4. Hukuk Dairesi 2011/10263 E. , 2012/14114 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat tarafından, davalılar ... vd. aleyhine 25/02/2004 gününde verilen dilekçe ile haksız fiil nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/06/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi ta…
**4. Hukuk Dairesi 2011/10263 E. , 2012/14114 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat tarafından, davalılar ... vd. aleyhine 25/02/2004 gününde verilen dilekçe ile haksız fiil nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/06/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları ile reddedilmelidir. 2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince: Dava haksız fiil nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş kararı davacı temyiz etmiştir. Davacı, davalıların kendisini zorla araca bindirmesi ve direnmesi üzerine yaralaması nedeniyle 7.500 TL manevi tazminatın hüküm altına alınmasını istemiştir. Yerel mahkeme, davalıların davacıyı şehvet hissiyle hürriyetinden mahrum bırakmaları ve yaralamaları nedeniyle 750 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Dava konusu olayda; Somut olayın gerçekleşme biçimi, eylemin niteliği ve yukarıda anılan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı azdır. Şu durumda yerel mahkemece davacı yararına daha üst düzeyde manevi tazminata hükmolunmak üzere kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, davacının diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.