimde yürütülmesini de fiilen imkânsız hâle getirdiğini, özellikle mahkemenin daha önce bizzat kendisi tarafından verilmiş ve uygulanmış bir ihtiyati tedbir kararını, aynı dosya kapsamı, aynı deliller ve aynı maddi vakıalar mevcutken, hukuki dayanaklarıyla birlikte fiilen hükümsüz kıldığını, ihtiyati tedbirin davanın esası hakkında hüküm kuruluncaya kadar, mevcut durumun korunmasını ve hakkın ileride elde edilmesini anlamsız kılacak zararların önlenmesini amaçladığını, mahkemece verilen ara kararın ise, tam tersine, devam eden icra takibi yoluyla müvekkillerin malvarlığı üzerinde geri dönüşü mümkün olmayan sonuçlar doğmasına zemin hazırlamakta, dava sonunda verilecek muhtemel bir kabul kararını dahi etkisiz kıldığını, bu yönüyle bakıldığında istinafa konu ara kararın; yalnızca davacı taraf aleyhine değil, yargılamanın amacına, usul ekonomisine ve adil yargılanma hakkına da doğrudan zarar veren bir mahiyet arz ettiğini, sonuç olarak, işbu istinaf başvurusunun ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin ara kararın, hukuki dayanaklardan yoksun, usul ve yasaya açıkça aykırı olması nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesi denetimine sunulmasını zorunlu kıldığını, ilk derece mahkemesince tesis edilen bu ara kararın, hukuk düzeninde korunabilir bir yönü bulunmadığı gibi, düzeltilmemesi hâlinde telafisi imkânsız hak kayıplarına yol açacağını, dosyaların birleştirilmesi suretiyle daha önce verilmiş ve uygulanmış ihtiyati tedbirin fiilen ortadan kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararındaki en ağır hukuka aykırılığın, dosyaların birleştirilmesi olgusuna, ihtiyati tedbir bakımından maddi sonuç doğurur nitelik atfetmiş olması olduğunu, oysa dosya birleştirilmesinin, HMK m.166 ve devamı hükümleri uyarınca tamamen usuli bir işlem olup; tarafların maddi ve usuli kazanılmış haklarını ortadan kaldıracağını, daha önce tesis edilmiş ve uygulanmış ara kararları hükümsüz kılacak bir etki doğurmasının hukuk düzeninde mümkün olmadığını, somut olayda HMK m.209 kapsamında açılan sahteliğin tespiti davasında, mahkemece yapılan ilk değerlendirmede yaklaşık ispat koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek, icra takibinin tedbiren durdurulmasına karar verildiğini davacı tarafça öngörülen teminatın yatırıldığını ve ihtiyati tedbir kararının fiilen uygulanmaya başlandığını, bu aşamadan sonra söz konusu ihtiyati tedbirin, davacı taraf lehine kazanılmış usuli hak niteliği kazandığını, ne var ki mahkemenin daha sonra dosyaları birleştirdiğini birleşme kararını, hukuken hiçbir dayanağı bulunmamasına rağmen, daha önce verilmiş ve uygulanmış ihtiyati tedbiri yeniden tartışmanın ve kaldırmanın gerekçesi hâline getirdiğini, bu yaklaşımın usul hukukunun temel prensipleriyle açıkça çeliştiğini, zira birleştirme kararının yargılamanın birlikte yürütülmesini sağlamaktan ibaret olup, önceden verilmiş ara kararların hukuki varlığını ve bağlayıcılığını ortadan kaldırmayacağını, kaldı ki dosyaların birleştirilmesi sonrasında; ihtiyati tedbirin verildiği tarihten sonra ortaya çıkan hiçbir yeni olgu, hiçbir yeni delil ve tedbir şartlarını ortadan kaldıracak nitelikte hiçbir gelişme bulunmadığını, tedbirin dayandığı maddi vakıaların aynen devam ettiği gibi, davanın konusu, tarafları ve hukuki niteliğinin de değişmediğini, buna rağmen mahkemenin salt birleşme olgusuna dayanarak, tedbirin artık sürdürülemeyeceği yönünde hukuka aykırı bir sonuca vardığını, bu noktada özellikle bir mahkemenin, kendi önceki ara kararını, hiçbir objektif ve somut gerekçe göstermeksizin, dolaylı şekilde ortadan kaldırmasının hukuki güvenlik ilkesinin açık ihlali olduğunu, tarafların mahkemece verilen kararlara güvenerek hukuki pozisyon aldıklarını, davacı tarafın da bu güven kapsamında teminat yatırdığını, icra tehdidinden korunduğunu ve yargılamayı bu hukuki zemin üzerinde sürdürdüğünü, sonradan yapılan birleşme işlemi gerekçe gösterilerek