T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/80 - 2025/1486 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/80 KARAR NO : 2025/1486 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/10/2023 NUMARASI : 2023/208 Esas 2023/634 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 27.11.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 16.12.…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/80 - 2025/1486 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/80 KARAR NO : 2025/1486 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/10/2023 NUMARASI : 2023/208 Esas 2023/634 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 27.11.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 16.12.2025 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacılar vekili dava dilekçesinde; 25.10.2010 tarihinde, davacı ...’ın eşi, davacı ...’ın oğlu olan ... idaresindeki, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın kaza yaptığını, ...’ın vefat ettiğini, davacı ... ve çocukları tarafından davalı şirkete karşı açılan Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/200 Esas sayılı dosyasında alınan aktüer bilirkişi raporunda, garamaten paylaştırma yapıldığında, eş ...'ın destekten yoksun kalma zararının 132.467,42 TL, anne ... için 7.344,96 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceğinin hesaplandığını ancak dosyada daha önce ıslah ile talep artırıldığından ikinci kez ıslah yapılamadığını belirterek HMK’nın 107. maddesi uyarınca şimdilik davacı ... için 18.000,00 TL, davacı ... için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmesini talep etmiş; talep artırım dilekçesi ile, talebini davacı ... için 73.781,57 TL’ye, davacı ... için 12.213,53 TL’ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuru dava şartının yerine getirilmediğini, taleplerin zaman aşımına uğradığını, taleplerin teminat dışı olduğunu, sigortalılarının kusurunun bulunmadığını, ölenin davacılara gerçekten destek olup olmadığının ispatının gerektiğini, kusur ve iş göremezlik durumu ile SGK ödemesinin olup olmadığının tespitinin ve tazminat hesabının kayıtlı aktüer tarafından yapılmasının gerektiğini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davacı ...'ın eşi, davacı ...'ın oğlu olan ...'ın 25.10.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda öldüğü ve davacıların ölenin desteğinden yoksun kaldıkları, bir kısım destekten yoksun kalanlar tarafından daha önce açılan dava sonucunda ıslah dilekçesine değer verilmeyerek destekten yoksun kalma tazminatının ödenmesine karar verildiği, açılan eldeki davanın ek dava niteliğinde bulunduğu, ek dava niteliğinde bulunması nedeniyle ilk açılan davanın karar tarihi itibari ile tazminat miktarının hak sahipleri yönünden hesaplanmasının ve bu tarih itibari ile belirlenen miktarın tazminat olarak ödenmesine karar verilmesinin gerektiği, aksi halde ek dava olarak açılan davalarda dava tarihi yada güncel olarak yapılan hesaba göre karar verilmesi halinde poliçe teminat limiti sona erinceye kadar ek dava açılabileceği, bu durumun ise davalı yönünden hukuki belirlilik ilkesine aykırı olacağı, tüm bu açıklamalar dikkate alındığında aktüer bilirkişi tarafından TRH 2010 yaşam tablosu kullanılmak ve progresif rant usulü uygulanmak suretiyle Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/200 esas sayılı dosyasının karar tarihi itibari ile yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 56.008,46 TL, davacı ... için 15.657,42 TL olmak üzere toplam 71.665,88 TL destekten yoksun kalma tazminatının poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile 26.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacılara ayrı ayrı ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalarının talep artırım dilekçesi üzerinden kabul edilmesi gerektiğini, aktüer bilirkişi raporundaki TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin kusur oranına göre değil zararın tamamından sorumlu tutulmamasının hukuka aykırı olduğunu, temerrüt tarihini kabul etmediklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü desteğin asli kusurlu olduğunu, bu nedenle davacıların zararının teminat dışı olduğunu, her bir davacı yönünden davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacılar vekili, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın, davacılar desteği ... idaresindeyken kaza yapması sonucu desteğin vefat ettiğini belirterek davacılar için destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiştir. 1-Davacıların destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan 07.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda PMF yaşam tablosu ve TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak iki ayrı hesap yapıldığı, mahkemece, gerekçeli kararda TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak yapılan hesaplamanın hükme esas alındığı belirtilmişse de hükümde PMF yaşam tablosu kullanılarak yapılan hesaplama esas alınarak karar verilmiş olması nedeniyle hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana geldiğinden kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir. kararın kaldırılması sebebidir. 