4. Hukuk Dairesi 2021/22777 E. , 2024/8237 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/30 Esas 2016/285 Karar DAVA TARİHİ : 20.01.2015 HÜKÜM/KARAR : Ret Taraflar arasındaki basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat ve kararın yayınlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönün
**4. Hukuk Dairesi 2021/22777 E. , 2024/8237 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/30 Esas 2016/285 Karar DAVA TARİHİ : 20.01.2015 HÜKÜM/KARAR : Ret Taraflar arasındaki basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat ve kararın yayınlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Yayıncılık ve İletişim Ticaret A.Ş.'nin yayımcısı, ...'ın imtiyaz sahibi olduğu ... Gazetesi'nin 17.04.2014 günlü nüshasında yayınlanan haber nedeniyle davacı vakfın kişilik haklarının saldırıya uğradığını, gerçekliğini öğrenmek adına soru önergesi oluşturulan bir konu ile ilgili hiçbir araştırma yapılmadan, somut bir delile dayanmaksızın haber yapıldığını, haberin gerçek olmadığını, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek 20.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden yasal faizi ile beraber davalılardan tahsili ile hükmün yayınlanması isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu haberin TBMM'de yöneltilen soru önergelerine dayanılarak ve iddia kapsamında yapıldığını; haberin güncel olup, kamuoyunu yakından ilgilendirdiğini, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu, davacının siyasi etkinliği yüksek kamusal konularda söz sahibi bir vakıf olduğunu, bu nedenle eleştirilere daha fazla katlanması gerektiğini, haberde özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ilen TBMM'ye davacı vakıf ile ilgili sunulan soru önergesi ile ilgili dava konusu haberin yapıldığı, yayın tarihi itibari ile haberin güncel olduğu ve kamuoyunu ilgilendirdiği; haberde kullanılan söz ve ifadeler değerlendirildiğinde, eser sahibinin kişisel düşüncelerini kendi değer yargısı ve eleştirel olarak sunmasında ve görünür şekli ile haber yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, haberde çarpıcı başlık kullanılmasının gazetecilik tekniği olduğu, davacının kişilik haklarına bir saldırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davaya konu haberin gerçek olmadığını, dava dışı bir milletvekilinin gerçekliğini öğrenmek adına soru önergesi sunduğu bir konu ile ilgili herhangi bir araştırma yapılmadan dava konusu yayının yapıldığını, hukuka uygunluk unsurlarını taşımadığını, bir gazetecinin somut bir delile dayanmadan farazi değerlendirmeler ile kimseyi zan altında bırakamayacağını, haberin görünür gerçeğe de uygun olmadığını, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğunu, siyasi bir kaygı ile vakıf üzerinden algı operasyonu yürütüldüğünü, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını, iddia konusuna ilişkin somut bir delil olmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... Yayıncılık ve İletişim Ticaret A.Ş.'nin yayımcısı, ...'ın imtiyaz sahibi olduğu ... Gazetesi'nin 17.04.2014 günlü nüshasında yayınlanan haber nedeniyle davacı vakfın kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın yayınlanması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 26 ve 28 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3 üncü maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava dışı bir milletvekili tarafından TBMM'de soru önergesi yöneltilen bir konu hakkında dava konusu haberin kaleme alındığı, iddia kapsamında olduğu vurgulanan haberin yayınlanmasında toplumsal ilgi ve kamu yararı bulunduğu, basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, özle biçim arasındaki dengenin korunduğu; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğu, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı bir başlık ile kaleme alındığı, ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında da belirtildiği üzere, özellikle gazetecilerin bir dereceye kadar abartma hakkına sahip oldukları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğini...” ifade edildiği tüm bu açıklamalar ışığında haberde geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı anlaşıldığından, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi