başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvurucu adına vekaleten kö tarafından başvurucunun bank aş p şubesindeki hesabından tarihinde alacaklı m m kalıp san ve tic ltd şti lehine tl bedelli bir adet çek keşide edilmiştir alacaklı şirketin keşide edilen söz konusu çekin karşılıksız çıktığı iddiasıyla şikayetçi olması üzerine cumhuriyet başsavcılığının tarihli iddianamesi ile başvurucunun ve k ö nün tarihli ve sayılı mülga kanunun maddesinin birinci fıkr
başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir başvurucu adına vekaleten kö tarafından başvurucunun bank aş p şubesindeki hesabından tarihinde alacaklı m m kalıp san ve tic ltd şti lehine tl bedelli bir adet çek keşide edilmiştir alacaklı şirketin keşide edilen söz konusu çekin karşılıksız çıktığı iddiasıyla şikayetçi olması üzerine cumhuriyet başsavcılığının tarihli iddianamesi ile başvurucunun ve k ö nün tarihli ve sayılı mülga kanunun maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları talep olunmuştur başvuru numarası karar tarihi asliye ceza mahkemesince tarihinde iddianamenin kabulü ile kamu davasının görülmesine başlanmıştır mahkeme tarihli duruşmada başvurucunun iddianamede belirtilen adresine gönderilen çağrı kağıdının tebliğ edilemediğini tespit etmiştir bunun üzerine aynı oturumda başvurucunun muhatap banka şubesine daha önce bildirmiş olduğu darülaceze cad perpa ticaret merkezi b blok no adresine tarihli ve sayılı tebligat kanununun maddesine göre tebligat yapılmasına karar verilmiştir yapılan yargılama neticesinde mahkeme tarihinde başvurucunun ve könün sayılı mülga kanunun maddesinin birinci fıkrasına göre ayrı ayrı tl adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar vermiştir mahkeme ayrıca bu kanunun maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanıkların bir yıl süre ile bankalarda çek hesabı açmalarının yasaklanmasına karar vermiştir karar yine başvurucunun banka şubesine bildirdiği adresine sayılı kanunun maddesine göre tarihinde tebliğ edilmiştir karar posta dağıtıcısı tarafından anılan kanun maddesi uygulanarak tebliğ edilmiştir tebligat mazbatasında başvurucunun adresi terk etmesi nedeniyle evrakın en yakın komşusunun imzası alınarak tebliğ edildiği belirtilmiştir mahkemenin düzenlediği tarihli kesinleşme şerhinde hükmün temyiz edilmeksizin tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir kesinleştirme işlemi sonrası karar infaz edilmek üzere ceza fişi düzenlenerek aynı tarihte cumhuriyet başsavcılığına gönderilmiştir başvurucu mahkumiyet kararının usulüne uygun tebliğ edilmeden kesinleştirilerek infaza verildiği iddiasıyla ve infazın durdurulması talebiyle tarihinde mahkemeye başvurmuştur başvurucu bu dilekçesinde ayrıca çek üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek mahkumiyet hükmünün yeniden incelenmesini de talep etmiştir mahkeme tarihinde talepleri incelemek görev ve yetkisinin yargıtaya ait olduğu kanaatiyle görevsizlik kararı vermiştir mahkemeye göre başvurucu eski hale iade talebinde bulunmuştur ayrıca temyiz talebinde de bulunduğundan bu talepleri inceleme görevi yargıtaya aittir temyiz incelemesi devam ederken başvurucu hakkında yakalama emri çıkarılmış olması nedeniyle mahkumiyet hükmünde belirtilen adli para cezası başvurucu tarafından tarihinde ödenmek suretiyle infaz edilmiştir yargıtay cumhuriyet başsavcılığının tarihli yazısı ile hükümden sonra tarihli ve sayılı kanun ile yapılan değişiklik sonucu eylemin yaptırımının idari yaptırıma dönüştüğü gerekçesiyle dava dosyası derece mahkemesine iade edilmiştir dosyayı yeniden ele alan mahkeme tarihinde kanun değişikliği nedeniyle karşılıksız çek keşide etme eylemi suç olmaktan çıkarıldığı için başvurucu hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanması idari yaptırımının uygulanmasına karar vermiştir bunun üzerine başvurucu infaz ettiği adli para cezasının iadesi için talepte bulunmuş mahkeme tarihli ek kararı ile infaz edilmiş bulunan para cezalarının sonradan çıkan yasa değişikliği nedeniyle iadesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar vermiştir başvurucu bu karara tarihinde itiraz etmiştir dilekçesinde ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmadığı belirtilmiştir