Başvurucu, evlerinin üzerinden geçmekte olan yüksek gerilim hattındaki elektrik akımına kapılarak yaralandığı, 14/2/2008 tarihinde zararın giderilmesi talebiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine Aydın İdare Mahkemesinde temsilcilerinin açtığı tam yargı davasının halen devam ettiğini, makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat ödenmesini talep etmiştir.
Başvurucu, evlerinin üzerinden geçmekte olan yüksek gerilim hattındaki elektrik akımına kapılarak yaralandığı, 14/2/2008 tarihinde zararın giderilmesi talebiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine Aydın İdare Mahkemesinde temsilcilerinin açtığı tam yargı davasının halen devam ettiğini, makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat ödenmesini talep etmiştir. Başvuru, 12/8/2013 tarihinde Menderes Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 25/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 4/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 23/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun temsilcileri, müşterek çocukları olan Muhammet Demir’in 2/12/2007 tarihinde, evlerinin üzerinden geçen yüksek gerilim hattındaki elektrik akımına kapılarak yaralanması üzerine 14/2/2008 tarihinde zararın giderilmesi talebiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına başvurmuşlardır. Başvurucunun temsilcileri, idarece taleplerinin reddedilmesi üzerine 6/6/2008 tarihinde Aydın İdare Mahkemesinde açtıkları tam yargı davasında, başvurucu Muhammet Demir’in evlerinin üzerinden geçen yüksek gerilim hattındaki elektrik akımına kapılarak yaralanması sonucunda uğradıkları zararın tazminini talep etmişlerdir. Mahkemece, 7/4/2010 tarih ve E.2008/889, K.2010/618 sayılı kararla; polis tarafından olay yeri incelemesi sırasında çizilen krokide; enerji nakil hattının evin ikinci katının üzerindeki düz çatıdan üç buçuk metre yüksekte olduğunun, çatının bir metre yükseklikteki duvarla çevrilmiş olduğunun, çatıda üç buçuk metre uzunluğunda bir demir çubuk bulunduğunun belirtildiği ve polis memurları tarafından tutulan görev tespit tutanağı ile bu durumun belirlendiği, polis tarafından ifadesi alınan başvurucu Muhammet Demir’in annesi Zeynep Demir’in olay sırasında ev işleri ile meşgul olduğu, başvurucu temsilcilerinin enerji nakil hattının altında inşa ettikleri evin çatısında bulunan demir çubukla evin üç buçuk metre üzerinden geçen elektrik tellerine dokunan Muhammet Demir’in elektrik çarpması sonucu yaralandığı, hizmetin görülmesi sırasında gerekli güvenlik standartlarına uygun davranan idarenin herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı, gerek ev başkanının üç buçuk metre uzunluğundaki demir çubuğu herkesin çıkabileceği evin düz çatısında bırakarak tedbirsiz davranması gerekse annenin ev işleriyle meşgul olduğu sırada dikkatinin zayıflaması sonucunda idarece yürütülen hizmet ile ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağının koptuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın yürütmesinin durdurulması ve temyizi talebi üzerine, 1/7/2010 tarihinde dava dosyası Danıştaya gönderilmiş olup, temyiz incelemesi devam etmektedir. Başvurucunun temsilcileri, 12/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.B. İlgili Hukuk 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam ve Nitelik" başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: “(2) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır.” 2577 sayılı Kanun'un "Dilekçeler Üzerine İlk İnceleme" başlıklı maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir: “(3) (Değişik: 5/4/1990 – 3622/5 md.) Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından:a) Görev ve yetki,b) İdari merci tecavüzü,c) Ehliyet,d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı,e) Süre aşımı,f) Husumet,g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları,Yönlerinden sırasıyla incelenir. (4) (Değişik: 5/4/1990 – 3622/5 md.) Dilekçeler bu yönlerden kanuna aykırı görülürse durum; görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir. Tek hakimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve 15 inci madde hükümleri ilgili hakim tarafından uygulanır. 3 üncü fıkraya göre yapılacak inceleme ve bu fıkra ile 5 inci fıkraya göre yapılacak işlemler dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde sonuçlandırılır.” 2577 sayılı Kanun'un "Dosyaların İncelenmesi" başlıklı maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir: “(5) (Değişik: 5/4/1990 – 3622/8 md.) Danıştay, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde dosyalar, bu Kanun ve diğer kanunlarda belirtilen öncelik veya ivedilik durumları ile Danıştay için Başkanlar Kurulunca; (1) diğer mahkemeler için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca konu itibariyle tespit edilip Resmi Gazete'de ilan edilecek öncelikli işler göz önünde bulundurulmak suretiyle geliş tarihlerine göre incelenir ve tekemmül ettikleri sıra dahilinde bir karara bağlanır. Bunların dışında kalan dosyalar ise tekemmül ettikleri sıraya göre ve tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.” 2577 sayılı Kanun'un "Temyiz ve İstinaf İstemlerinde Yürütmenin Durdurulması" başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “(1) (Değişik: 5/4/1990–3622/21 md.) Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebilir. (Ek Cümle: 10/6/1994 - 4001/22 md.) Davanın reddine ilişkin kararlara karşı temyiz ya da istinaf yoluna başvurulması halinde, dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi maddede öngörülen koşulun varlığına bağlıdır.”