1. Hukuk Dairesi 2012/10266 E. , 2012/14283 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : EDREMİT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/02/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
**1. Hukuk Dairesi 2012/10266 E. , 2012/14283 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : EDREMİT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/02/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, ıspatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden;davacının murisi olan A...'nin 04.04.2010 tarihinde vefat ettiği, yasal tek mirasçısının ise kardeşi olan davacı olduğu, çekişmeli 628 ile 629 parsel sayılı taşınmazların, miras bırakan A...tarafından 17.03.1983 tarihinde dava dışı A... D...'e intifa hakkını üzerinde bırakıp çıplak mülkiyetinin hibe edildiği, söz konusu taşınmazların 17.05.2010 tarihinde A... D... tarafından davalılar A..., A.... ve Y...'a eşit paylarla satış yolu ile devredildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından dosyaya ibraz edilen Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastahanesince düzenlenen 16.08.1988 tarihli raporda; murisin '' atipik psikoz'' denilen akıl hastalığının bulunduğu ifade edilmiş, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 29.05.1989 tarihli sağlık kurulu raporunda murisin '' şizofreni '' denilen akıl hastalığına sahip olduğu belirtilmiş, yine Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 15.01.2002 tarihli son raporda ise murisin '' kronik psikoz'' denilen akıl hastalığına duçar olduğu belirtilerak, her üç raporda da ortak olarak muristeki belirtilen rahatsızlıkların 1978 tarihinden beri devam ettiği vurgulanmıştır. Bu durumda miras bırakanın 17.03.1983 tarihinde dava dışı Ali'ye yaptığı temlikin hukuki ehliyetsizlik nedeniyle geçersiz olduğu açıktır. Ancak ikinci el durumunda olan davalıların iyi niyetli olmaları halinde edinimlerinin korunacağı kuşkusuzdur. Bilindiği üzere; hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle,alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla Medeni Kanunun 2.maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989, tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023.maddesinin özel hükümleri getirilmiştir. Öte yandan bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş,bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış,iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş,değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarakta tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur.Belirtilen ilke M.K.nun 1023.maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3 ncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024.maddenin 1.fıkrasına göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tesçil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3 ncü kişi bu tesçile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür. Ne varki; tapulu taşınmazların intikallerinde,huzur ve güveni koruma,toplam düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin,iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır.Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi,hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır.Bu nedenle yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı,kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta,şeklen iyi niyetli gözükeni değil,gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması,bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim bu görüşten hareketle "kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğin den (resen) nazara alınacağı ilkeleri 8.ll.l99l tarih l990/4 esas l99l/3 sayılı İnançları Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir. Somut olaya gelince; Bu konuda yeterli bir inceleme yapıldığını söyleyebilme imkanı yoktur.Hal böyle olunca davalıların iyi niyetli olup olmadıklarının yukarıdaki ilkeler uyarınca araştırılması, tarafların bu konuda bildirecekleri delilleren toplanması, toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar venrilesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve noksan soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.