3. Ceza Dairesi 2022/7702 E. , 2024/290 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2125-2012/1353 İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.04.2021 tarih ve 2019/312 - 2021/265 sayılı Kararı SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etme ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden 26.02.2019 ,Sanık ... yönünden 03.02.2014 HÜKÜMLER :Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında TC…
**3. Ceza Dairesi 2022/7702 E. , 2024/290 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2125-2012/1353 İLK DERECE MAHKEMESİ : Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.04.2021 tarih ve 2019/312 - 2021/265 sayılı Kararı SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etme ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden 26.02.2019 ,Sanık ... yönünden 03.02.2014 HÜKÜMLER :Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanunun 3, 5/1 maddeleri ile TCK'nın 62/1, 53/1-2-3, 54(Sanık ... hakkında) 58/9, 63 ve 5275 sayılı kanunun 108/4-5 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi Sanık ... hakkında TCK'nın 314/3 ve 220/7. Maddesinin atfı ile aynı Kanunun 314/2 ve 3713 sayılı Kanunun 3, 5/1 maddeleri ile TCK'nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9, 63 ve 5275 sayılı kanunun 108/4-5 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü: Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; 1.Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... haklarında (münhasıran) Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile ilgili olarak; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla sanıklar müdafiilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 2.Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakarında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, ... hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Yardım Etme suçlarından kurulan hükümler ile sanık ... hakkında müsadereye ilişkin hüküm ile ilgili olarak; Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280). Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, esas 9-242, karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1.maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut exante bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1. maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; a) Sanıklar ..., ... ve ... yönünden; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin Kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen esasa müessir iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği, kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE. Ancak; Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yerinde olmayan gerekçe ile fazla ceza tayin edilmesi, b)Sanıklar ... ve ... yönünden; Anılan örgütle iman ve gönül bağı ile bağlı olan, fiili ve maddi destek sağlayanlardan oluşan birinci katmanında yer alan kaportacı sanık ... ile berber ..., öğrenci evlerine erzak toplamak ve dağıtmaktan ibaret eylemleri dışında örgütün nihai amaçlarını açıkça ortaya koyan dış aleme yansıyan olay ve olguların yaşandığı dönemden sonra özel irtibat ve konumlarına ilişkin olay, olgu ve herhangi bir örgütsel faaliyetlerinin tespit edilememesine nazaran, eğitim ve sosyo kültürel durumları itibariyle haklarında TCK’nın 30. maddesinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışmasız bırakılması, c)Sanık ... yönünden; Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunan ve usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına ve aksi kanıtlanamayan savunmalara göre, olay tarihi itibariyle örgüte müzahir kurumlarda çalışmak ve anılan örgüte müzahir sendika üyeliği dışında herhangi bir örgütsel faaliyeti tespit edilemeyen sanığın ispat edilemeyen müsnet suçtan beraati yerine, olgu ve delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesinde ve yerinde olmayan gerekçe ile mahkumiyetine hükmedilmesi, d)Sanık ... yönünden; Örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığına dair yeterli delil bulunmayan, müzahir mağaza çalışanı sanığın, anılan örgüte üye oldukları iddiasıyla haklarında soruşturma ve kovuşturma yürütülen şahısların barınmaları için hazırlanan gaybubet evleri ile ilgilenmek ve kuryelik yapmaktan ibaret eylemlerinin örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin delil ve olguların hatalı değerlendirilmesi suretiyle suç vasfında yanılgıya düşülmesi, e)Sanık ... hakkında (ayrıca) müsadereye ilişkin olarak kurulan hüküm yönünden; Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı adli emanetinin 2019/1173 sırasında kayıtlı, 26.02.2019 tarihli ev aramasında elkonulan 3.950 TL ile 100 Amerikan doları paranın, hangi suretle kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen (5237 sayılı kanun madde 54/1), veya üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya(5237 sayılı kanun madde 54/4) yahut suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazanç (5237 sayılı kanun madde 55/1) kapsamında değerlendirildiğine ve bu bağlamda örgütle aidiyetlerini ortaya koyan somut olay ve olguların nelerden ibaret bulunduğuna dair dosya kapsamına ve hukuka uygun ilgili ve yeterli gerekçeleri gösterilmeden müsaderesine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık ... ve sanık müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/2-a maddesi uyarınca dosyanın Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.01.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.