Başvurucu, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami sınırı aşması nedeniyle hukuka aykırı hâle geldiğini, ayrıca makul süreyi de aştığını ileri sürerek Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami sınırı aşması nedeniyle hukuka aykırı hâle geldiğini, ayrıca makul süreyi de aştığını ileri sürerek Anayasa’nın maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 7/11/2013 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 24/12/2013 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 6/2/2014 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 6/2/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 7/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 14/3/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevap vermemiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi, Bakanlık görüşü ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1/9/2008 tarihinde gözaltına alınmış, Silivri Sulh Ceza Mahkemesinin 4/9/2008 tarih ve 2008/88 sorgu sayılı kararıyla tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 20/2/2009 tarih ve E.2009/198 sayılı iddianameyle haksız çıkar sağlamak için kurulan suç örgütüne üye olmak, yağma, hırsızlık ve 10/7/1953 tarih ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Başvurucu, E.2009/64 sayılı dosya kapsamında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmıştır. Mahkeme 16/10/2012, 27/12/2012, 13/3/2013, 10/5/2013, 10/7/2013, 2/10/2013 ve 17/12/2013 tarihli duruşmalarda başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: “Sanıklar BERAT KÜRŞAT TOSUN, Ş.T. ve S.K.'ın üzerlerine atılı suçun yasal yaptırımı olan sevk maddelerinin alt ve üst sınırlarına, suç ve tutuklama tarihine nazaran kaçma şüphesi devam ettiğinden atılı suçun CMK. 100/3 maddesinde yazılı suçlardan olması, kuvvetli suç şüphesini gösteren olgu kriterinin mevcut dosyada devam etmesi, delilleri karartma ihtimalinin bulunması bu nedenle koruma tedbirlerinin de uygulanması yeterli olmayacağından tutuklama sebepleri kalkmadığından TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA”, Başvurucu, 23/9/2013 tarihinde Kanun’da öngörülen beş yıllık azami tutukluluk süresinin dolduğundan bahisle tahliye talebinde bulunmuş, bu talep İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 24/9/2013 tarih ve 2013/590 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: “Mahkememizin 2009/64 esas sayılı dosyasında sanık BERAT KÜRŞAT TOSUN’un üzerine atılı suçların niteliği, kovuşturmanın gelinen aşaması ve esas hakkındaki mütalaada tatbiki istenen madde ve tekabül eden cezaların miktarı nazara alınarak TAHLİYE TALEBİNİN REDDİNE,” Anılan karara karşı yapılan itiraz, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 31/10/2013 tarih ve 2013/237 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya 5/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: “Sanık Berat Kürşat Tosun'un üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, sanığın üzerine atılı suçun işlendiği yönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması nedeniyle İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin tutukluluğun devamına ilişkin verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından;Sanığın itirazının REDDİ ile sanık Berat Kürşat Tosun'un TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA” Başvurucu 7/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, 17/12/2013 tarih ve E.2009/64 sayılı oturumda da tutukluluk süresinin beş yılı aştığı gerekçesiyle tahliye talebinde bulunmuştur. Mahkeme tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:“Sanıklar BERAT KÜRŞAT TOSUN, Ş.T. ve S.K.'nın üzerlerine atılı suçun yasal yaptırımı olan sevk maddelerinin alt ve üst sınırlarına, suç ve tutuklama tarihine nazaran kaçma şüphesi devam ettiğinden atılı suçun CMK. 100/3 maddesinde yazılı suçlardan olması, kuvvetli suç şüphesini gösteren olgu kriterinin mevcut dosyada devam etmesi, delilleri karartma ihtimalinin bulunması bu nedenle koruma tedbirlerinin de uygulanması yeterli olmayacağından tutuklama sebepleri kalkmadığından TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA,” Anılan karara karşı yapılan itiraz, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2/1/2014 tarih ve 2014/1 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: “Sanıklar hakkında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince verilen tutukluluk halinin devamına ilişkin kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ve itirazın yerinde olmadığı anlaşıldığından sanıkların itirazlarının REDDİ ile sanıklar BERAAT KÜRŞAT TOSUN ve S.K'nın TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA,” İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 25/2/2014 tarihli oturumda da başvurucunun tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: “Sanıklar BERAT KÜRŞAT TOSUN…'nın üzerlerine atılı suçun yasal yaptırımı olan sevk maddelerinin alt ve üst sınırlarına, suç ve tutuklama tarihine nazaran kaçma şüphesi devam ettiğinden atılı suçun CMK. 100/3 maddesinde yazılı suçlardan olması, kuvvetli suç şüphesini gösteren olgu kriterinin mevcut dosyada devam etmesi, delilleri karartma ihtimalinin bulunması bu nedenle koruma tedbirlerinin de uygulanması yeterli olmayacağından tutuklama sebepleri kalkmadığından TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA,” İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 6/3/2014 tarih ve E.2009/64 sayılı kararla başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 10/3/2014 tarih ve E.2009/64, K.2014/49 sayılı kararıyla 6526 sayılı Kanun’un maddesi gereğince dava dosyasının Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi 16/10/2014 tarih, E.2014/115 sayılı karar ile yetkisizlik kararı vererek dava dosyasını İstanbul Anadolu Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … (Ek bent: 06/12/2006 - 5560 S.K.md) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149), …” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez..” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.” 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi şöyledir:“(1) Hırsızlıksuçunun;b) Herkesingirebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileriiçinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında,İşlenmesi hâlinde, üç yıldan yediyıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” 5237 sayılı Kanun’un maddenin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Yağma suçunun; a) Silâhla, b) Kişininkendisini tanınmayacak bir hâle koymasısuretiyle, c) Birden fazla kişi tarafındanbirlikte,d) (Değişik bent: 18/06/2014-6545 S.K./ md) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,....f) Var olanveya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, ...h) Gece vaktinde,İşlenmesi hâlinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadarhapis cezasına hükmolunur.” 5237 sayılı Kanun’un maddenin (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:“(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Örgütün silâhlı olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır.” 10/7/1953 tarih ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkındaki Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşlisilahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlarveya bulunduranlar hakkında bir yıldanüç yıla kadarhapis ve otuz günden yüzgüne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”