bu zeminin aniden ortadan kaldırılmasının, hukukun öngörülebilirliği ilkesini tamamen işlevsiz hâle getirdiğini, dosyaların birleştirilmesi suretiyle, birleşmeden önce HMK m.209 davasında verilmiş ve uygulanmış ihtiyati tedbirin fiilen ortadan kaldırılmasının; açık bir usul hatası, kazanılmış hakkın ihlali ve hukuki güvenlik ilkesinin ağır biçimde zedelenmesi niteliğinde olduğunu, bu yönüyle istinafa konu ara kararın, salt bu gerekçe ile dahi kaldırılmasının zorunlu olduğunu, HMK M.209’un yanlış, daraltıcı ve sistematiğe aykırı yorumlanması nedeniyle ihtiyati tedbirin kaldırılmasının hukuken mümkün olmadığını, istinafa konu ara kararın hukuki dayanağını oluşturan temel gerekçenin, ilk derece mahkemesinin HMK m.209 hükmünü hatalı, daraltıcı ve hukuk sistematiğinden kopuk biçimde yorumlamasından ibaret olduğunu, mahkemenin HMK m.209’un yalnızca “yargılamada delil olarak kullanılma” meselesine ilişkin olduğunu, icra takibine etkisinin bulunmadığını ileri sürerek, bu hatalı kabul üzerinden ihtiyati tedbiri kaldırdığını, oysa bu yorumun hem kanun koyucunun amacına, hem usul hukukunun bütünlüğüne, hem de yerleşik yüksek yargı içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, HMK m.209, tek başına ve soyut biçimde ele alınabilecek bir hüküm olmadığını, bu maddenin HMK’nın ispat hukuku ve ihtiyati tedbir sistematiği içerisinde, özellikle HMK m.389 ve devamı hükümleri ile birlikte değerlendirilmek zorunda olduğunu, ilk derece mahkemesinin yaptığı gibi, HMK m.209’u bağlamından kopararak, “icraya etkisi yoktur” şeklinde mutlak ve kategorik bir sonuca ulaşmak, hukuki yorum değil, normun işlevsizleştirilmesi olduğunu, HMK m.209’un temel amacının; adi bir senetteki yazı veya imzanın inkâr edilmesi hâlinde, bu senedin hukuki sonuç doğurmasının geçici olarak askıya alınmasını sağlamak olduğunu, zira sahtelik iddiası bulunan bir belgenin, henüz bu iddia yargı mercilerince değerlendirilmeden, taraflar aleyhine sonuç doğurmasının, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağını, mahkemenin yorumunun ise, sahteliği ciddi biçimde tartışmalı bir senedin, icra yoluyla geri dönüşü imkânsız sonuçlar doğurmasına göz yumulması anlamına geldiğini, ilk derece mahkemesinin HMK m.209’un icra takibine etkisi olmadığını ileri sürerken, HMK m.389 ve devamı hükümlerini tamamen görmezden geldiğini, oysa ihtiyati tedbir kurumunun, tam da bu tür durumlar için öngörüldüğünü, kanun koyucunun hakkın elde edilmesini anlamsız hâle getirecek tehlikelerin varlığı hâlinde, mahkemeye geniş bir takdir yetkisi tanıdığını; bu yetkiyi, katı ve şekilci yorumlarla sınırlandırmadığını, nitekim HMK m.389/1 uyarınca, “mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından veya tamamen imkânsız hâle geleceğinden” söz ediliyorsa ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini, somut olayda sahteliği ciddi şekilde ileri sürülen bir senede dayalı icra takibinin devam etmesi, davanın sonunda verilecek olası bir kabul kararını fiilen hükümsüz bırakacak nitelikte olduğunu, HMK M.209/1 hükmünün açık metni karşısında “Senet Herhangi Bir İşleme Esas Alınamaz” ilkesinin göz ardı edilmesinin hukuka aykı olduğunu, HMK m.209/1 hükmü son derece açık, emredici ve yoruma kapalı bir düzenleme içerdiğini, anılan hükme göre; “Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.” kanun koyucu bu düzenleme ile sahteliği ileri sürülen bir senedin, yargısal denetim tamamlanıncaya kadar hukuki sonuç doğurmasının önüne geçmeyi açıkça amaçladığını, buna rağmen ilk derece mahkemesinin HMK m.209/1’in açık lafzını daraltıcı biçimde yorumlayarak, “herhangi bir işleme esas alınamaz” ibaresini fiilen işlevsiz hâle getirdiğini, oysa kanun metninde geçen “herhangi bir işlem” kavramı, yalnızca yargılama sırasında delil olarak kullanılmayı değil, senedin taraflar aleyhine hukuki sonuç doğuracak tüm işlemlere dayanak yapılmasını kapsar nitelikte olduğunu, icra takibinin de, bu