4. Hukuk Dairesi 2022/863 E. , 2022/13018 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın Yargıtayca incelenmesi süresi içinde davacı vekilince istenmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, davacı
**4. Hukuk Dairesi 2022/863 E. , 2022/13018 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın Yargıtayca incelenmesi süresi içinde davacı vekilince istenmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, davacı ...'in Diyarbakır ili, Kayapınar ilçesi, Kayapınar Mahallesinde, 1831, 1832, 1835, 1836, ada 1 nolu parselde kayıtlı taşınmazlar üzerinde yaklaşık 30 yıldır zilyed olduğunu, davacının bu taşınmazı ekip biçtiğini, üzerinde kendisine ait meyve ağaçları bağ vs. cinste ağaçlar bulunduğunu, ecrimisil bedelinin ödendiğini, davalı ... Belediyesinin davacının zilyedinde bulunan bağ ve bahçe ağaçların bulunduğu taşınmazlarda yol çalışması yaptığını, davalının yapmış olduğu yol çalışmasından dolayı davacının yıllarca emek verdiği bağ ve bahçelerin zarara uğradığını, davalı belediyenin yapacağı yol çalışmasından önce Diyarbakır 4. Asliye Hukuk Mahkemesince delil tespiti davası açıldığını ileri sürerek zilyetliğin tespitine, tespit ile birlikte davacının zilyetliğinde bulunan muhdesatlarda meydana gelen zarardan dolayı uğradığı 1.000,00 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 07/05/2019 tarihli dilekçesi ile dava değerini 150.267,50 TL'ye ıslah etmiştir. Davalı vekili; husumet itirazında bulunarak davaya konu parsellerden 1831 adanın spor tesis alanı, 1832 adanın ilköğretim tesis alanı, 1835 ve 1836 adanın ise konut alanı olarak planlandığını ve Örfioğlu Vakfına ait olduğunu, davacının 1980 yılından beri davaya konu parselleri kullandığına dair dava dilekçesine ekli belgenin bulunmadığını, Kayapınar Belediyesinin 30.10.2001 tarih ve 40 sayılı meclis kararıyla onaylanan 1/1000 ölçülü Uygulama imar Planında 1832, 1831 ve 1835 parselleri arasında kalan L görünümdeki yol planlanmasının yapıldığını, 06/04/2007 tarih ve 50 sayılı Meclis Kararı ile de aynı bölgeye ilişkin yapılan Revizyon imar Planında bu yolun niteliğinin değişmediğini, dava konusu bölgenin yola giren kısmına ilişkin ilk planlamanın 2001 tarihinde gerçekleştirildiğini, bu alandaki ağaçların 7-8 yaşında olduğunu, davanın kabulü halinde belediyeler ve TOKİ .../.. -2- tarafından gerçekleştirilen uygulama imar planlarından sonra kamusal alan olarak ayrılan yerlere bir kaç ağaç dikip sonradan bedelini istemek suretiyle kamunun zarara uğratılmasına yola açılabileceğini, ayrıca dava konusu parselleri kapsar mahiyette gerçekleştirilen İmar Kanunu 18. maddenin uygulaması çerçevesinde parseller üzerindeki yolun tamamında (DOP) karşılandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince,tapu kayıtlarına göre ağaçların bulunduğu taşınmazların dava dışı Vakıf ile Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu ve davanın bu maliklere yöneltilmediği anlaşıldığından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesince davanın yargı yolu bakımından usulden reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, muhtesatın aidiyetinin tespiti ile muhdesatta meydana gelen zararın tazmini istemine ilişkindir. Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır. İlk derece mahkemesince, tapu kayıtlarına göre dava konusu ağaçların bulunduğu taşınmazların dava dışı Vakıf ve Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu ancak davanın bu maliklere yöneltilmediği gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesince,kararın gerekçe kısmında, davanın yargı yolu bakımından usulden reddinin gerektiği ve ilk derece mahkemesince de aynı gerekçeyle davanın yargı yolu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu durumda; Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde yargı yolu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini belirtmiş olmasına rağmen hüküm fıkrasında ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiş olması çelişkilidir. Bu durumda, bölge adliye mahkemesince; yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde; gerekçe hüküm çelişkisi içermeyen ve infazda tereddüt yaratmayan kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken, Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerine aykırı şekilde, hükümde çelişki ve infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA; dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.