Ceza Genel Kurulu 2014/13 E. , 2016/424 K. "" Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi Mahkemesi :Sulh Ceza Günü : 08.06.2010 Sayısı : 1134-881 Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanık ...'un TCK'nun 89/1, 89/2-b-e, 62 ve 51/1-3. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ertelemeye ilişkin, Alanya 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 08.06.2010 gün ve 1134-881 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12…
**Ceza Genel Kurulu 2014/13 E. , 2016/424 K.** **"İçtihat Metni"** Yargıtay Dairesi : 12. Ceza Dairesi Mahkemesi :Sulh Ceza Günü : 08.06.2010 Sayısı : 1134-881 Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan sanık ...'un TCK'nun 89/1, 89/2-b-e, 62 ve 51/1-3. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ertelemeye ilişkin, Alanya 1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 08.06.2010 gün ve 1134-881 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 11.04.2013 gün ve 17375-9589 sayı ile; "Olay tarihinde sanık yayanın aniden yola çıkarak trafik kazasına sebebiyet vermesi sonucu motosiklet sürücüsü ...'ın taksirle yaralandığı olayda, sanık hakkında kamu davası açılmış ve yapılan yargılama sonunda sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir. Yayanın sebebiyet verdiği trafik kazasından dolayı sanık olup olmayacağı sorununun öncelikle çözümlenmesi gerekmektedir. Taksir, istisnai bir kusurluluk şeklidir. Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için bir takım önlemler alma ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama zorunluluğundan doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirir. Fail, tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme olanak ve ödevinin varlığına rağmen sonuca iradi bir hareketle neden olmak olup Türk Ceza Kanununun 22/2. maddesi ‘Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi’ olarak tanımlamaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun son olarak verdiği 07.06.2011 gün 54-120 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında da vurgulandığı gibi, öğretide ve uygulamada taksirin unsurları; 1- Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması, 2- Hareketin iradi olması, 3- Neticenin iradi olmaması, 4- Hareketle netice arasında nedensellik bağının bulunması, 5- Neticenin öngörülebilir olmasına karşın fail tarafından öngörülememesi, şeklinde kabul edilmektedir. Yayanın karşıdan karşıya geçerken kendisine motorlu bir vasıtanın çarpacağı ve bu vasıtada bulunanların yaralanacağını öngörebilmesinin kabulü toplumda yaygın olan ortak düşünceye aykırıdır. Yayaların motorlu taşıt sürücülerine zarar vereceklerini, bu nedenle daha fazla basiretli davranmaları gerektiğini bildikleri ve cezalandırılmaları gerektiği kabul edilemez. İntihar etmek için kendisini hızla gelen otomobilin altına atan ve kazaya neden olan şahsın amacı, kendi yaşamına son vermek olup sürücünün yaralanabileceğini de önceden görebileceği söylenemez. Bu nedenle taksirin ‘neticenin öngörülebilmesi’ unsuru bu gibi olaylarda gerçekleşmemiştir.