başvurucu ayrıca eski hale iade ve temyiz istemlerinin de yargıtay tarafından değerlendirilmediğini bu yüzden ikinci bir ceza anlamına gelecek yeni bir karar verilemeyeceğini ileri sürmüştür başvuru numarası karar tarihi ağır ceza mahkemesinin tarihli ilamıyla itiraza konu ek kararda usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir nihai karar başvurucu vekiline tarihinde tebliğ edilmiştir başvurucu tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur iv a ulusal hukuk mevzuat hükümleri sayılı mülga kanunun maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar ancak verilecek para cezası liradan fazla olamaz bu miktar tarihli ve sayılı türk ceza kanununun ek nci maddesine göre her yıl artırılır bu suçtan mükerrirlere bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir mahkeme ayrıca işlenen suçun niteliğine göre bir yıl ile beş yıl arasında belirleyeceği bir süre için hesap sahiplerinin ve yetkili temsilcilerinin çek hesabı yasaklanmasına karar verir yasaklanma kararı bütün bankalara duyurulmak üzere türkiye cumhuriyet merkez bankasına bildirilir tarihli ve sayılı çek kanununun sayılı kanun ile değiştirilmeden önceki maddesinin ilgili kısımları şöyledir üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz süresi içinde ibrazında çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında hamilin şikayeti üzerine her bir çekle ilgili olarak güne kadar adli para cezasına hükmolunur ancak hükmedilecek para cezası çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz mahkeme ayrıca çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına bu yasağın bulunması halinde çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına hükmeder bu davalar çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikayetçinin yerleşim yeri mahkemesinde görülür birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan kişi çek hesabı sahibidir çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması halinde bu tüzel kişinin işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlüdür çek hesabı sahibi gerçek kişi kendisi adına çek düzenlemek üzere bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemez gerçek kişinin temsilcisi veya vekili olarak çek düzenlenmesi halinde bu çekten dolayı ve sorumluluk çek hesabı sahibine aittir karşılıksız çek düzenleyen adına karşılıksız çek düzenlenen ve ileri düzenleme tarihli çek üzerinde yazılı tarihe göre ibraz süresi içinde ibrazında karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmayan gerçek ve tüzel kişi hakkında soruşturma evresinde cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hakimi tarafından kovuşturma evresinde resen mahkeme tarafından karşılıksız çıkan her bir çekle ilgili olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilir çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı ile ilgili olarak herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunulmadığı sürece ilgilinin çek hesabı açtırırken başvuru numarası karar tarihi bildirdiği adrese tarihli ve sayılı tebligat kanununun inci maddesine göre derhal tebligat çıkarılır adresin bankaya yanlış bildirilmesi veya fiilen terkedilmiş olması halinde de tebligat yapılmış sayılır il sayılı kanunun maddesinin tarihli ve sayılı kanunun maddesi ile değiştirildikten sonraki haliyle ilgili kısımları şöyledir üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre ibraz süresi içinde ibrazında çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılması halinde altı ay içinde hamilin talepte bulunması üzerine çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi hakkında çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da çek hesabı sahibinin yahut talepte bulunanın yerleşim yeri cumhuriyet savcısı tarafından her bir çekle ilgili olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilir bu fıkra hükmüne göre çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı karşılıksızdır işlemine tabi tutulan çekin düzenlenmesi suretiyle dolandırıcılık belgede sahtecilik veya başka bir suçun işlenmesi halinde de verilir çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına karşı yapılacak başvuru ve itirazlar hakkında tarihli ve sayılı kabahatler kanununun kanun yoluna ilişkin hükümleri uygulanır çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına karşı yapılan başvurunun kabulü halinde bu kararla ilgili olarak da sekizinci fıkradaki bildirim ve yayımlanma usulü izlenir sayılı kanuna sayılı kanunun maddesi ile eklenen geçici maddesinin ilgili kısmı şöyledir bu kanun hükümlerine göre suç karşılığı uygulanan yaptırımı idari yaptırıma dönüştürülen fiiller nedeniyle a soruşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında cumhuriyet başsavcılığınca b kovuşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında mahkemece idari yaptırım kararı verilir yargıtay cumhuriyet başsavcılığında bulunan dosyalar hakkında yargıtay cumhuriyet başsavcılığınca yargıtayın ilgili dairesinde bulunan dosyalar hakkında ise ilgili dairece bu kanuna göre işlem yapılmak üzere dava dosyası hükmü veren mahkemeye gönderilir ve bu mahkeme tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir sayılı kanunun maddesi şöyledir tebligat tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır ek fıkra md bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır şu kadar ki kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü her yerde tebligat yapılması caizdir sayılı kanunun tarihli ve sayılı kanunun maddesi ile değiştirilmeden önceki halinin maddesi şöyledir kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse adresini değiştirirse yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza bildirmeye mecburdur bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır değişik md adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır b numarası karar tarihi değişik md bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır ek md daha önce tebligat yapılmamış olsa bile taraflar arasında yapılan imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır sayılı kanunun sayılı kanunun maddesi ile değiştirildikten sonraki halinin maddesi şöyledir kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse adresini değiştirirse yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza bildirmeye mecburdur bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır değişik md adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır değişik md bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır değişik md daha önce tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır ek md daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış türk vatandaşı yurt dışı adresini değiştirir ve bunu tebliğ çıkaran bildirmez adres kayıt sisteminden de yerleşim yeri adresi tespit edilemezse bu kişinin yurt dışında daha önce tebligat yapılan adresine türkiye büyükelçiliği veya konsolosluğunca maddesine göre gönderilen bildirimin adrese ulaştığının belgelendiği tarihten itibaren otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılır tarihli ve sayılı ceza muhakemesi kanununun maddesinin numaralı fıkrası şöyledir kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi eski hale getirme isteminde bulunabilir sayılı kanunun maddesi şöyledir süresi içinde usul işlemi yapılsaydı esasa hangi mahkeme hükmedecek idiyse eski hale getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir eski hale getirme isteminin kabulüne ilişkin karar kesindir reddine ilişkin karara karşı itiraz yoluna gidilebilir eski hale getirme dilekçesi kararın yerine getirilmesini durdurmaz ancak mahkeme yerine getirmeyi erteleyebilir yargı yargıtay ceza dairesinin tarihli ve sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir tebligat kanunu tebligat faslının adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti konu başlıklı maddesi uyarınca adli mercilerce tebligat yapılabilmesi için iki ihtimal kabul edilmiştir birinci ihtimal ilgili kişiye daha önce adli mercilerce anılan yasa hükümlerine uygun olarak bir tebligatın yapılmış olması ve tebligat yapılan bu kişinin yeni adresini adli bildirmemesi durumudur başvuru numarası karar tarihi bu durumda daha önce tebligat yapılan ve adli mercice en son bilinen adrese tebligat kanununun maddesi dışındaki maddeler uyarınca yeniden tebligat çıkarılması ilgilinin adresten ayrıldığının anlaşılması durumunda tebligat tüzüğünün maddesi uyarınca tebliğ memurunun adreste bulunmama nedenini bilmesi muhtemel komşu