Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/3033 E. , 2024/9347 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2020/3033 Karar No : 2024/9347 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü / ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde yardımc…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/3033 E. , 2024/9347 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2020/3033 Karar No : 2024/9347 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü / ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde yardımcı doçent olarak görev yapmakta iken 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı beraat kararı, dava konusu işlemin iptal edilebilmesi için tek başına yeterli olmadığından, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat veya iltisakının olup olmadığı hususunun diğer tespitler yönünden değerlendirilmesi gerektiği, davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli bankadaki hesabında bulunan para miktarı "0" iken hesabına 14/04/2014 tarihinde 2.355,00 TL yatırdığı, yine aynı Banka'da 07/01/2014 tarihinde 18.410,00 TL tutarlı 31 günlük, 17/01/2014 tarihinde 3.000,00 TL tutarlı 31 günlük, 28/01/2014 tarihinde 26.775,00 TL tutarlı 31 günlük katılım hesabı açtığı, Mahkemelerinin 29/01/2019 tarihli ara kararı ile davalı idareden, idarelerinin 16/12/2016 tarihli soruşturma raporunda geçen tanık ifadelerinin dayanağını teşkil eden imzalı ifade tutanaklarının istenildiği, tanık N.A tarafından, "... ilk eşinden ayrıldıktan sonra iyi bu cemaat var benim elimden tuttular, bana destek oldular dediğini hatırlıyorum" şeklinde beyanda bulunulduğu, ayrıca tanıklar N.A., S.A. ve R.A.'nın ifadeleri incelendiğinde, 2014 yılı yerel seçimlerinden sonra yapılan örgüt toplantısında bazı isimlerin örgütten ayrılmak istediğini beyan etmelerine karşın davacının da aralarında bulunduğu diğer katılımcıların bu yönde bir irade sergilemediklerinin tanık ifadeleri ile anlaşıldığı, örgüte iltisaklı Bank Asya isimli banka hesabındaki mevduatında 2014 yılından itibaren artış meydana getirdiği gibi üç ayrı tarihte farklı miktarlar ile katılım hesabı açtığı, hakkında yürütülen idari soruşturmada örgüt ile ilişkisini ortaya koyan tanık beyanının olduğu, buna göre davacının FETÖ/PDY ile normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir ilişki içerisine girdiğinin anlaşıldığı, bu durumun davacının FETÖ/PDY ile bağı olduğu şeklinde değerlendirilmesinin makul ve hakkaniyete uygun düştüğü, Anayasa'yla kurulmuş hür demokratik düzeni ortadan kaldırmayı amaçlayan terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda somut verilere ulaşılan davacının, Anayasa'ya sadakat yükümlülüğünü de ihlal ettiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlem Mahkemelerince hukuka uygun bulunduğundan, davacının anılan işlemden dolayı yoksun kaldığı parasal ve özlük hak talebinin de reddi gerektiği belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında; davacının Bank Asya'da açmış olduğu hesabın bakiyesi 31/12/2013 tarihinde 0,00 TL iken, örgüt liderinin talimatından sonraki süreçte; mezkur hesaba 14/04/2014 tarihinde 2.355,00 TL para yatırdığı, ayrıca 07/01/2014 tarihinde 18.410,00 TL, 17/01/2014 tarihinde 3.000,00 TL, 28/01/2014 tarihinde 26.775,00 TL tutarında katılım hesapları açtığı, bu durumun davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatına gerekçe olduğu belirtilmiş ve İlk Derece Mahkemesince, davacının Bank Asya hesabındaki mevduatını 2014 yılında rutin bankacılık faaliyetini aşar şekilde artırdığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafından Bank Asya'ya yatırılan paraların ev satın almak amacıyla birikimlerini anılan Banka'ya yatırıldığının ileri sürüldüğü, Dairelerinin 19/09/2019 tarihli ara kararına MASAK'tan gelen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının yatırdığı söz konusu paraların ev satın almak amacına ilişkin olduğu ve ceza yargılamasındaki tespitlerin de bu durumla örtüştüğü anlaşıldığından, söz konusu gerekçenin davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirmeyeceği, dava konusu uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince yapılan 29/01/2019 tarihli ara karara cevaben gelen 16/12/2016 tarihli