T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/558 Esas KARAR NO : 2025/1511 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUKMAHKEMESİ TARİHİ: 14/12/2023 NUMARASI : 2023/6 Esas - 2023/281 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 28/11/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/558 Esas KARAR NO : 2025/1511 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUKMAHKEMESİ TARİHİ: 14/12/2023 NUMARASI : 2023/6 Esas - 2023/281 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 28/11/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 1,2,3 (....) 43, 44, 45 Sınıflarda tescilli "... Company", "... Grup", "...", "..." "... Best ..." ve "... Group" ibareli markaların sahibi olduğunu, ilgili markaların müvekkili tarafından tanınmış bir marka haline getirildiğini, davalının markasını yazılışı ve renk tonu itibari ile müvekkilinin markası ile aynı tutarak kendi adına farklı bir marka gibi tescil ettirmesinin tamamen kötü niyete dayanmakta olduğunu, tescilin hükümsüz hale getirilmesi gerektiğini, müvekkilinin “...” ortak ibareli markaları ile davalının 2020/27083 başvuru numaralı “... ..." markasının 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç ve 6/1 maddesi yönünden iltibas yaratacak şekilde benzer olduğunu ve aynı kanunun 25. Maddesi gereği dava konusu markanın hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkili adına tescil olunan markasının ana ibare olan "...", renk kombinasyonları ve tescil edildikleri sınıf itibari ile ayniyet içerisinde olduklarını, ortalama tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vermek suretiyle müvekkilinin maddi manevi zararına sebep olduğunu ileri sürerek davalının 2020/27083 başvuru numaralı "... ..." markasının hükümsüz kılınmasını ve sicilden terkinini, davalıya ait markanın müvekkilinin markaları ile haksız rekabet teşkil ettiğini, markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ticaret unvanının esas unsuru olan “...” ibaresini 2007 yılından bu yana kullanmakta olduğunu, bununla beraber “...” markasının müvekkili olan şirketin iştiraki olduğu ... Holding tarafından kullanımının 1976 yılına dayandığını, müvekkili olan şirketin https://www...com/ uzantılı internet sitesinden ... ibaresinin uzun yıllardır markasal kullanıma konu edildiğini, 2010-2011-2012-2014-2015-2016 yıllarına ilişkin arşiv görüntülerinin mevcut olduğunu, müvekkilinin iştiraki olduğu ... Holding’in 2013/40352 başvuru numaralı Koçzer ibareli markanın sahibi olduğunu, bu markada esas unsurun ... ibaresi olduğunu, dava konusu markanın da 2007 yılından beri kullanılmakta olan “...” ibaresine bir kısım eklemelerle ortaya çıktığını, bu markanın serisi niteliğinde olduğunu, müvekkilinin ... ibaresini kullanımının 15 yıl önceye dayandığından davacının taleplerinin sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davaya mesnet gösterilen 2014 56055 sayılı "... group" ve 2012 11421 sayılı "... grup" markalarının tescili üzerinden 5 yıl geçtiğini, "kullanım delili" sunulmasını talep ettiklerini, davacının müvekkili olan şirketten tamamen farklı bir sektörde faaliyet gösterdiğini, davacının kullanmadığı mal ve hizmetler için de tescil konusu ettirerek yedekleme yoluna gittiğini, davacının gıda malzemeleri üretimi ve satışı yaptığını, markaların uzun süredir bir arada var olduğunu, dava konusu müvekkilinin markasında bulunan mal ve hizmetlerin günlük tüketime konu olan ve kolay erişilebilir mallar olmadığından, malların hitap ettiği tüketici kitlesi dikkate alındığı taktirde de markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının ortaya çıkacağını, davacı markasının tanınmış marka olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/12/2023 tarih ve 2023/6 Esas, 2023/281 Karar sayılı kararıyla; "...Bu tespitlerden sonra davacı tarafın hükümsüzlük talepleri değerlendirilmiş, davalı tarafa ait markanın tescil başvuru tarihinin 03.03.2020 tarihi olduğu, ... tescil numaralı ...