yönetici kapıcı muhtar ihtiyar heyeti kurulu veya meclis üyeleri zabıta amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekmektedir adres araştırmasına ilişkin söz konusu imzalı açıklamanın tebliğ tutanağında yer alması zorunlu şekil şartı olup belirtilen usule uygun olarak araştırma yapılmaması ve bu nedenle mahkemece en son bilinen bu adresten sanığın ayrıldığının ve yeni adresinin tespit edilemediğinin kolluk görevlileri aracılığı ile de belirlenmemesi durumunda tebligat kanunu maddesinde belirtilen şekilde tebliğ evrakının kapıya asılması suretiyle tebligat yapılması mümkün değildir tebligat memurunca tebligat tüzüğü nün maddesinde öngörülen zorunlu araştırma belirtilen şekilde yapılıp tevsik edildikten sonra ilgilinin yeni adresi belirlenemez ise tebliğ evrakı iade edilir ve ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır ihtimal ise daha önce adli mercilerce ve usulüne uygun olarak tebligat yapılmamış olsa bile anılan yasanın maddesinde belirtilen kurum kuruluş mercilere ilgili tarafından bildirilen veya imzası resmi merciler önünde ikrar edilmiş sözleşmelerdeki sadece taraflar yönünden adreslere de bu madde uyarınca tebligat yapılabilmesidir bu durumda daha önce adli mercilerce usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmasa bile belirtilen nitelikteki sözleşmelerde yer alan veya söz konusu kurum ve kuruluşlar tarafından bildirilen adrese veya bir kamu kurumu olan adli mercilere tebligatın ilişkin olduğu soruşturma veya davaya ilişkin olarak tebligat yapılacak kişinin kendisinin bildirdiği en son adrese önce bu adresin değişip değişmediğinin bilinememesi nedeniyle anılan yasanın maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamayarak tebligat memurunca ilgilinin adresinin değiştiğinin belirlenmesi ve yine tebligat tüzüğü nün maddesi yollamasıyla maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapacağı araştırma sonucunda yeni adresinin de tespit edilememesi durumunda bu araştırma yukarıdaki açıklanan şekil koşuluna uyularak imza ile de tevsik edildikten sonra evrak yine iade edilir ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır bu tebligattan sonraki tebligatlar da sanığın yeni adresinin hala bilinmemesi durumunda kapıya asma usulüyle yapılır sayılı kanuna aykırılık suçlarında adli mercilerce daha önce tebligat yapılmamış olması ve dosya içerisinde muhatap banka şubesi tarafından gönderilen ve tebligat yapılacak kişinin adresini içeren ticaret sicili gazetesi nüshası noterlikçe düzenlenen resmi senetler vergi levhası örneği ve bu gibi kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları ticaret sicilleri veya esnaf ve sanatkarlar odalarınca düzenlenmiş belgelerin yer alması durumunda bu belgelerde yer alan adreslere öncelikle tebligat kanunu maddesi dışındaki maddelere göre tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamaması halinde tebligat kanunu maddesi uyarınca yukarıda açıklanan usullere uyularak tebligat yapılması gerekmektedir dosya kapsamına göre gerekçeli kararın sanığın savunmasının alındığı oturumda bildirmiş olduğu en son bilinen adrese öncelikle tebligat kanunu maddesi dışındaki maddelere göre tebliğe çıkarılıp yukarıda açıklanan işlemler yerine getirilmeksizin doğrudan örnek numaralı tebligat evrakının adrese ait binanın kapısına yapıştırılması suretiyle yasaya aykırı olarak tebliğ edilmiş olduğunun anlaşılması ve usulsüz bu tebligattan sanığın ne zaman haberdar olduğuna ilişkin olarak dosya içerisinde herhangi bir bilgi ve başvuru numarası karar tarihi belgenin de yer almaması nedeniyle sanık vekilinin temyiz dilekçesinde sanığın yakalandığı tarih olarak belirttiği tarihinin tebligat kanununun maddesi uyarınca usulsüz tebligatın muhatap tarafından öğrenilmesi suretiyle geçerlilik kazandığı tarih olması ve böylelikle tarihinde yapılan temyiz inceleme isteğinin de süresinde yapılmış olması karşısında yasaya aykırı olan anılan mahkemenin temyiz isteğinin reddine ilişkin kararının kaldırılması gerekmiştir yargıtay ceza dairesinin tarihli ve sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün sanığın tarihli oturumda mahkemeye bildirdiği adrese tebligat kanunu maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebliğe çıkarılması ve tebligatın yapılamayarak tebligat memurunca ilgilinin adresinin değiştiğinin belirlenmesi ve yine tebligat tüzüğü nün maddesi yollamasıyla maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapacağı araştırma sonucunda yeni adresinin de tespit edilmemesi nedeniyle iade edilmesi halinde artık herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın tebligat kanunu maddesi gereğince tebligat yapılması gerekirken gerekçeli kararın doğrudan madde uyarınca tebliği usulsüz olup aynı kanun un maddesi uyarınca sanık tarafından sunulan tarihli temyiz dilekçesinin yasal süresinde olduğu kabul edilmiştir yargıtay ceza dairesinin tarihli ve sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir sanık için cmknın maddesi gereğince düzenlenecek uyarılı davetiyenin öncelikle bilinen son adresine sanığın mahkemeye bildirdiği veya daha önce kendisine geçerli bir tebligat yapılmış olan ya da tebligat kanunu maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara sanık tarafından bildirilmiş bulunan adrese gönderilmesi tebligat memurunca sanığın adresini değiştirmesi ve yeni adresinin belirlenememesi nedeniyle davetiyenin tebliğ edilemeyerek iade edilmesi durumunda bu kez tebligat kanunu maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden sanık adına tebligat yasası madde hükmüne tebligat çıkarılmadan ve bu nedenle sanığın savunma hakkı kısıtlanarak yazılı biçimde hüküm kurulması yasaya aykırıdır yargıtay ceza dairesinin tarihli ve sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir sayılı tebligat kanunu maddesi tebliğ edilerek hükmün kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de sayılı kanun un maddesinin uygulanabilmesi için gerekli ön koşul olan kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre daha önce yapılmış bir tebliğ işleminin bulunması veya tebliğ yapılmamış ise maddenin son fıkrasında gösterilen ayrıksı durumlardan birinin oluşmasının gerekli olması karşısında tebligat kanunu ve tebligat tüzüğünün maddelerindeki düzenlemeye nazaran söz konusu yasa hükmü uyarınca daha önce adli mercilerce ve usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmasa bile imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen ya da anılan kurum ve kuruluşlara bildirilen adreslerdeki değişikliklerin bildirilmesi durumunda da tebligat kanunu maddesindeki hükümlerin uygulanacağı dolayısıyla daha önce adli mercilerce usulüne uygun olarak yapılmış tebligat bulunmasa bile belirtilen nitelikteki sözleşmelerde yer alan veya söz konusu kurum ve kuruluşlar tarafından bildirilen adrese mahkemece önce bu adresin değişip değişmediğinin bilinmemesi nedeniyle anılan kanun un maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamayarak tebligat memurunca sanığın adresinin değiştiğinin belirlenmesi ve tebligat tüzüğünün maddesi yollamasıyla maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapacağı araştırma sonucunda yeni adresinin de tespit edilememesi durumunda tebliğ olunacak evrakının bir nüshasının eski adrese bilinen en son adrese ait binanın kapısına asılması gerekeceği ve başvuru numarası karar tarihi kapıya asma tarihinin tebliği tarihi sayılacağı bu tebligattan sonraki tebligatlarında sanığın adresinin hala bilinememesi durumunda kapıya asma usulüyle yapılacağı cihetle yargılama aşamasında sanığın jandarma karakol komutanlığı aracılığıyla alınan ifadesi sırasında bildirdiği adres olan adresine çıkarılan açıklamalı davetiyenin muhatabın adresten ayrılmış olması nedeniyle tebliğ iadesi üzerine tebligat tüzüğünün maddesi yollamasıyla maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapılacak araştırma sonucunda yeni adresinin de tespit edilememesi durumunda anılan yasanın maddesine göre tebliğ edilmesi gerekirken söz konusu araştırma yapılmadan doğrudan madde uyarınca tebliğ edildiği ve bu nedenle hükmün kesinleşmediği anlaşılmaktadır b uluslararası hukuk avrupa hakları mahkemesi ister suç gelirlerinin elde edilmesinin önüne geçilmesi için müsadere olarak uygulansın isterse de doğrudan uygulansın para cezalarının veya parasal müsaderenin kazanç müsaderesi mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini kabul etmektedir mahkeme bu suretle yapılan müdahalenin avrupa hakları