11. Ceza Dairesi 2024/6379 E. , 2025/6460 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/394 Değişik iş SUÇ : Sahte fatura kullanma KARAR : İddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 27.03.2024 tarihli ve 2021/14941 Soruşturma, 2024/2…
**11. Ceza Dairesi 2024/6379 E. , 2025/6460 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/394 Değişik iş SUÇ : Sahte fatura kullanma KARAR : İddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 27.03.2024 tarihli ve 2021/14941 Soruşturma, 2024/26479 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli ve 2024/507 iddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair merci İstanbul Anadolu 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.05.2024 tarihli ve 2024/394 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 02.05.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 19.10.2024 tarihli ve 2024/18332 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/111406 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/111406 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Adı geçen şüpheli hakkında tanzim edilen iddianemenin, İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/04/2024 tarihli kararında yer alan "...İddianamede üç farklı şüphelinin yer aldığı buna karşılık şüphelilerden sadece biri hakkında sahte belge kullanmak iddiasının bulunduğu bu iddianın da hangi şüpheliye yönelik ve kullanılan hangi faturalara ilişkin olduğunun anlaşılamadığı, şüpheliler hakkında sahte fatura kullanmak suçu yönünden; faturayı düzenleyen mükelleflere ilişkin haklarında vergi incelemesi yapılıp yapılmadığı, vergi tekniği raporu bulunup bulunmadığı, vergi suçu raporu düzenlenip düzenlenmediği ve sonrasında kamu davası açılıp açılmadığı hususunun araştırılarak bulunması halinde bu raporların ve dosyaların birer örneklerinin mahkememiz dosyasına alınması gerektiği..." şeklinde gerekçe ile iadesine karar verildiği anlaşılmış ise de; Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/1372 esas, 2022/20556 karar sayılı ilâmında yer alan , "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden..." şeklindeki, Yine anılan Dairenin 20/09/2021 tarihli ve 2021/12170 esas, 2021/6782 karar sayılı ilâmında yer alan ; "...Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2018/3659 esas, 2019/1297 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporu alınmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bu hususun iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı, gerek görüldüğünde mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/427 esas, 2018/517 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, vergi suçlarında fatura asıllarına ulaşarak duruşmada incelenmesi zorunluluğundan vazgeçilmiş olduğu, somut olayda iddianameye konu eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu değil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde düzenlenen vergi suçunu teşkil ettiği, faturaların sahte olduğuna ilişkin dosyada mevcut vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporu bulunduğu, mahkemenin bu hususta tekrar rapor alabileceği gibi iade gerekçelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade sebepleri kapsamında da bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle ... kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA," şeklindeki açıklamalar nazara alındığında; Şüpheliler hakkında sahte fatura kullanmak suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan açılan kamu davasına ilişkin soruşturma dosyasında, İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen 12/10/2021 tarihli vergi inceleme raporunun, yine aynı tarihli vergi suçu raporunun ve 16/12/2021 tarihli mütalaa formunun bulunması karşısında, olaya ilişkin yeterli anlatımın yapıldığı, eksik olduğu düşünülen hususların yargılamanın her aşamasında mahkemesince giderilebileceği, iade kararında sayılan gerekçelerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde düzenlenen iddianamenin iadesi nedenleri arasında bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 170 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174 üncü maddesinin birinci fıkrası; “(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir. Şeklinde düzenlenmiştir. 3. İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli ve 2024/507 iddianame değerlendirme sayılı kararı ile kanun yararına bozma isteminde belirtilen gerekçeler doğrultusunda iddianamenin iadesine karar verilmiştir. 4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; 19.02.2015-19.07.2017 tarihleri arasında Kartal Vergi Dairesi Müdürlüğünün, 19.07.2017 tarihinden itibaren de Pendik Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... vergi kimlik numaralı mükellefi ... Turizm İnşaat Taahhüt Nak.Tic.Ltd.Şti.'nin 16.11.2015-08.05.2017 tarihleri arasında yetkilileri olan şüpheliler ... ve ...'nün, 29.04.2016-16.12.2016 tarihleri arasında düzenlenen faturaları kullanmak suretiyle "2016 takvim yılında sahte fatura kullanma", aynı şirketin 08.05.2017 tarihinden sonra yetkilisi olan şüpheli ... hakkında ise; 28.05.2017-31.05.2018 tarihleri arasında düzenlenen faturaları kullanmak suretiyle "2017 ve 2018 takvim yıllarında sahte fatura kullanma" suçunu işledikleri belirtilerek, vergi inceleme raporları, vergi suçu raporu ve 16.12.2021 tarihli, RDK-3/2021-2358 sayılı komisyon mütalaasının düzenlendiği, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2024 tarihli ve 2021/14941 Soruşturma, 2024/26479 Esas sayılı iddianamesinde ise suç tarihinin tüm şüpheliler yönünden "2016" olarak gösterildiği gibi, iddianame içeriğinde yer alan "...vergi Denetim Kurulu Vergi Kaçakçılığı 4 Denetim Daire Başkanlığı görevlileri tarafından şüpheli ... 'in yetkilisi olduğu şirkete ilişkin 2017-2018 yılına ve şüpheliler ... ve ...'un yetkilisi oldukları şirkete ilişkin 2016 yıllına ait hesapların incelenmesinin istenildiği, yapılan inceleme sonucunda detayları vergi tekniği ve suç raporunda açıklandığı üzere, mükellef şirket adına şüphelinin 2018 hesap döneminde bilerek şirket hesabına sahte faturalar yansıttığı, sahte olduğu belirlenen faturaların dosya içerisinde mevcut olduğu, yukarıda anlatıldığı haliyle şüphelinin üzerine atılı sahte fatura (belge) kullanma suçunu işlediğine dair kamu davası açmaya yeter delil bulunduğu..." şeklindeki anlatımın da dosya kapsamıyla uyumlu olmadığı ve hangi şüpheli hakkında hangi takvim yılından dava açıldığının belirlenemediğinin anlaşılması karşısında; İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli ve 2024/507 iddianame değerlendirme sayılı kararında belirtilen "...iddianamede üç farklı şüphelinin yer aldığı buna karşılık şüphelilerden sadece biri hakkında sahte belge kullanmak iddiasının bulunduğu bu iddianın da hangi şüpheliye yönelik ve kullanılan hangi faturalara ilişkin olduğunun anlaşılamadığı..." yönündeki iade gerekçesinin yerinde olduğu, şüphelilere yüklenen suçun mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmasının gerektiği anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.05.2025 tarihinde karar verildi.