(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/24070 E. , 2012/24630 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, iş sözleşmesinin …
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/24070 E. , 2012/24630 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir. Davalı vekili davacının şirket hakkında sık sık gerçek olmayan asılsız iddialarda bulunarak işverenine karşı sadakat yükümlülüğüne de aykırı davrandığını, davanın kanuni dayanağı olmadığını, bu nedenlerle davacının davasının reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece fesih sebebi olarak bildirilen ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/2. fıkrasına atıf yapılan eylemlerin davacı işçi tarafından yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. İşçinin geçerli bir feshe sebep olabilecek davranışları 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebeplerden farklıdır. Yargılama sırasında bu nedenlerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu nedenle iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa 4857 sayılı Kanun'un 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Dosya içeriğinden davacının 19.08.2005 tarihinden iş sözleşmesinin feshedildiği tarihe kadar davalı işyerinin Devlet Hastanesinden ihaleyle aldığı genel temizlik hizmetleri işinde çalıştığı, 31.12.2009 tarihinde Başbakanlık İletişim Merkezine gönderdiği e-postada, siyasi görüşü nedeniyle başhemşirenin kendisine kötü davrandığını, hastanenin temizlik işini her yıl aynı şirkete verdiğini, 31.12.2009 tarihi itibariyle işten çıkartıldığını belirttiği, bunun üzerine Valilik tarafından inceleme başlatıldığı, 08.01.2010 tarihli yazıyla Devlet Hastanesi Başhekimliğinden olayla ilgili açıklama istenildiği, Başhekimliğin 15.01.2012 tarihli yazısıyla 01.01.2012 tarihinde hastanenin temizlik işi için 36 kişi çalıştırılmak üzere temizlik ihalesi yapıldığını, ihaleyi teknik güvenlik şirketinin kazandığını, işçileri temizlik şirketinin seçtiğini, davacının da yeni dönemde çalışacak işçiler arasında olduğunu bildirdiği, bu olaydan sonra davacının iş sözleşmesinin 15.01.2010 tarihli ihtarname ile şirket ve hastane hakkında çeşitli resmi kurumlar nezdinde asılsız ihbarlar yapmış olduğu ve bu ihbarlarda halen çalışmış olduğu işten çıkartıldığını iddia ettiği, şirket ve hastane idaresi hakkında asılsız mesnetsiz dayanaksız ithamlarda bulunduğu, bazı çalışma arkadaşları hakkında da özel hususları umumda yazılı şekilde dile getirdiği ve her durumda şahsa munhasır olan din, siyasi görüş gibi unsurları kullanarak iftiralarda bulunduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshedildiği, davacının dosya içeriğinde bulunan e-postaya itiraz etmediği, dosya kapsamındaki hizmet cetvelinden davacının iddiasının aksine davalı işyerinde 15.01.2010 tarihine kadar çalışmasının olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca işverence iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayandığının kabulü gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile davanın yazılı şekilde kabulü hatalıdır. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 08.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.