+ŞEKİL, 2020 157304 ... ve 2020 132862 tescil numaralı ... markalarından daha önce tescil başvurusunda bulunulduğu, hem bu markalar hem de davacı tarafın önceki tescilli markaların benzer unsurlarının ... ibaresi olduğu bu ibarenin tek başına ayırt edici olmadığı, yanına şekil unsurunun da eklendiği, ve best ... ibaresinin eklenerek ayırt edicilik kazandırılmaya çalışıldığı, davalı tarafa ait Davalı markasında ise “haya”, “limi”, “...” ve “...” ibareleri eşit puntolarla aynı biçimde yazıldığı, markaların gerek görsel, gerek işitsel, gerek anlamsal, gerek fonetik yönlerden herhangi bir benzerliği olmamak birlikte, markaları aynı anda ya da farklı mecralarda görecek olan nihai tüketici markaları karıştırma riskinin var olmadığı, bu eksende davalı yana ait markanın SMK 6/1 hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluşmayacağı, yine davacı tarafça davalı tarafın kötü niyetle tescil talebinde bulunduğuna dair bir delil ibraz etmediği, asıl olanın iyi niyet olduğu, davalı tarafın bir pazarlama ve satış şirketi olduğu ve kuruluş tarihinin 30.11.1956 tarihi olduğu dikkate alındığında marka ticareti yapması ya da kullanmayıp yedeklemek için markayı tescil ettirdiğinden bahsedilemeyeceği dikkate alınarak hükümsüzlük talepleri yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı tarafın Davacı tarafın marka hakkına tecavüz yönündeki talebi de değerlendirilmiş, davacı ve davalı taraf adına tescilli markaların işaretler arası benzerlik bulunmadığı, marka ibarelerinde bulunan ... ibaresinin kullanımında davacının marklarında ticaret ünvanının öne çıkarılması şeklinde kullanım bulunduğu, ancak davalı tarafın kullanımının ... ibaresinin benzer kelimesi içinde kullanım olduğu ve tek başına kullanılmadığı, hayalim benzer kelime grubunda hiç bir tüketicinin ... ibaresini öncelikle ve ayrı olarak algılamayacağı, SMK m.7/2-b anlamında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimalinin söz konusu olmadığı, davacı tarafa ait ticaret ünvanında bulunan ... ibaresinin de tek başına kullanımı ve iltibas oluşturacak şekilde kullanımı söz konusu olmadığı dikkate alındığında davacı tarafın marka hakkına tecavüz yönünden de davasını ispat edemediği kabul edilmiş ve davanın tümden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM /Yukarıda açıklanan nedenlerle ;Davanın REDDİNE,..." karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Haksız rekabet iddiasının incelenmediğini, deliller toplanmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 09/10/2023 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınıp alınmadığının gerekçeli kararda açıklanmadığını, raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kötüniyet değerlendirmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemenin “...” ibaresinin ayırt edicilik niteliği olmadığı yönündeki tespitlerinin hatalı olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. G E R E K Ç E : Dava; Marka hükümsüzlük istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlendiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı tarafından, davalının 2020 27083 numaralı ile tescilli "... ..." markasının, davacı adına "..." ibareli tescilli birden fazla markası ile iltibas yarattığı iddiasına dayalı olarak hükümsüz kılınması istemiyle huzurdaki dava açılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, alınan bilirkişi raporunda taraf markaları ve kullanım görsellerine yer verilerek yapılan inceleme ile markalar arasında görsel, işitsel, anlamsal olarak benzerlik bulunmadığının tespit edildiği, markaların tescil sınıflarında yer alan emtia ve hizmetler dikkate alındığında endüstri mühendisi, gıda mühendisi ve marka vekili ile bilirkişi heyetinin teşekkül ettirilmesi yerinde olduğu, somut olayda hükümsüzlük talep koşulları meydana gelmediği gibi SMK'nın yürürlüğe girmesi ile TTK'nın haksız rekabet hükümlerinin kümülatif koruma sağlamayacağı dikkate alındığında ilk derece mahkeme kararı yerinde olup, ileri sürülen istinaf sebeplerinin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 28/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.