Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden TSK) ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 22/2/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Jandarma Genel Komutanlığına bağlı Mersin ili Mut ilçe Jandarma Komutanlığı emrinde uzman jandarma statüsünde görev yapmakta iken 30/11/2014 tarihinde, Mut ilçesinde gazinoda konsomatris olarak çalışan bir kadının Jandarma İmdat İhbar Hattını arayarak başvurucu ile ilişkisinden hamile olduğu, başvurucunun kendisini darp ettiği yolunda şikâyeti üzerine başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. İdari tahkikat heyeti tarafından başvurucunun ve şikâyetçinin ifadeleri alınmıştır. Şikâyetçi, başvurucuyla ilişkisinin kanıtı olarak aralarında geçen telefon mesajları ile fotoğraf sunmuştur. Ayrıca hamile olduğuna dair tıbbi belgeleri vermiştir. Başvurucu, 3/12/2014 tarihli ifadesinde isnatları reddetmiş, şikâyetçiyi tanımadığını belirtmiştir. İdari tahkikat sonucunda, 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun maddesi uyarınca sıralı sicil amirlerince başvurucunun evli olduğu hâlde konsomatris olarak çalışan kadınla gayrimeşru ilişkisi bulunması nedeniyle davranışlarının TSK'nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı olduğu şeklinde kanaat bildirilmiş ve "silahlı kuvvetlerden ayırma cezası" teklif edilerek hazırlanan dosya, Jandarma Genel Komutanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilmiştir. Başvurucu Yüksek Disiplin Kurulunun talebi üzerine 26/12/2014 tarihinde yazılı savunmasını sunmuştur ve 12/2/2015 tarihinde ise Yüksek Disiplin Kurulu önünde sözlü savunma yapmıştır. Başvurucu savunmalarında, şikâyetçi ile ilişkisinin olduğu hususunun kısmen doğru olduğunu, ancak bu kişiyi darp etmediğini, ayrıca yaptığının doğru olmadığını anlayarak bu kişi ile irtibatı koparmaya çalıştığını, bunun üzerine şikâyetçinin intihar edeceğini, aile düzenini bozacağını, kurumuna şikâyette bulunacağını söyleyerek kendisine şantaj ve tehditte bulunduğunu belirtmiştir. Yüksek Disiplin Kurulunun 12/2/2015 tarihli işlemiyle 6413 sayılı Kanun'un ve maddeleri uyarınca başvurucunun "silahlı kuvvetlerden ayırma" cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan kararın 24/2/2015 tarihinde Jandarma Genel Komutanı tarafından onaylanması ile ayırma süreci tamamlanmıştır. Başvurucu, TSK'dan ayırma kararına karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; dava konusu işleme dayanak gösterilen ilişkilerin özel hayat sınırları içinde kaldığını, takdirlerle dolu başarılı bir sicile sahip olmasına ve daha önce disiplin cezası bulunmamasına rağmen bu durumun dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. AYİM, davayı reddetmiştir. Kararda, başvurucunun belirtilen eylemleri ile TSK'nın itibarını sarsacak ve göreve devam etmesini engelleyecek vehamet derecesinde ve toplumun genel ahlak yapısına aykırı nitelikte ahlak dışı hareketlerde bulunduğunun anlaşıldığı, tesis edilen işlemde takdir yetkisinin objektif ölçütlerle kamu yararı ve birey yararı dengesi gözetilerek kullanıldığı dolayısıyla hukuka aykırılık bulunmadığı şeklinde değerlendirmeler yer almıştır. Nihai karar 3/2/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu karar düzeltme yoluna gitmemiştir. Başvurucu 22/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 6413 sayılı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte olan ve 2/1/2017 tarihli ve 681 sayılı KHK ile değiştirilmeden önceki hâliyle "Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası, personelin tabi olduğu mevzuat hükümlerine göre Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesilmesi veya durumuna göre sözleşmesinin feshedilmesi sonucunu doğurur. Bu cezayı alanlar, seferberlik ve savaş hâlleri haricinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde herhangi bir şekilde görev alamazlar.(2) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası; kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığında oluşturulacak yüksek disiplin kurulları tarafından verilir ve ilgili kuvvet komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının onayı ile yerine getirilir. General ve amiraller hakkında ise Genelkurmay Başkanlığında teşkil edilecek yüksek disiplin kurulu tarafından verilir ve yerine getirilir.