kapsamda senedin doğrudan hukuki sonuç doğurduğu en ağır ve en geri dönüşü imkânsız işlem olduğunu, yaklaşık ispat koşullarının fazlasıyla mevcut olmasına rağmen mahkemece dosya içeriğinin yok sayıldığını ve takdir yetkisinin hukuka aykırı kullanıldığını, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbiri kaldırmaya yönelik kararında dayandığı bir diğer gerekçe, davacı tarafın sahtelik iddiasını yaklaşık ispat seviyesinde dahi ortaya koyamadığı yönündeki hatalı kabul olduğunu, bu kabulün dosya kapsamı ile açıkça çeliştiğini, mahkemenin delilleri bütüncül değil, parçalı ve seçmeci biçimde değerlendirdiğini gösterdiğini, ilk derece mahkemesinin yaklaşık ispat kavramını fiilen kesin ispata dönüştürdüğünü; bu suretle ihtiyati tedbir kurumunu anlamsız hâle getirdiğini, somut olayda, sahtelik iddiasının salt soyut bir inkârdan ibaret olmadığını, raporun senedin tam ve tartışmasız şekilde sahih olduğunu ortaya koymadığını, aksine belirsizlik içeren teknik bulgulara işaret ettiğini, ihtiyati tedbir aşamasında, bu tür belirsizliklerin davacı aleyhine değil, koruma ihtiyacının varlığı lehine değerlendirilmesi gerektiğini, öte yandan mahkemece ceza soruşturmasında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, yaklaşık ispatın bulunmadığına gerekçe yapıldığını, oysa ceza soruşturmasında aranan ölçüt ile ihtiyati tedbir bakımından aranan ölçütün birbirinden tamamen farklı olduğunu, ceza hukukunda “kamu davası açmaya yeterli şüphe” aranırken, ihtiyati tedbirde “hakkın varlığına dair kuvvetli olasılık” yeterli olduğunu, bu iki ölçütün özdeş kabul edilmesinin, hukuki kavramların birbirine karıştırılması anlamına geldiğini, henüz tüm hukuki yollar tüketilmemişken, ceza soruşturmasındaki sonucun hukuk yargılamasında yaklaşık ispatı ortadan kaldıracak kesinlikte değerlendirilmesinin, usul hukuku bakımından kabul edilebilir olmadığını, icra takibinin devamı hâlinde telafisi imkânsız zararların doğacağını, ihtiyati tedbirin kaldırılmasının adil yargılanma hakkını fiilen ortadan kaldırdığını, sahteliği ciddi biçimde tartışmalı bir senede dayalı icra takibinin devamına izin verilmesinin, yalnızca usule değil, hak arama özgürlüğünün özüne de aykırı olduğunu, ihtiyati tedbirin kaldırılması, davacıların dava sürecindeki hukuki pozisyonunu geri dönülmez biçimde zayıflatmakta; yargılamanın sonunda verilecek kararın etkinliğini ortadan kaldırdığını, bu nedenle, ihtiyati tedbirin korunması, davacı lehine bir ayrıcalık değil; adil yargılanma hakkının ve hukuk devletinin zorunlu bir sonucu olduğunu, mahkemece telafisi imkânsız zarar tehlikesi bu denli açıkken, ihtiyati tedbirin kaldırılması yönünde takdir kullanılması, HMK m.389’un amacına ve ruhuna aykırı olduğunu, ihtiyati tedbirin tam da bu tür durumlarda devreye giren, yargılamayı anlamlı kılan ve taraflar arasındaki dengeyi koruyan bir hukuki güvence olduğunu, bu güvencenin ortadan kaldırılması, yargılamayı baştan sakatlayan bir etki doğurduğunu, sonuç olarak icra takibinin devamı hâlinde doğacak zararların telafisi mümkün olmadığı gibi, bu zararların gerçekleşmesi hâlinde davacıların haklı çıkması dahi, uğranılan kayıpları gidermeye yetmeyeceğini, bu nedenle ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin ara karar, yalnızca usul ve yasaya aykırı değil; adalet duygusunu zedeleyen, hakkaniyetten uzak bir karar niteliğinde olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık sahtelik iddiasına dayalı ihtiyati tedbir talebine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, İcra ve İflas Kanunu'nda bir hüküm olmayan hallerde, ancak İcra ve İflas Kanunu'nda açıkça gönderme olması (İİK 50, 68/a-4 gibi) veya bu kanunun özel veya genel hükümlerine aykırı olmaması (zorunlu dava arkadaşlığı) hallerinde uygulanabilir. Bu ilkeler ışığında HMK'nun 209/1. maddesinin ilamsız icra takiplerine etkisi değerlendirilmelidir. Bu maddeye göre “adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.” Bu maddenin icra takiplerinde uygulanması gerektiğine ilişkin olarak İcra Ve İflas Kanununda bir hüküm bulunmamaktadır. Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takipte, takibe konu kambiyo senedi altındaki imzaya itiraz, İİK'nın 170. maddesinde özel olarak düzenlendiğinden, imza inkarı nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında, sonraki genel kanun olan HMK'nun 209. maddesi uygulanamaz. İmza itirazı, İİK'nun 170/1. maddesi uyarınca satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz. Ancak icra mahkemesi itirazla ilgili kararına kadar takibin geçici olarak durdurulmasına karar verebilir (İİK 170/2). İcra mahkemesi, önüne gelen itiraz ve şikayetleri, İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen özel usul kurallarını uygulayarak takip hukuku bakımından kesin hükme bağladığından, anılan mahkemenin kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımaz. Bu nedenle borca veya imzaya itirazın incelenmesi sırasında sahtelik iddiasına dayalı olarak genel mahkemelerde açılan davaları bekletici mesele yapamayacağı gibi takibin durdurulmasına da karar veremez. Sadece İİK.nın 169/a-2. maddesi uyarınca itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verebilir. İcra mahkemesince takibe konu alacakla ilgili bir karar verilmiş olması, aynı alacak hakkında genel mahkemelerde dava açılmasına engel oluşturmaz. Sahtelik nedeniyle açılan menfi tespit davası gibi, cumhuriyet savcılığına aynı nedenle yapılan şikayet ve ceza mahkemesinde açılan dava da kendiliğinden icra takibini durdurmaz ve bekletici mesele yapılamaz. Ancak cumhuriyet savcılığı veya ceza mahkemesince tedbir kararı verilirse icra takibi durdurulabilir. Yukarıda açıklanan ilke ve kurallar ışığında, takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesi, HMK'nın 209. maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmaz. Anılan hüküm, genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işleme esas alınamayacağını, başka bir anlatımla delil olarak kullanılamayacağını öngörmekte olup, icra takibine etkisi yoktur.'' görüşüne yer verilmiştir. Yargıtay 12.HD'nin 20.04.2015 tarih 2015/1965 E., 2015/1028 K. sayılı kararı da bu yöndedir. Dairemizce Yargıtay 12. H.D'nin görüşüne iştirak edilmiştir. Zira İİK'nın 72/3. maddesinde özel ve açık bir düzenleme var iken ve HMK'ya açık atıf yapılmamışken HMK'nın 209. maddesindeki genel düzenlemenin uygulanması mümkün değildir. Aksinin kabulü kötü niyetli imza inkarlarına yol açar. Buna göre, İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca menfi tespit davasında takip başladıktan sonra ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak davacı tarafça teminat karşılığı ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi istenebilir. Dairemizce yapılan inceleme neticesinde, çoğun içinde azı da vardır kurula gereği, koşulları oluştuğundan İİK 72/3. maddesi uyarınca icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi ara kararının HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden karar verilmek üzere kaldırılmasına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, ... ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyasında verilen 17/11/2025 tarihli ara kararın HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince düzeltilerek aşağıdaki şekilde yeniden karar verilmek üzere KALDIRILMASINA, 2-Davacıların ihtiyati tedbir taleplerinin KISMEN KABULÜNE, davacı tarafın takibe konu alacağın yüzde yirmisi oranında teminat göstermesi karşılığında, ... İcra Dairesi'nin...Esas sayılı dosyasında icra veznesindeki paranın alacaklıya (davalıya) ödenmemesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesine, takibin durdurulması talebinin reddine, 3-Davacı ... tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 4-Davacı ... tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.19/02/2026 ... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.