2-HMK'nın 26. maddesinde, "(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır." denilerek, mahkemece kural olarak, dava dilekçesindeki talep çerçevesinde karar verileceği kabul edilmiştir. Somut olayda, davacılar vekili, 28.03.2023 tarihli talep artırım dilekçesinde, taleplerini davacı ... için 73.781,57 TL’ye, davacı ... için 12.213,53 TL’ye artırdıklarını bildirmiş olup mahkemece, davacı ... yönünden talep aşılarak davacı lehine 15.657,42 TL tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 3-Kabule göre de; davalı vekili, dava konusu kazanın meydana gelmesinde davacılar desteğinin asli kusurlu olduğunu, bu nedenle davacıların tazminat talep edemeyeceğini ileri sürmüşse de; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir Genel şartlar ile yapılan değişiklerin uygulanma zamanı; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının "A.1. Amaç" başlıklı maddesinin; 2. fıkrasının son cümlesinde; "Bu Genel Şartlar ekleriyle bir bütündür. Bu Genel Şartlar ve sigorta teminat limitleri kaza tarihi itibariyle uygulamaya esas alınır," düzenlemesi 02.02.2016 tarihindeki değişiklik ile "Bu Genel Şartlar" kaza tarihi itibariyle uygulanır ibaresi çıkarılıp sadece " sigorta teminat limitleri kaza tarihi itibariyle uygulamaya esas alınır" olarak değiştirilmiş, C.11. maddesinde ise "Bu genel şartların yürürlük tarihinden sonraki akdedilmiş sözleşmelerde uygulanacağı" düzenlemesi yapılmıştır. Dava konusu kazanın 25.10.2010 tarihinde meydana geldiği gözetildiğinde 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni ZMSS Genel Şartlarının dava konusu olaya uygulanması mümkün değildir. Davalının sorumluluğunun kapsamı, Karayolları Trafik Kanunu, Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiile ilişkin hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. Dava konusu kazanın meydana geldiği tarih itibariyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2019 tarih 2017/17-1089 E- 2019/294 K. sayılı ilamı ve 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas 2012/92 Karar, HGK'nun 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 Esas-2013/74 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; Yargıtay’ın sürücü ve işletenin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalanlar tarafından açılan davalarda verilen kararların temyiz incelemeleri sonunda istikrar kazanan uygulamasına göre, davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde, desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağına (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas 2012/92 Karar, HGK'nun 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 Esas-2013/74 Karar sayılı ilamları uyarınca) karar vermiş olduğundan, davalı vekilinin, dava konusu talebin sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Ancak Yargıtay uygulamasına göre desteğin kusurunun davacılara yansıtılamayacağı kabul edildiğinden hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacılar yararına hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından kusur indirimi yapılması da isabetli olmamıştır. 4-Davacı eş ... ve çocukları yönünden eldeki dava açılmadan önce Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/200 Esas 2017/1057 Karar sayılı dosyası ile davalı sigorta şirketine karşı açılan davada alınan 08.12.2017 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda, desteğin anne (dava dışı ...) ve babasına da pay ayrılarak yapılan hesaplamada, davacı ... lehine 178.343,43 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, diğer davacılar lehine hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatı gözetildiğinde poliçe limiti olan 175.000,00 TL’nin aşıldığı belirtilerek garame hesabı yapıldığı, buna göre davacı ... için davalı sigorta şirketinden 132.467,42 TL talep edebileceğinin belirlendiği, mahkemece, davacılar vekilinin daha önce ıslah ile talebini tüm davacılar için toplam 83.000,00 TL’ye yükselttiği, ikinci kez ıslah yapamayacağı gerekçesi ile davacı ... için 52.483,90 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere tüm davacılar için toplam 83.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatına karar verildiği, karara karşı davacılar vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulduğu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/3574 Esas 2020/1985 Karar sayılı kararı ile faizin türü yönünden kararın düzeltilerek onanmasına karar verildiği, eldeki davanın davacı ... yönünden ek dava niteliğinde olduğu, anlaşılmıştır. Ek davayı inceleyen mahkeme, kesinleşmiş kısmi davada verilen tespit hükmü, ek dava yönünden güçlü delil niteliğindedir ancak kısmi davada alınan bilirkişi raporları kesin delil niteliğinde değildir, ek davada hükme esas alınan bilirkişi raporları tümüyle inceleme ve itiraz konusu yapılmış ve bu şekilde yargısal denetimden geçerek hüküm kesinleşmiş ise davanın tarafları yönünden kesin delil teşkil edeceği gözetilmek zorundadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.03.2015 tarihli 2013/1728 Esas 2015/1036 Karar sayılı ve 01/12/2022 tarihli 2021/3(13)-429 Esas 2022/1650 Karar sayılı kararları). Bu durumda mahkemece, davacı ... ve çocukları yönünden davalı sigorta şirketine karşı açılan destekten yoksun kalma tazminatı istemli önceki davanın kesinleştiği de gözetilerek kesinleşen dosyada hükme esas alınan aktüer bilirkişi ek raporunun tanzim edildiği 08.12.2017 tarihi itibariyle desteğin tüm hak sahipleri yönünden destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması için aktüer bilirkişiden rapor alınması, kaza tarihi itibariyle hesaplamada PMF yaşam tablosunun kullanılması, poliçe limitinin 175.000,00 TL olduğu dikkate alınarak garame hesabı yapılması, eldeki davanın davacı ... yönünden ek dava niteliğinde olduğunun gözetilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2- Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Ankara 3. Genel İcra Dairesinin 2023/250617 esasına yatırılan 190.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.