(3) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası; disiplin amirlerinden en az ikisinin teklifi üzerine yüksek disiplin kurulları tarafından verilebileceği gibi, eldeki bilgi ve belgelere göre yüksek disiplin kurulları tarafından resen de verilebilir. Genelkurmay Başkanının eldeki bilgi ve belgelere ya da gerekli görmesi üzerine yaptırdığı disiplin soruşturması sonucuna göre hakkında bu cezanın verilmesine kanaat getirdiği personelin dosyaları bir karar verilmek üzere doğrudan yetkili yüksek disiplin kuruluna sevk edilir.(4) Kuvvet komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında teşkil edilecek yüksek disiplin kurulları; kurmay başkanının başkanlığında personel, istihbarat ve harekât başkanları, personel ve tayin dairesi başkanları, adli müşavir veya hukuk müşaviri, kıdem, sicil ve personel yönetimi ile ilgili şube müdüründen oluşur. Genelkurmay Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu; Genelkurmay Başkanının başkanlığında kuvvet komutanları, Jandarma Genel Komutanı, Genelkurmay İkinci Başkanı, Genelkurmay Personel Başkanı ve Genelkurmay Adli Müşavirinden oluşur. Yüksek disiplin kurullarında kararlar oy çokluğu ile alınır. Oylar dağılırsa, hakkında tahkikat yapılanın en çok aleyhinde olan oy, çoğunluk elde edilinceye kadar kendisine daha yakın olan oya tabi olur.(5) Yüksek disiplin kurulları; gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili birlik, kurum ve karargâhlardan bilgi almaya, hâkim veya savcı kararı gerektirmeyen durumlarda kriminal inceleme yaptırma da dâhil olmak üzere her türlü inceleme yaptırmaya, tanık ve bilirkişi dinlemeye, keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler.(6) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasının verilmesine ilişkin sürecin; disiplin amirlerinin teklifi ile başlatılması hâlinde süreci başlatan disiplin amiri tarafından, diğer durumlarda ise yetkili komutanlıklar vasıtası ile yüksek disiplin kurulları tarafından hakkında karar verilecek personelin savunması alınır. Yazılı savunma haricinde, yüksek disiplin kurulu tarafından gerek görülmesi veya personelin talepte bulunması hâlinde personel sözlü olarak da ifade vermeye çağrılabilir. Firar ve izin tecavüzü gibi ilgilinin bulunamaması nedeniyle savunma almayı imkânsız hâle getiren zorunlu hâller (…) (1) gereğince verilecek Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasında savunma alınmaz. (1)(7) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası alan yedek subaylar, ilgili kanunlara göre belirlenen kalan askerlik hizmetlerini er rütbesi ile tamamlarlar.(8) Türk Silahlı Kuvvetlerinde sözleşmeli statü ile görev yapan personelin sözleşmelerinin feshine ilişkin özel kanunlarındaki hükümler ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma ve çıkarmaya ilişkin diğer kanunlarda düzenlenmiş hükümler saklıdır.” 6413 sayılı Kanun’un işlem tarihinde yürürlükte olan "Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “(1) Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler şunlardır:...b) Ahlaki zayıflık: Görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olmak veya Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde yüz kızartıcı, utanç verici veya toplumun genel ahlak yapısına aykırı fiillerde bulunmaktır.…” 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Bazı kamu görevlilerine yaşlılık aylığı bağlanacak haller" kenar başlıklı maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlardan subay, astsubay, askerî memurlarla uzman jandarma ve uzman erbaşlar ahlâk noktasından hükümle veya yetersizlik ya da disiplin sebeplerinden dolayı sicilleri üzerine veyahut askerî mahkemelerce verilecek kararlar üzerine kurumlarınca re'sen, bunlar dışında kalanlar ise ahlâk ve yetersizlik sebeplerinden dolayı yönetmeliğine göre sicilleri üzerine kurumlarınca re'sen emekliye sevk edilenlere ise, 28 inci maddenin ikinci ve üçüncü fıkrasında belirtilen yaş ve prim ödeme gün sayısını tamamlamaları halinde yaşlılık aylığı bağlanır.”