Başvuru, cezaevinde slogan atma nedeniyle tutukluya disiplin cezası verilmesinin ifade özgürlüğünü, disiplin cezasına yapılan itirazın Cumhuriyet savcısının mütalaası tebliğ edilmeden İnfaz Hakimliğince gerekçesiz olarak reddedilmesinin adil yargılanma hakkını, disiplin cezasına ilişkin düzenlemenin öngörülebilir olmamasının suç ve cezada kanunilik ilkesini ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; cezaevinde slogan atma nedeniyle tutukluya disiplin cezası verilmesinin ifade özgürlüğünü, disiplin cezasına yapılan itirazın Cumhuriyet savcısının mütalaası tebliğ edilmeden İnfaz Hakimliğince gerekçesiz olarak reddedilmesinin adil yargılanma hakkını, disiplin cezasına ilişkin düzenlemenin öngörülebilir olmamasının suç ve cezada kanunilik ilkesini ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 4/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/3/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 7/5/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 7/5/2015 tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık, tanınan ek süre sonunda görüşünü 8/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 21/7/2015 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, karşı görüşlerini 4/8/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, başvuru tarihinde Tekirdağ 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır. Başvurucunun 30/3/2012 tarihinde arkadaşlarıyla birlikte “ölen insanları anmak” için “Şehitlerimizin hesabını sorduk, soracağız”, “Kahrolsun faşizm, kahrolsun emperyalizm”, “Tecride işkenceye son, yaşasın mücadelemiz, yaşasın önderimiz Dursun Karataş” şeklinde slogan attığı tespit edilmiştir. Başvurucu, Tekirdağ 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının 11/4/2012 tarihli ve K.2012/268 sayılı kararı ile 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendi hükmü uyarınca “2 ay süre ile ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma” disiplin cezası ile cezalandırılmıştır. Söz konusu karara karşı başvurucunun yaptığı itiraz, Tekirdağ İnfaz Hâkimliğinin 26/11/2012 tarihli ve E.2012/1294, K.2012/3075 sayılı kararı ile reddedilmiştir. İnfaz Hâkimliği kararının gerekçe kısmı şöyledir:“…Disiplin Kurulunun 11/04/2012 tarihli 2012/268 sayılı kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, soruşturmanın süresinde açıldığı ve bitirildiği, eylemin nitelendirilmesinde bir hatanın olmadığı, cezanın da mevcut düzenlemeler çerçevesinde belirlendiğinden yerinde görülmeyen şikayet başvurularının reddine…” İnfaz Hakimliği kararına karşı yapılan itiraz, Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesinin 31/12/2012 tarihli ve 2012/1844 Değişik İş sayılı kararında “…kararın usul ve yasaya uygun olduğu, her hangi bir usul ve yasa hükmüne aykırılık bulunmadığı...” gerekçesiyle reddedilmiş, karar başvurucuya cezaevinde 31/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 4/3/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu’nun “İnfaz hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı görüşünü alır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./md.) Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./md.) Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./md.) İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.” 5275 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır.(2) Suç oluşturan eylemlerden dolayı açılan kamu davası, disiplin soruşturması yapılmasını ve cezanın uygulanmasını engellemez” 5275 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendi şöyledir:“(1) Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar mektup, faks ve telgraf almak ve yollamaktan, televizyon izlemekten, radyo dinlemekten, telefon etmekten ve diğer iletişim araçlarından yararlanmaktan tamamen veya kısmen yoksun bırakılmasıdır.(2) Bu cezayı gerektiren eylemler şunlardır:…e) Gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak,…” 5275 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası ve (2) numaralı fıkrasının (d) bendi şöyledir:“(1) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar ziyaretçi görüşüne çıkarılmamasıdır.(2) Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezasını gerektiren eylemler şunlardır:... d) Kurumda korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veya davranışta bulunmak.”