7. Ceza Dairesi 2011/9721 E. , 2012/1917 K. "İçtihat Metni" Askeri yasak bölgeye girmek suçundan sanık ...'ın, 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununun 26. maddesi gereğince 3 ay hapis ve 450 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Urla Sulh Ceza Mahkemesinin 28.06.2010 tarihli ve 2007/20 esas, 2010/415 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 23.08.2011 gün ve 44392 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Ba
**7. Ceza Dairesi 2011/9721 E. , 2012/1917 K.** **"İçtihat Metni"** Askeri yasak bölgeye girmek suçundan sanık ...'ın, 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununun 26. maddesi gereğince 3 ay hapis ve 450 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Urla Sulh Ceza Mahkemesinin 28.06.2010 tarihli ve 2007/20 esas, 2010/415 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 23.08.2011 gün ve 44392 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 03.10.2011 gün ve KYB. 2011-272856 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre; 22.12.1981 tarih ve 17552 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununun "Askeri Yasak Bölgeler" başlıklı 2. maddesinin (a) bendine göre "Genelkurmay Başkanlığının göstereceği lüzum üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile askeri yasal bölgeler kurulabilir veya kaldırılabilir. Askeri yasak bölgeler 1 inci ve 2 nci derece askeri yasak bölge olmak üzere ikiye ayrılır" "Bölgenin Sınırı" başlıklı 4. maddesinde ise, "Askeri yasak bölgeler ile özel güvenlik bölgelerinin kurulması hakkındaki Bakanlar Kurulu kararı ile askeri güvenlik bölgelerinin kurulması hakkındaki Genelkurmay Başkanlığı kararına akli uygun ölçekli haritalar ve koordinat listelerinde bu bölgelerin sınırları da belirtilir." 2565 sayılı Kanunun "Birinci Derece Deniz Askeri Yasak Bölgeleri" başlıklı 10. maddesinde; Birinci derece deniz askeri yasak bölgeleri; a)Birinci derece kara askeri yasak bölgelerinin sahilde bittiği noktadan itibaren deniz yönünde, b)Denizdeki tesislerin çepeçevre her tarafında, en az yüz metre, en çok bir deniz mili uzaklıktan geçirilen noktaların birleştirilmesi suretiyle tespit olunur. Bu mesafeler savunma ihtiyacı veya bölgenin özelliklerinin zorunlu kıldığı hallerde Genelkurmay Başkanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararıyla kısaltılabilir veya uzatılabilir." ve anılan Kanun'un "Birinci Derece Deniz Askeri Yasak Bölgelerinde Uygulanacak Esaslar" başlıkla 11. maddesinin (b) ve (e) bendlerinde; "Türk ve yabancı deniz araçları ancak fena hava şartları veya teknik arazılar nedeniyle ve havanın denize açılmaya imkan vermesine veya arızanın giderilmesine kadar birinci derece deniz askeri yasak bölgelerine ve bu bölgelerdeki körfez, koy, liman gibi yerlere uluslararası işaretleri göstererek sığınabilirler. Bu şekilde sığınan deniz araçlarının sorumluları yetkili komutanlığa veya mahalli mülki idare amirliğine durumu nedeniyle birlikte derhal bildirmek zorundadırlar. Birinci derece derece askeri yasak bölgesine sığınan deniz araçlarının burada kalmasına izin verilmediği takdirde, yetkili komutanlık mahalli mülki idare amiri ile işbirliği yapmak suretiyle, aracın mümkün olan en kısa süre içinde bu yeri terketmesine, savunma tesislerine ve güvenliğine zarar verebilecek her türlü hareketleri önlemeye yarayan bütün tedbirleri almaya ve gerekli görülen hallerde aracın ve kişilerin güvenliğine zarar gelmeyeceğinden emin olmak kaydıyla, deniz aracını bölge dışındaki en yakın müsait barınma yerine çektirmeye yetkilidir." düzenlemeleri mevcuttur. 2565 sayılı Kanunun 26. maddesinde "Fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde; bu Kanun'un 9, 13, 17, 18 ve 21 inci maddeleri ile 11 inci maddenin (b) bendinde belirtilen yasaklara ve tahditlere uymayanlar ile anılan maddelerde yer alan gerekli bildirimi yapmayanlar hakkında üç aydan altı aya kadar hapis cezası ve beşbin liradan yirmibeşbin liraya kadar para cezası hükmolunur. Bu maddeler gereğince verilmiş izinleri savunma güvenliğine zarar verecek şekilde kullananlar hakkında bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin liradan ellibin liraya kadar ağır para cezası" hükmolunacağı düzenlenmiştir. Sanık hakkında "balık avlarken Bakanlar Kurulu kararı ile 1. Derece deniz askeri yasak bölgesi olarak kurulan sahaya girdiğinden" bahisle 2565 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca cezalandırılmaları için kamu davası açılmıştır. Anılan Kanunun yukarıda belirtilen maddelerine göre 1. derece deniz askeri yasak bölgesi ve bu bölgelerin çevresindeki emniyet mesafesi ile bu bölgelerde uyulması gereken yasaklar idarenin düzenleyici işlemi ile belirlenmektedir. 5252 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde "Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır" hükmü mevcut olup anılan yasa hükümlerinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun genel hükümlerine uyum amacıyla bir değişiklik yapılmadığından 5237 sayılı Kanunun 5. maddesinin 2565 sayılı Kanun yönünden 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe girdiğinin kabulü gerekir. Sanığın üzerine atılı eylem, ceza içeren özel bir hukuk düzenlemesi olup, 5237 sayılı Kanunun 5. maddesinde sözü edilen özel ceza kanunları ya da ceza içeren kanunlar kapsamında bulunmaktadır. O halde özel kanunda suç olarak düzenlenen eylem, 5237 sayılı Kanunun 2. maddesi hükmü kapsamında değerlendirilmelidir. Anılan maddeye göre "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz." 2565 sayılı Kanun hükümleriyle getirilen ve idarenin düzenleyici işlemleriyle konulan yasaklamalar, yasakların uygulama alanı ve bu alanların sınırlarının belirlenmesine dair bu düzenlemeler 5237 sayılı Kanunun 2. maddesinde öngörülen kanununilik ilkesine uygun bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, 5252 sayılı Kanunun geçici birinci maddesi ile 5237 sayılı Kanunun 2 ve 5. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; 2565 sayılı Kanunun 21 ve 26. Maddelerinde suçu tanımlayan hükümlerinin tümüyle zımni olarak ilga edildiğinin ve atılı eylemin artık suç oluşturmadığının kabulü ile beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Urla Sulh Ceza Mahkemesinin 28.6.2010 gün ve 2007/20 Esas, 2010/415 Karar sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, cezanın kaldırılmasına, 13.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.