4. Hukuk Dairesi 2019/3264 E. , 2020/1252 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 13/07/2015 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/09/2019 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetki…
**4. Hukuk Dairesi 2019/3264 E. , 2020/1252 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 13/07/2015 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/09/2019 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre tarafların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının 54,40TL'sinin davacıya, 102,47 TL'sinin de davalıya yükletilmesine, peşin alınan harçların bundan mahsubuna 11/03/2020 gününde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Davacı vekili; davalının, 17/06/2015 tarihinde yayınlanan bir TV programında sarf ettiği bir kısım ifadelerin, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (...) genel sekreteri olarak görev yapan müvekkilinin kişilik haklarına saldırı teşkil edecek nitelikte olduğunu belirterek manevi tazminat talep etmiştir. Davalı vekili; davacının, hâkim savcı atama kararnamesi ile ilgili bir gazeteye verdiği beyanat sonrası müvekkilinin davacıyı eleştirdiğini, davacıya somut suç isnadında bulunmadığını, davacı hakkında sarf ettiği sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında kalması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi 22/12/2015 tarihli kararında, davalının eyleminin eleştiri niteliğinde açıklamadan ibaret olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Bu kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Dairemiz, 08/05/2018 tarihli ve 2016/2468 esas, 2018/3882 karar sayılı ilamıyla; davalının, basına verdiği demeç ile davacının, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunu işlediğinden bahsetmek suretiyle somut suç isnadında bulunma şeklindeki eyleminin davacının kişilik haklarına saldırı olarak kabul edilmesi gerektiğinden bahisle anılan kararı bozmuştur. Bozmaya uyan mahkemece bozma ilamı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraf vekilleri bu kararı temyiz etmiştir. Dairemiz bu kez, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermiştir.