T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/780 KARAR NO: 2026/338 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:01/12/2022 NUMARASI:2022/400 Esas - 2022/850 Karar DAVA:Tazminat KARAR TARİHİ:13/02/2026 Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait ... plakalı araç ile 21/05/2016 tarihinde seyir halinde…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/780 KARAR NO: 2026/338 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:01/12/2022 NUMARASI:2022/400 Esas - 2022/850 Karar DAVA:Tazminat KARAR TARİHİ:13/02/2026 Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait ... plakalı araç ile 21/05/2016 tarihinde seyir halindeyken ... plakalı araç sürücüsü davacıya ait aracı geç farkederek aniden önüne çıkması üzerine trafik kazası meydana geldiği, meydana gelen kazada davacıya ait aracın pert olduğu, bunun üzerine davacıya ait aracın genişletilmiş kasko poliçesinin bulunduğunu, araçta meydana gelen hasarı davalı sigorta şirketine bildirdiği, ancak davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir dönüşün olmadığı, davalı ile davacı arasındaki genişletilmiş kasko sigorta poliçesinin 9. Maddesinde "hasar tazmin yöntemi" düzenlendiği, meydana gelen kazada teminat dışında kalmasına neden olacak bir durum da söz konusu olmamasına rağmen sigorta şirketi tarafından söz konusu bedelin ödenmesine yanaşmadığı açıklanan bu nedenlerden dolayı 27.500,00 TL araç bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kasko sigortalı ... plakalı araca ait kasko sigorta poliçesinde ve trafik sicil kaydında dain mürtehin ... AŞ 'nin dain-i mürtehin kaydı bulunduğu, davacının sigorta poliçesine dayalı olarak talepte bulunabilmesi için bu konuda dain mürtehinin açık muvafakat vermesi gerektiğini, sigorta eksperinin düzenlemiş olduğu ekspertiz raporunda sigortalı araçta kaza nedeniyle meydana gelen hasar miktarının KDV dahil 21.452,82 TL olduğu, sigortalı aracın üzerinde ... firmasına ait logonun göründüğünü, sigortalı aracı ruhsat sahibinin kullanmadığının uzun süredir aracın ... tarafından kullanıldığının tespit edildiğini, bu hali ile aracın poliçe şartlarına uygun şekilde kullanılmadığının anlaşıldığı şekilde kanaat bildirdiğini, davanın menfaat değişikliği nedeniyle sigorta sözleşmesi batıl olduğundan TTK m.1408 ve kara araçları kasko sigortası genel şartlarının C.5 md hükmü uyarınca davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemelerce taraflara verilen kesin sürenin sonuçlarını doğurabilmesi için ara kararın belli niteliklere sahip olması gerektiğini, bu niteliklerin Yargıtay kararları ile de sabit olduğunu, Mahkeme tarafından verilen kesin süreye ilişkin ara kararın usulüne uygun eksiksiz olmadığı takdirde Yargıtay’ca hükmün bozulması ile karşı karşıya kalındığını, 21.06.2006 günlü ara kararı ile kararlaştırılan kesin mehil, HUMK'un 163. maddesi ve Yargıtay Kararlarına aykırı olduğunu, bu bağlamda kesin süre geçtiğinden bahisle davacıya iddiasını ispatlamak imkanı verilmeksizin, 05.10.2005 tarihli duruşmada verilen, dosyanın işlemden kaldırılması kararı doğru kabul edilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Aynı Yasa'nın 115/1. maddesine göre de mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı düzenlenmiştir.6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.TTK' nın 11/1. maddesine göre, Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. TTK' nın 12/1. maddesinde tacir tanımına yer verilerek "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişi "tacir olarak tanımlanmıştır. TTK'nın 15/1.maddesinde de esnaf tanımı yapılmıştır. Buna göre "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.". 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3.maddesinde ise esnaf ve sanatkâr " ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler" olarak açıklanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevlidir.Somut uyuşmazlıkta; davacı, aracındaki hasar bedelinin ödenmesi için kendi kasko sigortacısına karşı eldeki davayı açmıştır.Dosya kapsamından, sigortalı aracın ticari nitelikte olup, davacı gerçek kişi adına kayıtlı olduğu ruhsatından anlaşılmıştır. Bu halde; davacının tacir yada esnaf kaydı olup olmadığının araştırılması ve varsa kayıtların getirtilmesi ayrıca varsa davacının bağlı olduğu Vergi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacının işletmesi bakımından basit usulde vergilendirilenlerden veya işletme hesabı esasına göre deftere tabi tutanlardan veya ticari bilanço esasına defter tutanlardan veyahut vergiden muaf kişilerden olup olmadığı sorularak gelen yazı cevaplarına göre davacının tacir olup olmadığı tartışılarak, eğer davacı tacir ise davalının da tüzel kişi tacir olması nedeniyle davaya devam edilmesi, tüketici olması halinde Tüketici Mahkemesinin, tacir olmayıp esnaf kaydı bulunması halinde ise Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olacağı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.Kabule göre de; İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporu alınması amacıyla 15/01/2020 tarihli celse ara kararı ile davacı vekiline bilirkişi ücretini yatırmak üzere yasal ihtaratlı kesin süre verilmiş ise de sürenin başlangıcının tam olarak belirtilmediği, 10/07/2020 tarihli celse 2 nolu ara kararında ise ihtarahlı kesin süre verilmediği,17/01/2021 tarihli celsenin 2 nolu ara kararında ise davacının yatırması gereken toplam miktarın belirtilmediği, ara kararların infazında tereddüte yol açacağı ve bu durumda Mahkemece verilen süre içeren ara karar, yukarıda açıklanan niteliklere ve şartlara haiz olmadığından, davacı tarafa kesin süre verildiğinden ve sonuçlarının uygulanması gerektiğinden bahsedilemez. Başka bir ifadeyle mahkemece verilen süre, kesin süre şartlarına haiz olmadığından yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/02/2026