10. Hukuk Dairesi 2012/19561 E. , 2012/25729 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :1022-196 Dava, malûliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit ed…
**10. Hukuk Dairesi 2012/19561 E. , 2012/25729 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :1022-196 Dava, malûliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Kanunun 28’inci maddesi, “Bu Kanunun uygulanmasında çalışma gücünün en az üçte ikisini yitirdiği tespit edilen sigortalı malul sayılır. Şu kadar ki, bu kanuna tabi sigortalılığın başladığı tarihte malul sayılacak derecede hastalık ve arızası bulunduğu önceden veya sonradan tespit edilen sigortalı, bu hastalık veya arızası nedeniyle malullük sigortası yardımlarından yararlanamaz...” hükmünü içermekte olup, sigortalının 1479 sayılı Kanun kapsamında malûl sayılıp, maluliyet aylığı bağlanabilmesi için ilk defa sigortalı olarak çalıştığı tarihten önce malûl sayılmayı gerektirecek derecede hastalık ve arızasının bulunmaması gerekir. Sigortalılık öncesi malûl sayılmasını gerektirmeyecek düzeyde hasta veya sakat iken bu hastalık veya sakatlığı ilerlemiş ve sigortalılık sonrası malûl sayılmayı gerektirecek dereceye ulaşmış ise sigortalıya malûliyet aylığı bağlanabilecektir. Somut olayda; davacı, ilk olarak 18.07.1995 tarihinde 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı çalışmaya başlamış, 1479 sayılı Kanun kapsamında da 02.09.2003 tarihinden itibaren sigortalılığı başlamıştır. Akdeniz Üniversitesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı’nın 22.09.2011 tarihli raporunda “anamnez dikkate alındığından hastalığı doğuştan olduğu 02.03.2003 tarihinde malul sayılmasını gerektirecek düzeyde olmadığı” raporu üzerine, Mahkemece, sadece rapora atıf yapılarak davanın reddine karar verilmiştir. Davacının sigorta başlangıcı 2003 değil 1995 yılı olup, hükme esas raporda 2003 yılında dahi malul sayılmasını gerektirecek düzeyde olmadığı bildirildiğine göre, sigortalılık niteliğini kazanmasından önce kendisinde var olan ancak malûl sayılmasını gerektirmeyen hastalığının, sigortalılığından sonra malûl sayılmayı gerektirecek noktaya varıp varmadığı ve malul ise hangi tarihten itibaren maluliyetinin başladığı alınacak sağlık raporları ile belirlenmeli; hastanelerin sağlık raporları arasında çelişki bulunması durumunda, bu çelişkinin 1479 sayılı Kanunun 28/son ve 56’ncı maddesinde belirtilen prosedüre uyularak, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan, itiraz halinde ise Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla giderilmesi (5510 sayılı Kanunun 95’inci maddesi), Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulundan verilecek rapor ile Adli Tıp Kurumundan alınacak rapor arasında çelişki mevcut olması halinde ise Tıp Fakültelerinin ilgili anabilim dalı uzmanlarından oluşturulan kurullardan veya Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınması gereği nazara alınmalı; tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmaksızın eksik araştırma, inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 14.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.