soruşturma raporunda, davacının örgütsel amaca yönelik olan sohbetlere katıldığı yönündeki N.A, S.A, R.A adlı tanıkların beyanları incelendiğinde; toplantılarda örgüt elebaşının kitaplarının ve örgütsel yayınların okutulduğu, örgüt elebaşının propaganda yaptığı görüntü ve konuşmalarının izlettirilip dinletildiği, katılımcılardan himmet, zekât, burs, kurban bağışı adı altında nakdi veya ayni yardımlar istenip toplanıldığı, örgütün çıkardığı gazete ve dergilere aboneliklerin yapıldığı, toplantıya katılanlardan çevrelerine de nakdi yardım yapmaları ve gazete ve dergilere abone olmaları için ikna etmelerinin istenildiği gibi örgütsel niteliğe haiz toplantı yapıldığına ilişkin bulgulara yer verilmediğinin anlaşıldığı, davacının örgütsel amaca yönelik olan sohbetlere katıldığı yönünde tanık beyanlarının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, örgütsel niteliğe haiz toplantı yapıldığına ilişkin bulgulara yer verilmeyen sohbet toplantılarının örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilmesine olanak bulunmadığından ve dava konusu olayda da örgütsel niteliğe haiz toplantı yapıldığına ilişkin bulgulara yer veren tanık beyanları olmadığından, anılan tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağı belirtilmiş ve davacının Bank Asya'daki hesap hareketliliğinin ev satın almak amacına ilişkin olduğu, söz konusu tanık beyanlarına konu sohbetin de örgütsel niteliğe haiz toplantı olmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönünde verilen Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlem hukuka aykırı bulunduğundan, dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi, parasal haklarının ise hakediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının ise hakediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; tanıklar N.A., S.A. ve R.A.'nın katıldıkları sohbetlerde davacının da bulunduğunu beyan ettikleri, davacının sohbetlere katılmadığı yönündeki beyanının gerçeği yansıtmadığı, davacının örgüte mali destek sağlamak amacıyla Bank Asya'ya para yatırdığı, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; hakkındaki tanık beyanlarının gerçek dışı olduğu, hakkındaki ceza yargılaması neticesinde üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği, FETÖ/PDY terör örgütüne finansal destek sağlamak amacıyla Bank Asya'ya para yatırmadığı, ev almak için bahse konu Banka nezdindeki parasını çektiği, davalı idarece eşine ilişkin tespitlerin ileri sürülmesinin suç ve cezaların şahsiliği ilkesini ihlal ettiği, temyiz isteminin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin yayımı tarihinde yürürlüğe giren ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinde, "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (Anayasa Mahkemesinin 31/05/2023 tarihli ve E:2018/77, K:2023/105 sayılı kararıyla, 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "... üyeliği, mensubiyeti veya ..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir. Davalı idare bünyesinde yardımcı doçent olarak görev yapan davacı, 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi istemiyle yaptığı başvuru Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı işlemiyle reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Öte yandan, davacının, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, anılan suçun davacı tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği ve söz konusu kararın istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği görülmüştür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Temyize konu kararda yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince; a) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları Tanık N.A. tarafından, "... ilk eşinden ayrıldıktan sonra iyi bir cemaat var benim elimden tuttular, bana destek oldular dediğini hatırlıyorum" şeklinde beyanda bulunulduğu, tanıklar N.A., S.A. ve R.A.'nın ise; davacının 2011-2013 yılları arasında örgütün sohbet toplantılarına katıldığı, 2014 yılı yerel seçimlerinden sonra örgüt toplantısı yapıldığı ve bu toplantıda bazı isimlerin örgütten ayrılmak istediğini beyan etmelerine karşın davacının da arasında bulunduğu diğer katılımcıların bu yönde bir irade sergilemedikleri yönünde beyanda bulundukları anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, bu tanık beyanlarına ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; anılan beyanların gerçeği yansıtmadığı, FETÖ/PDY terör örgütünün sohbet toplantılarına katılmadığı, tanık R.A.'nın 2008-2009 yıllarından itibaren örgütün sohbet toplantılarına katıldığını ve bu toplantılarda kendisini gördüğünü beyan ettiği ancak söz konusu tarihlerde kendisinin Kayseri'de değil Konya'da yaşadığı, tanık N.A.'nın inandırıcılığını artırmak adına gerçek dışı beyanda bulunduğu, tanıklar N.A. ve S.A. ile sohbet ortamında değil, 2012 yılında Erciyes Üniversitesi Sabancı Kültür Sitesi önünde gerçekleştirilen Nevruz etkinliğinde tanıştıkları, kendi içerisinde tutarsızlık gösteren bu beyanlara itibar edilemeyeceği, tanıkların kendilerini suçtan kurtarmak amacına matuf olarak beyanda bulundukları ileri sürülmüştür. Temyize konu İdare Dava Dairesi kararında, bu beyanlar davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının örgütün sohbet toplantılarına katıldığına, örgütün kendisine destek olduğu yönünde beyanda bulunduğuna ve örgütten ayrılmak yönünde bir irade sergilemediğine yönelik tanık beyanlarının davacının örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyduğu sonucuna varılmıştır. b) Bank Asya FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır. Nitekim, Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 20/12/2017 tarihli ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank Asya'ya para yatırma fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirildiği, ayrıca anılan Banka'ya eş adına para yatırılmasının da aynı kapsamda olduğu karara bağlanmıştır. Öte yandan Anayasa Mahkemesi de, örgütün mali kaynağını oluşturan ve bu yolla gelir elde ettiği anlaşılan Banka'ya, örgüt liderinin ve yöneticilerinin çağrıları üzerine para yatırmanın somut olayın koşullarına göre silahlı terör örgütüne üye olma suçunun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak değerlendirilebileceğini kabul etmiştir (AYM, Metin Evecen, B. No: 2017/744, 04/04/2018, § 59). Dava dosyasının incelenmesinden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli bankadaki hesabında bulunan para miktarı 31/12/2013 tarihinde "0" iken Ocak 2014'te 48.185,00 TL, Şubat 2014'te 50.345,75 TL, Mart 2014'te 56.315,84 TL, Nisan 2014'te 59.843,09 TL ve Mayıs 2014'te 52.933,50 TL olduğu, hesabına 14/04/2014 tarihinde 2.355,00 TL yatırdığı, yine aynı Banka'da 07/01/2014 tarihinde 18.410,00 TL tutarlı 31 günlük, 17/01/2014 tarihinde 3.000,00 TL tutarlı 31 günlük, 28/01/2014 tarihinde 26.775,00 TL tutarlı 31 günlük, 27/08/2014 tarihinde 4.200,00 TL tutarlı 31 günlük katılım hesabı açtığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından ev satın almak amacıyla birikimlerini Bank Asya'ya yatırdığı, söz konusu evi satın aldıktan sonra anılan Banka'da işlem gerçekleştirmediği, örgüte finansal destek sağlamak gibi bir amacının bulunmadığı ileri sürülmüş ve temyize konu İdare Dava Dairesi kararında da bu beyanlara itibar edilmiş ise de, bahse konu evi 2014 yılı Haziran ayında satın aldığı, ancak 27/08/2014 tarihinde Bank Asya'ya 4.200,00 TL yatırarak aynı tarihli katılım hesabı açtığı görüldüğünden bu iddiasına itibar edilemeyeceği, 31/12/2013 tarihinde hesabın bakiyesi "0" iken FETÖ liderinin talimatından sonra artış gösterdiği anlaşıldığından, davacı adına açılmış olan hesaptaki FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemdeki hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz ettiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davacının Bank Asya nezdindeki hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde artırması ve örgüt ile ilişkisini ortaya koyan tanık beyanlarının bulunması hususları göz önünde bulundurulduğunda davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali ile dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının hak ediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, bu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal hakların hak ediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolunda verilen temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 04/06/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.