sözleşmesine sözleşme ek nolu protokolün maddesinin ikinci paragrafı kapsamında mülkiyetin kullanılmasının kontrolüne ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerektiği görüşündedir krallık kk b no krallık b no konstantin b no konstantin kararına konu olayda başvurucu avukatın ücreti yetersiz bulması nedeniyle zorunlu müdafii olmayı reddederek duruşmadan ayrılması üzerine ceza mahkemesince başvurucu avukata yaklaşık euro tutarında para cezası verilmiştir şikayet edilen cezaya konu paranın mülk teşkil ettiğini ve bu para cezasının uygulanmasının da mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini belirtmiştir konstantin göre uygulanan para cezası sözleşmenin anlamında bir yaptırım teşkil etmektedir bu sebeple müdahale taraf devletlere yaptırımların ödenmesini sağlamak için mülkiyetin kullanımını kontrol yetkisi tanıyan sözleşmeye ek nolu protokolün maddesinin ikinci paragrafı çerçevesinde değerlendirilmiştir konstantin para cezasının açık öngörülebilir ve ulaşılabilir mahiyette bir kanuna dayandığını ve yargılamanın etkin ve gecikmeden sürdürülmesi yönünde kamu yararına dayalı meşru bir amacının da bulunduğunu tespit etmiştir konstantin ölçülülük yönünden yaptığı değerlendirmede ise farklı unsurları değerlendirmiştir öncelikle duruşmanın ertelenmesini önlemek amacı vurgulanmıştır caydırıcı bir etkinin sağlanması için parasal bir cezanın uygulanabileceğini belirtmiş ve bu alanda devletlerin geniş bir takdir yetkisi olduğuna dikkat çekmiştir bu bağlamda en önemli güvencenin ise başvurucuya uygulanan cezaya karşı itiraz edebilme hakkının tanınması olduğunu ve somut başvuruda ise başvurucuya uygulanan cezaya ilişkin karar verme usulünün keyfi olduğunun ortaya konulamadığını belirtmiştir mahkeme son olarak başvurucuya verilen para cezasının üst sınırdan uygulanmakla beraber aşırı veya orantısız olmadığını değerlendirmiş başvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında olması gereken adil dengenin bozulmadığı sonucuna varmıştır ceza olarak değerlendirdiği suç gelirlerinin müsaderesine ilişkin krallık kararında da benzer değerlendirmeler yapmıştır bu olayda ceza mahkemesince başvurucunun uyuşturucu kaçakçılığı suçundan elde ettiği düşünülen gelirlerinin toplamı olan sterlin tutarındaki paranın müsaderesine bu paranın ödenmediği durumda ise iki yıl süreli hapis cezasının infazına karar verilmiştir bu cezanın başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini bu sebeple sözleşmeye ek nolu protokolün maddesinin olayda uygulanabilir olduğunu belirtmiştir başvuru numarası karar tarihi krallık mahkeme ceza mahkemesinin kazanç müsaderesine ilişkin kararının sözleşme anlamında bir olduğunu vurgulamıştır krallık mahkemeye göre sözleşmeye ek nolu protokolün maddesinin ikinci paragrafı taraf devletlere bu alanda geniş bir takdir yetkisi tanımakta olup uyuşturucu kaçakçılığı ile mücadele anlamında böyle bir tedbirin uygulanmasının caydırıcı etkisine dikkat çekilmiştir krallık tedbirin yalnızca suçtan elde edilen gelirler ile sınırlı olduğunu ve yargılamada başvurucuya etkin bir itiraz hakkının tanındığını gözeterek karşılaştırılan meşru amaca göre müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna varmıştır krallık göre mülkün kamu yararına kullanılmasının kontrolü kapsamında mülke el konulması hususunda devletlerin geniş bir takdir yetkisi bulunmakla birlikte bu yetkinin tanınması kişilerin mülkünden yoksun bırakılması gibi ağır bir sonuca da yol açmaktadır bu nedenle başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin keyfi veya öngörülemez olmaması için bazı usule ilişkin güvenceler öngörülmelidir kişilere keyfi müdahalelerden korunmak amacıyla mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden tedbirlerin kanun dışı veya keyfi ya da makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması güvencesinin sağlanması gerektiğini belirtmektedir bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak yapılmalıdır krallık b no b no b no bu bağlamda denisova ve b no ile paket b no kararlarında yargılama sürecine etkin bir biçimde katılmaları imkanı tanınmadığı tespit edildiğinden başvurucuların mülkiyet haklarına yapılan müdahalelerin ölçülü olmadığına karar verilmiştir v